AÜ İngilizce Öğretmenliği Lisans Programı 4. sınıf

____________________________________________________________________
AÜ Açıköğretim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Lisans Programı

AÜ Açıköğretim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Lisans Programı

’nin İOLP bölümü dört yıllık ve dördüncü yılı son yılı olması açısından biraz farklı bir öneme sahip. Bu yılın genel problemleri genellikle; son yıl olması, 2 uygulaması ve !

Dördüncü sınıf son yıl olduğundan olası bir sınıfta kalmanın etkisi diğer yıllara göre farklı olabiliyor. Aslında her nasılsa okul bir sene uzuyor ama son yılda uzatmak daha tuhaf işte. Bir kere bütünleme sınavlarımız Eylül ayında olduğu için KPSS sonucunda tek atamanın yapıldığı yıllarda (Ör; 2010) bu sınava kalmak atanmanızı engelleyebileceği için sınıfta kalmak değil, bütünleme sınavına kalmak bile önemli olabiliyor.

Genel olarak bu yılki dersler üçüncü sınıftaki derslerle bağlantılı ve onların üzerine olduğundan üçüncü sınıfa göre daha kolay gibi duruyor. Gibi duruyor diyorum, çünkü ben de hala bir dördüncü sınıf öğrencisiyim. 🙂 Üçüncü sınıfta alacağınızı iyi aldıysanız dördüncü sınıfta da fazla zorlanmıyorsunuz.

Ayrıca üçüncü sınıfı dershaneye vs. gitmeden geçmişseniz dördüncü sınıfı daha da rahat geçebilirsiniz. Hani son sınıf diye üçüncü sınıftan daha fazla korkulacak bir şey değil. Tabi dershanenin farklı şeylerde katkısı oluyor yine…

Dördüncü sınıftaki önemli bir mevzu Okul Deneyimi II uygulaması. İkinci sınıfta yapılan uygulamadan farklı olarak bu yıl sadece gözlem değil, ilk dönem 15 – 20 dk., ikinci dönem de tam bir ders saati öğretmen olarak ders işliyorsunuz. Okul Deneyimi II dersi için iki haftada bir bir plan hazırlıyorsunuz ve bunu e-portfolyo sistemine yükleyerek uygulama öğretmeniniz (Uygulama okulunuzdaki ilgili öğretmeniniz) ve rehber öğretmeninizden (Üniversiteden bir eğitim görevlisi.) bu plana dönüt alıyorsunuz. Öğretmenleriniz bu planlara not veriyor. Sonrasında da bu dönüte göre de planınızda gerekli değişiklikleri yapıp sonraki hafta bu yeni plana göre uygulama okulunuzda uygulama öğretmeninizin gözetiminde bir ders işliyorsunuz. Bundan sonra da dersinizin nasıl geçtiği, yararlı olup olmadığı, eksik veya iyi yönleriyle ilgili bilgilerin olduğu bir yansıtma raporu (Reflection) yazıp bunu da e-portfolyo sistemine yüklüyorsunuz. Bu da sadece uygulama öğretmeniniz tarafından not veriliyor.

Okul Deneyimi II planlarını yazmak kolay şey değil. Dönem başında yaptığınız plana ve uygulama öğretmeninizle de anlaşarak işleyecek bir konu seçtikten sonra onu nasıl, ve ne ile işleyeceğinizle ilgili sorular sarıyor beyninizi. Ders kitaplarınızdan ya da diğer kaynaklardan (Ör; ) yararlanarak konuyu işleyişinizde kullanacağınız aktiviteler hazırlayıp bunu plana yazıyorsunuz. Tabi plan da örnek bir ders işleyişinde öğrencilerinize yapacağınız kounşmalar, onların size verebileceği olası yanıtlar ve o yanıtlara sizin vereceğiniz tepkileri diyalog şeklinde içeriyor. Diyalog derken aşağıdaki şekilde:
T: (Öğretmen) Today…
Ss: (Bu da öğrenciden gelebilecek tepki) …
T: Now, …
Ss: Right…

Planda öğrencilere aktivitelerinizi yaptırırken kullanacağınız cümleleri, açıklamaları her şeyi yazıyorsunuz. Sadece şunu bunu dedim şeklinde değil tabi, mesela öğrencinin yaptığı hatayı düzeltme biçiminizi de yazmalı, ya da öğrencinin olası bir farklı konuyla ilgili çıkışında ne yapacağınızı da belirtmeli. Plan dosyasına tahta kullanacaksanız tahta planı, farklı resim vs. şeyler kullanacaksanız onların bir görüntüsü vs., ve kullandığınız diğer kaynakların kopyaları ya da Ağ’daki bir kaynak ise bağlantılarını eklemeniz gerekiyor. Ayrıca bir de gerekçelendirme (Rationale) kısmı yazıyorsunuz ki burada planda nerede neyi neden yaptığınızı açıklıyorsunuz.

Bu şekilde planı hazırlamak beş saat kadar sürebiliyor. Daha da uzun olabiliyor tabii de çok kısa da olamıyor. Ya da olursa da düşük not alma tehlikesini hatırlatırım. Not kısmı zaten biraz karışık ki her öğretmenin disiplin fikri kendisine özel olduğundan hepsinin istediği şeyler farklı olabiliyor. Mesela biri ders kitaplarına çok sıkı bağlı planlar isterken diğer biri öğrencinin çok daha rahat olmasına izin verebiliyor. Hatta öyle ki ders kitabında geçen bir aktiviteyi uygulamış öğrencisine bu olmamış bunu değiştir diyebiliyor. 🙂

Topluma Hizmet Uygulaması diye bir uygulama da var. Bu her hafta belirli bir gün ekonomik durumu iyi olmayan ailelerin çocuklarını iki ders kadar çalıştırdığımız bir etüt uygulaması şeklinde. Bunun için sene başı bir plan yapıyoruz ve daha sonrasında planımıza uyarak haftada iki ders saati çalıştırıyoruz öğrencilerimizi. Bu da bir öğretmenlik uygulaması ama Okul Deneyimi uygulamasından farkı her ders için bir plan yazmamıza gerek olmaması. Bunun yerine sadece o iki dersteki aktivitemize yönelik hazırlıklar yapıyoruz. Bunlar da daha çok kişisel çapta ve öğrencilere kaynak bulma gibi hazırlıklar. Etüt dersimiz bittikten sonra da derste yaptığımız aktivitelerle ilgili bir rapor yazıp bunları biriktiriyoruz ki sene sonu bunlar üniversiteye gönderilecek ve bunlardan not alacağız.

Etüt dersimiz ilköğretim öğrencileriyle olduğundan liseye göre daha eğlenceli ve basit aktiviteler olması gerekiyor. Zaten sürekli farklı farklı aktivite yapmak öğrenci üzerinde stres de yaratabileceğinden ders kitaplarından öğretmenlerinin verdiği ödevleri de yaptırabiliriz ki evde ders yapma gereğini ortadan kaldırdığı için bunu severler. Neyse bu konu farklı bir yazı gerektirir, geçiyorum.

Dershanelerin faydası da işte bu işlerin arasında düzenli bir program sunarak sizin çalışmanızı sağlamaları ve bu etkinliklerde de size yol gösterici olabilmeleri. Hani günlerce plan yazma telaşının içinde çalışamayacağınız derslere çalışmanızı sağlıyorlar. Ancak olmazsa olmaz demiyorum kesinlikle, daha çok kendine güvenemeyene göre veya cüzdanına fazla güvenene göre bir şey bence. 🙂 Hani kendine güvenemeyen derken de bütünlemeye kalırsa KPSS’nin bir işe yaramayacağı gerçeğini de unutmamak gerek!

KPSS sınavı da son yılki baş belalarımızdan biri. Bu sistemde her yıl puanlar yükseldiğinden, her geçen yılda bu sınavda başarılı sayılmak daha da zorlaşabiliyor. Mesela iki yıl önce arkadaşımızın atandığı puanı almak sözleşmeli öğretmen olarak atanmamıza bile yetmeyebiliyor. 🙂 Böyle olunca da öğrenci bir an önce sınavı kazanıp sonraki senelere kalma ihtimalini azaltmak istiyor. Çünkü bu yıl yapamazsa gelecek yıl bu yılki yapabildiği aynı değeri bile ifade etmiyor olacak. Bu sebepten de öğrencilerin çoğunluğu dördüncü sınıfta KPSS’ye iyi hazırlanarak ilk seferde kazanıp daha sonra uğraşmamak ister.

Tek başına çalışmak yeterli olacak gibi görünmediğinden KPSS kursları devreye girer. Bunlar konusunda dershaneleri kadar gitmeseniz daha iyi olur demeyeceğim. Ne yazık ki ülke gerçekleri bunu söylememi engelliyor. Kursta sonuçta evde uygulayacağınızdan çok daha iyi bir program var ve başınızda size yol gösteren rehber öğretmenleriniz ve de düzenli yapılan deneme sınavlarınız var. Bu şekilde KPSS’ye hazırlanan öğrencilerin yanında evde tek başına çalışmaya çalışarak yarım yamalak hazırlanmak biraz bana da tuhaf geliyor. Hani kursa giden kesin kazanacak diye de bir şey yok ama gitmeden kazanmak çok daha fazla emek isteyecek. Hem de bir yıl kursa gitmeyip kazanamadıktan sonra gelecek yıl onun pişmanlığı ile zoruna gitme durumunun oluşması ihtimali de azalır. Özetle şartlarında İOLP’linin KPSS’ye dershanede hazırlanması iyi olur.

KPSS ile ilgili İÖLP’lileri ilgilendiren bir konu yukarıda da dediğim gibi bütünleme sınavına kalma durumudur. Eğer bütünleme sınavına kalırsanız KPSS’de iyi bir puan elde etseniz bile okulunuzu hala bitirememiş olduğunuzdan atanamazsınız. Tek atamanın olduğu yıllarda da bu ciddi bir problem olabilirki, KPSS kursuna para dök vs. 69 ile bir dersten büte kaldığından dolayı bir sonraki KPSS sınavını bekle. Bu da tabii bir sürü masraf demek yine. Ne yazık ki bölüm kurallarımız böyle, şu an konuyla ilgili dilekçe ile vs. bütünleme sınavını ileri bir tarihe almaya yönelik istekler bildiriliyor ama henüz bir şeye yaramış değil.

Bu KPSS mevzundan dolayı kesinlikle bütünlemeye kalınmayacak bir yıl bu yıl mesela. Kazanacak puanın olsa bile bir yıl beklemen gerekecek ve daha kötüsü o aldığın puan özel sektör dışında hiçbir işine yaramayacak. Bu sebeple dördüncü sınıfta kesinlikle bütünleme sınavına kalmamaya bakılarak çalışılmalı…

Özetle; dördüncü sınıf üçüncü sınıfa göre (en azından bana) daha kolay gibi görünüyor. Bu sebepten üçüncü sınıfı dershaneye gitmeden geçebilmiş iseniz bu yıl açınızdan daha da rahat olacaktır. Tabi son yılım deyip cesaret edemeyip dershaneleri de düşünebilirsiniz, kapitalizm paranıza asla hayır demez. 🙂 Derslerden başka Okul Deneyimi II uygulamamız var ki sınav dönemlerinden bile yorucu olabiliyor. Etütlerimiz de plan yazma olayının Nirvana’sına ulaşmadan yaptığımız okul deneyimi çalışmalarımız. Tüm bu çabaların amacı okulu bitirmek olsa da ondan sonra KPSS sınavı belası olacak başımızda ki buna da ilk dönemden itibaren çalışmanız hazırlanmaya başlamanız iyi olacak. Tabi bu sınav için kurslara giden binlerce kişiyi düşününce kursa gitmeden kazanmaya çalışmak da biraz büyük bir riske girmek gibi görünüyor.