<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>F Tipi Blog - Made in Satisfaction &#187; Çevre Kirliliği</title>
	<atom:link href="http://www.f-blog.info/etiket/cevre-kirliligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.f-blog.info</link>
	<description>Ferhad Fidan&#039;ın Blogu. Bilim, Teknoloji, Bilgisayar, İnternet, Eğitim, Cep Telefonu, Eğlence.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 22:23:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Alternatif enerjili sistemde inverter klima ile ısınma?</title>
		<link>http://www.f-blog.info/alternatif-enerjili-sistemde-inverter-klima-ile-isinma/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/alternatif-enerjili-sistemde-inverter-klima-ile-isinma/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 21:57:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[GEEK Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5518</guid>
		<description><![CDATA[Evde rüzgar enerjisi yazıma gelen bir yoruma cevap yazarken aniden aklıma gelen bir şey oldu; inverter özellikli klimalar! Bu tip klimalar eski tip sabit bir termostata sahip klimalar gibi, sıcaklık belirli bir derecenin altına düştüğünde kompresör ve fanlarını tam yük çalıştırıp ortamın sıcaklığını ayarlanan değere yükselttiğinde durmuyor. Böyle yapıldığında klima ısıtma donanımına tam yüklendiğinden enerji [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Evde rüzgar enerjisi" href="http://www.f-blog.info/evde-ruzgar-enerjisi/">Evde rüzgar enerjisi yazıma</a> gelen bir yoruma cevap yazarken aniden aklıma gelen bir şey oldu; inverter özellikli klimalar! Bu tip klimalar eski tip sabit bir termostata sahip klimalar gibi, sıcaklık belirli bir derecenin altına düştüğünde kompresör ve fanlarını tam yük çalıştırıp ortamın sıcaklığını ayarlanan değere yükselttiğinde durmuyor. Böyle yapıldığında klima ısıtma donanımına tam yüklendiğinden enerji tüketimi anlık olarak gayet yüksek oluyor. Bildiğim kadarıyla bu klimalar, devamlı çalışarak odanın ısısını sabit tutmaya çalışıyor. Bu durumda da sıcaklığı sabit tutmak için aniden çok yük çekerek çalışmak yerine, devamlı olarak kompresör ve fanlarını düşük devirde ve güçte çalıştırıyor. Yani sürekli çalışırken şebekeden daha az elektrik çekiyor.<span id="more-5518"></span></p>
<p>Harcanan enerji olarak iki tip klima da aynı enerji ile aynı işi yapıyor olabilir. Inverter klimalar daha tasarruflu deniyor ama aynı işi yapmak için aynı enerjinin harcanması kuralı gereği, sonuçta ortak harcanan bir miktar var. Tabi aradaki farktan dolayı da inverter klimalar bir miktar daha tasarruflu olmalı.</p>
<p>Burada önemli nokta, normal klima ısıtma yaparken anlık olarak 2 KW/s enerji çekiyorsa, inverter klima devamlı olarak düşük güçte çalıştığından birkaç yüz Vat akım çekerek de çalışabilir.</p>
<p><a title="Evde rüzgar enerjisi" href="http://www.f-blog.info/evde-ruzgar-enerjisi/">Evde rüzgar enerjisi</a> yazımda bahsettiğim rüzgar enerjisi sistemi, eski tip klimaları çalıştırırken zorlanabilir. Çünkü klima sistemin kaldırabileceğinden daha fazla enerjiyi bir anda çekmeye çalışıyor. Inverter klimalar ise sistemden sürekli olarak, ama daha düşük yükte akım çekecek ki bunu sağlamak bu rüzgar enerjisi sistemi için daha kolay olabilir.</p>
<p>Tabi ısıtma amaçlı rüzgar enerjisi sistemi kullanmak, eminim yazdığım kadar da kolay değildir. Inverter da olsa, klima mutlaka sistemi zorlayacaktır. Bu da daha güçlü bir inverter, daha fazla miktarda akü ve aküleri şarj etmek için de daha fazla sayıda rüzgar jeneratörü, hatta güneş pilleri ile de destekleme gerektirir.</p>
<p><a title="Evde rüzgar enerjisi" href="http://www.f-blog.info/evde-ruzgar-enerjisi/">Evde rüzgar enerjisi</a> yazımdaki sistem 7.5 bin TL tutarında bir sistem. Güneş pilleri eklersek de 10 bin TL gibi yapıyor. Ama hala evi günümüz kullanımı gibi idare etmesi zor. Elektriği şebekeden alır gibi kullanabileceğimiz bir rüzgar ve güneş enerjisi sistemi 20 bin TL gibi bir masraf demek oluyor hala.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/alternatif-enerjili-sistemde-inverter-klima-ile-isinma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evde rüzgar enerjisi</title>
		<link>http://www.f-blog.info/evde-ruzgar-enerjisi/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/evde-ruzgar-enerjisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2012 03:25:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[GEEK Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5505</guid>
		<description><![CDATA[Bizim ev şehir dışında bulunması nedeniyle iyi rüzgar alan bir konumda. Dolayısıyla bir rüzgar türbini yapıp elektriği bedavaya getirmek de hep akılda çakan şimşekler arasında. Tabi yapmaya niyetlenen yine yok. Ağ&#8217;da bir arama yapayım dedim de, işimi &#8220;BELKİ&#8221; görebilecek bir sistem buldum. Hani yakın zamanlarda kendim yapacağım yok böyle bir şeyi. Fiyatı hani pek uygun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim ev şehir dışında bulunması nedeniyle iyi rüzgar alan bir konumda. Dolayısıyla bir rüzgar türbini yapıp elektriği bedavaya getirmek de hep akılda çakan şimşekler arasında. Tabi yapmaya niyetlenen yine yok. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> <span id="more-5505"></span></p>
<p>Ağ&#8217;da bir arama yapayım dedim de, işimi &#8220;BELKİ&#8221; görebilecek bir sistem buldum. Hani yakın zamanlarda kendim yapacağım yok böyle bir şeyi. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Fiyatı hani pek uygun değil ama kendisini <a href="http://www.f-blog.info/etiket/ben/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ben">ben</a> öleceğime yakın amorti edecek gibi bir sistem. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>TREDAŞ&#8217;a bayıldığım faturalardan biliyorum ki, günlük tüketim ortalamamız 5 KW falan. Bulduğum rüzgar türbini sistemi de 5 KW kadar günlük üretime sahip. Fiyatı 7.629,23 TL + KDV! Yani az para değil. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Biraz pahalı ama sadece rüzgar jeneratörü fiyatı değil bu. Sistem için gerekli olan aküler, akü şarj aleti, inverter da fiyata dahil.</p>
<p>Genel olarak oturma odasını, oda aydınlatmalarını ve sabit çalışan buz dolabını çalıştırabilecek bir sistem. Diğer işlemler için ise elektrik şebekesini kullanmak gerekiyor yine.</p>
<p>Sistem <a href="http://www.ezg.com.tr" target="_blank">EZG.com.tr</a>&#8216;deki <a title="1kw Rüzgar Jeneratörü Paket Sistemi" href="http://www.ezg.com.tr/magaza/main/urunler/p/82-1kw-ruzgar-jeneratoru-paket-sistemi" target="_blank">1kw Rüzgar Jeneratörü Paket Sistem</a>i ürünü.</p>
<div id="attachment_5506" class="wp-caption alignnone" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-5506" title="1kw Rüzgar Jeneratörü Paket Sistemi" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2012/01/ezg_jenerator_buyuk_off_grid_RUZGAR_1.jpg" alt="1kw Rüzgar Jeneratörü Paket Sistemi" width="500" height="375" /><p class="wp-caption-text">1kw Rüzgar Jeneratörü Paket Sistemi</p></div>
<div id="ujs_extra_links_place_holder" style="display: none;"><a style="display: none;" href="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2012/01/ezg_jenerator_buyuk_off_grid_RUZGAR_1.jpg">[UserJS ExtraLinks Img] ezg_jenerator_buyuk_off_grid_RUZGAR_1.jpg</a></div>
<p>Sistemin teknik özellikleri şöyle imiş:</p>
<blockquote><p>Günlük Enerji Üretimi: 5 kwh/Gün<br />
Rüzgar Jeneratörü Gücü : 1kw<br />
Sistem Akü Voltajı: 48V DC<br />
İnvertör Gücü ve Tipi: 1 kw Tam Sinüs<br />
İnvertör Modeli: Cotek SK1000-248<br />
Şarj Kontrol Cihazı: EZG Şarj Kontrol Cihazı<br />
Montaj Direği Tipi: 6m Gerdirme Halatlı ,Galvanizli<br />
Akü Adedi : 4 Ad<br />
Akü Tipi : VRLA Jel<br />
Akü Modeli : 100 Ah FZA<br />
Çalıştırılabilecek Cihazlar : Aydınlatma + TV+ Buzdolabı</p></blockquote>
<p>Bu güçte bir güneş paneli paketleri de buna yakın fiyatlarda satılıyor sitede. Uzun vadede kârlı yatırımlar ama, son kaçak elektrik kazığı yiyerek ödenmiş 50 TL&#8217;lik faturamı her ay ödediğimi baz alsam bile bu sistemin kendi giderini amorti etmesi on yıldan fazla zaman alacak. Ha bir de, sistemin karşılayamadığı yükler olacak olan fırın, termosifon, elektrikli ısıtıcı, klima vs. yükler için şebekeden elektrik kullanmak zorunda kalacağım. Hani bu da sistemin kendi bedelini karşılama ömrünü daha da uzatıyor. Bir de rüzgârdaki düzensizlikleri hesaba kattıkmı işin tadı kaçıyor. Sistem kışın soğuk ve rüzgârlı havalarda ihtiyacım olmayacak kadar elektrik üretebilir ki, ısınma amacıyla kullanabilirim. Ama rüzgârsız anlarda da akülerin ne kadar zaman bana elektrik vereceği ayrı bir mesele.</p>
<p>Tabi burada bahsettiğim rüzgar enerjisi paketi rastlantı ile karşıma çıkan bir paket. Mutlaka daha ucuzları ve daha pahalıları da var. Ama genel olarak bu teknolojinin bugünkü durumu böyle. İlk yatırım maliyeti yüksek, kendini amorti etmesi uzun zaman alıyor, tek başına stabil ve güvenle kullanılacak bir sistem değil, şebekeye bağlı kalmak hala gerekli. Belki devreye birkaç güneş pili de eklenerek rüzgârsız anlardaki stabiliteyi arttırabiliriz ama güneş pilleri de ucuz değil ki! Direkt olarak sistemin maliyetini katlıyor.</p>
<p>Hani daha uzun seneler sonra denemeyi düşünmem gereken bir şey bu. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/evde-ruzgar-enerjisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marketlerde yiyecek israfı #BAD11</title>
		<link>http://www.f-blog.info/marketlerde-israf-bad11/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/marketlerde-israf-bad11/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 00:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Wordpress-Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Blogosfer]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5319</guid>
		<description><![CDATA[Blog Action Day 2100 #BAD11 çerçevesinde Food yani besin temalı bir yazı girmemiz gerekiyordu da, aceleye gelecek biraz, vakit sorunum var. Diyeceğim de kısa, deyip gideceğim, ayıp olmasın. Şimdi Dünya&#8217;da besin ile ilgili olan temel problem kaynakların az olması değil, olan kaynakların bazılarına az bazılarına da çok paylaştırılmış olması. Peki bundan çokça pay alanlar bunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Blog Action Day 2100 #BAD11 çerçevesinde Food yani besin temalı bir yazı girmemiz gerekiyordu da, aceleye gelecek biraz, vakit sorunum var. Diyeceğim de kısa, deyip gideceğim, ayıp olmasın.<span id="more-5319"></span></p>
<p>Şimdi Dünya&#8217;da besin ile ilgili olan temel problem kaynakların az olması değil, olan kaynakların bazılarına az bazılarına da çok paylaştırılmış olması. Peki bundan çokça pay alanlar bunun hepsini tüketiyor mu? Hayır, nerede çokluk orada bokluk. İsraf ediyor.</p>
<p>Çinli&#8217;ler pirinç yediklerinde tabaklarında bir tane bile pirinç artığı bırakmıyormuş diyorlar. Sebebi ise her Çinli bir pirinç tanesi bıraksa, o pirinçler toplandığında kim kaç kişinin doyurulabileceği gerçeği. Kişisel olarak tabağın yeterince tüketilmeden bulaşığa atılması taraftarı değilim, işte de iş arkadaşlarıma yemeyecekleri kadar yemek aldıkları için kızıyorum, çeşit çeşit yemek alıp azar azar yiyor sonra gerisini de çöpe atıyorlar. Buradan ötesi yemek şirketinin onları kime vererek değerlendireceğine kalmış.</p>
<p>Ha bir de işin kişisel ötesi israf olayı var. Meyve sebzeyi ucuza satan marketler bol miktarda ürün alıp depolarında biriktirir ve belli vakitlerde ya da günlerde bunu mağazalarına dağıtırlar. Tabi bu dağıtım sipariş üzerine ya da önceki dönemlerin satış ortalamasına göredir. Yani geçen hafta Cuma günü 10 kasa domates satılmış ise bir sonraki hafta da 10 kasa domates siparişi verilir Cuma günü için. Ya da mağazada ürün kalmamıştır, sonraki günün sevkiyatı ile ürün istenir vs. Depoda beklemiş olan ürünler mağazaya gelir, orada da satılana kadar beklerler. Tabi bu bekleyiş, karpuzu büyüten cinsten bir bekleyiş değil. Ürünlerin zarar görmesi ile sonuçlanıyor. Ürünler çürüyor, sinekleniyor, mikroplanıyor vs. Tabi bu ürünler çürük şekilde satılamayacağından kârlılıkları azalıyor. Satılamayacak ve kötü hisler uyandıran ürünlerin tezgâhtan da uzaklaştırılması gerekiyor ki müşteriler sağlam ürünleri satın alabilsin. Burada da genellikle bozulan ürünler çöpe atılarak bertaraf ediliyor. Bu da pek çok market, bakkal, manav vs. firmanın olduğu günümüzde çok miktarda atık yiyecek demek.</p>
<p>Mesela ilk iş günümde meyve sebze içindeki bozukları ayıklamam söylenmişti. İçinde çok miktarda olmasına rağmen çöpe atmamak için ayıklayamıyordum tam olarak. Sonra müdürüm atılan yani fire verilen miktarı da kaydetmem gerektiğini söyledi. Örnek de verdi; mesela 18 KG domates attın çöpe, bunu kaydedeceksin. 18 KG domatesi çöpe atabileceğimi öğrendim orada. Sonra başladım tüm bozuk, çürük ürünleri atmaya. Toplamda 20 &#8211; 30 &#8211; 50 &#8211; 50 KG&#8230; Sağlıksız sipariş ile de birleşince uzun süre günlük olarak bir 50 KG manav ürünü firesi vermişizdir.</p>
<p>Tabi tek manav değil, ilgisiz kasap ve şarküteri çalışanları ve eksik denetim sonucu 50 KG etin de çöpe atıldığı olabiliyor. E köfte yapsan bir gün sonra yemyeşil oluyor, ne yapacaksın o eti? Ne kadar pahalı olursa olsun fire vermek zorundasın&#8230;</p>
<p>Bazı marketler fireler konusunda daha iyi politikalara sahip olsalar da, çoğu yerdeki durum böyle. Tüm Dünya&#8217;yı düşündüğümüzde daha satılmadan çöpe giden ürün miktarı kim ne kadardır bilinmez. Ama bunun müthiş bir israf olduğu ortadadır.</p>
<p>Bunu önlemek için ne yapmalı? Biz genelde son vakitlerini yaşayan ürünleri müşteriye yarı fiyatına vermeye çalışırız. Yani madem çöpe gidecek, hiç değilse biraz bir şey kazandırsın ki boş boş atmış olmayalım. Mesela, müşteri 3 KG muz alıyor. Muzun kilosu 3,79 TL. 11,37 TL yapar toplamda. Ama <a href="http://www.f-blog.info/etiket/ben/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ben">ben</a> bunun yerine teraziye bir 1.5 LT gazoz şişesi koyarım, yarı ağırlığını tartarım. Böylece müşteri 3 KG muz için 5 TL para öder, kendi de yaptığı alışverişten memnundur, <a href="http://www.f-blog.info/etiket/ben/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ben">ben</a> de ürünleri çöpe gitmekten kurtardığıma&#8230; Gerçi ekonomik ürün fiyatları da tanımlanmıştır bozular ürünler için. Ama her markette bunlar takip edilmediğinden bazen gerçek ürün fiyatından bile pahalı oldukları olabiliyor. Bu durumda en iyisi, ya ürünü daha düşük fiyatlı bir ürün olarak tartmak, ya da ürünü daha hafif tartmak.</p>
<p>Siz de alışveriş yaparken dökme üzüm vs. alarak israfı önlemeye yardımcı olabilirsiniz. Mesela lokanta, restorant gibi yerler de geçmeye başlamış domates vs. ürünleri ucuzdan alırlar. Bazen tanınan fakir kişilere de verilebilir ümitsiz ürünler ama, bunun o kişileri daha fazla buna alıştırabilmesi olasılığı da olduğundan her zaman tercih etmeyiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/marketlerde-israf-bad11/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Veri merkezi güç tüketimleri</title>
		<link>http://www.f-blog.info/veri-merkezi-guc-tuketimleri/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/veri-merkezi-guc-tuketimleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 May 2011 01:23:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[değersiz bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4831</guid>
		<description><![CDATA[İnternet kavramı olmasa, Dünya çok daha temiz bir yer olabilirmiş. Kaynak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet kavramı olmasa, Dünya çok daha temiz bir yer olabilirmiş. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> <span id="more-4831"></span></p>
<div id="attachment_4832" class="wp-caption alignnone" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-4832" title="ABB DataCenter infographic" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/05/ABB_DataCenter_infographic_720.jpg" alt="ABB DataCenter infographic" width="500" height="2203" /><p class="wp-caption-text">ABB DataCenter infographic</p></div>
<p><a href="http://www.abb.com/product/ap/db0003db004052/e950c90f13518ffbc125788f0030bda0.aspx" target="_blank">Kaynak</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/veri-merkezi-guc-tuketimleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çılgın proje ve gerçekler</title>
		<link>http://www.f-blog.info/cilgin-proje-ve-gercekler/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/cilgin-proje-ve-gercekler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Apr 2011 23:27:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4749</guid>
		<description><![CDATA[Alıntıdır. Bu köşede hep tozların etkileri veya meteoroloji ile ilgili haberler ile tanıdınız. Ama benim asıl uzmanlık alanım deniz bilimleridir. Uzmanlığım da Türk Denizleri özellikle de Marmara Boğazlar ve İstanbul Haliç&#8217;i dir. Yani bu konularda uzmanım, konuşabilirim hem de göğsümü gere gere. Şimdi gelelim en son proje önerisine. Size çok basit dilde anlatayım. Karadeniz&#8217;i bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alıntıdır.</p>
<p>Bu köşede hep tozların etkileri veya meteoroloji ile ilgili haberler ile tanıdınız. Ama benim asıl uzmanlık alanım deniz bilimleridir. Uzmanlığım da Türk Denizleri özellikle de Marmara Boğazlar ve İstanbul Haliç&#8217;i dir. Yani bu konularda uzmanım, konuşabilirim hem de göğsümü gere gere.<br />
Şimdi gelelim en son proje önerisine. Size çok basit dilde anlatayım. Karadeniz&#8217;i bir tatlı su havuzu olarak düşünün. Nedeni de basit çünkü bu havuza giren tüm sular (nehir veya yağmur suyu) tatlı su. Peki o zaman Karadeniz neden tatlı su havuzu değil? Çünkü Çanakkale ve İstanbul Boğazı altından gelen ve belirli eşikleri belirli rüzgar koşulları altına aşan tuzlu ve de dolayısı ile yoğun Akdeniz suları Karadeniz’i bugünkü tuzluluk seviyesine getirdi. Geçmişi o kadar da taze ki en son hali 3500 senelik ve bildik tarihi de 12.000 senecik.<span id="more-4749"></span><br />
Durduk yerde neden Karadeniz havuzu diyorum değil mi?  Karadeniz&#8217;i az tuzlu bir havuz diye düşünün hem de Akdeniz&#8217;den ortalama 30 cm yüksek. İşte bu nedenle bu havuzun fazla suyu Boğazlardan akar  durur ama havuza giren su belli ve doğanın açtığı bu kısıtlı musluktan çıkan su belli. Yani Karadeniz havuzunu boşaltan bir musluk vardı. Ama doğanın yarattığı bir musluk ve dengesini ancak son 3500 senedir sürdüren bir musluk.<br />
Şimdi siz bir ikinci musluk takmayı planlıyorsunuz hem de 25 metre derinlikte, yani musluk sadece Karadeniz&#8217;in suyunu Marmara&#8217;ya akıtabilecek ama alttan girmesi gereken su bu yeni kanala giremeyecek. Doğanın dengeleri bozulacak ve ne olacak?<br />
Ne olur biliyormusunuz, ah keşke bilebilsek.<br />
Ama her ne olursa hiçbir zaman geri dönüşü olmaz, doğal dengeler bozuldu mu geri dönüş maalesef yok.<br />
Akıl mantık basit. Havuza takılı bir musluk vardı şimdi ikinci musluğu takmayı planlıyorsunuz. Eh iyi de havuza gelen su miktarı artmayacak ki. Yani Tuna, Dinyeper Dinyester siz musluk taktınız diye debisini arttırmayacak ki? Diğer bazı kanalları örnek göstermek demek Karadeniz&#8217;in Marmara&#8217;nın oşinografik gerçeklerini bilmemek demektir. Böyle bir sisteme sahip bir deniz yerkürede yok, sadece bizde ama değerini bilirsek elbette. <a href="http://www.f-blog.info/etiket/ben/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ben">Ben</a> talebelerime derslerde Marmara&#8217;yı anlatırken onu sağlıklı Akdeniz ve sağlıksız Karadeniz&#8217;in astımlı doğan çocuğu derim. Yani doğuştan solunum zorluğu çeken bir deniz ve de dikkat edilmesi şart olan bir deniz. Onu kurtaran Karadeniz&#8217;den gelen ve jet akım halinde Boğazdan Marmara&#8217;ya çıkan ve 25 metrelik üst tabakayı 3 ayda bir değiştiren Karadeniz suyu. O çıkışta öyle harika işler yapıp alt tabakadaki suyu yukarı çekiyor ki sormayın gitsin. Marmara&#8217;ya oksijen pompalayan ise Çanakkale&#8217;den gelen alt su. Takın bu sisteme tek taraflı bir musluk ve seyreyleyin olacakları. <a href="http://www.f-blog.info/etiket/ben/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ben">Ben</a> karada olacaklardan bahsetmiyorum denizdekiler benim uzmanlık alanım.<br />
Başka tarafları da var elbette bence bu proje hiçbir zaman yapılamaz çünkü sınır aşan sular gibi sınır aşan deniz bu, debisi ile rejimi ile oynayamazsınız. Şimdi Almanya Avusturya Tuna&#8217;üzerinde muazzam bir baraj kursa suyu akıtmasa ne olur. Karadeniz&#8217;in felaketi olur.  Altta verilen su bütçesi alt üst olur.<br />
Kiminiz bu hoca da her şeyi biliyor demişsinizdir. Ama ben aşağıda verilen ve Marmara Denizinin bütçesini çıkartan ekibin parçasıydım. İstanbul Boğazının altını 4 defa al bayrak rengi kırmızıya boyayan (Rhodamin boyası ile) ekibin başı idim. Yani İstanbul Kanlizasyon Deşarj projesinin gerçekleşmesinde, Haliç&#8217;in temizlenmesinde emeğim, alın terim çoktur. Ve de dediklerim doğrudur. Havuza ikinci musluk takarken havuzun daha hızlı boşalacağını da hesaplamalısınız öyle iki mimara ısmarlama ile olmaz bu işler. Keşke iş, en boy yükseklik ve debi ile hallolabilseydi. Ben size hemen şimdiden diyeyim.  Karadenizin su rejimini değiştirirseniz size hesap sorarlar daha da dos doğrusu yaptırmazlar. Hani neden boğaza köprü yaparken 64 metre yapmak zorunda kalıyoruz, 50 yapsak neden olmuyorun cevabı gibi. İşte aşağıda Marmara’nın su ve tuz bütçesi, öyle şappadanak ortaya çıkan bir şey değil, kaç kişinin alın teri var ve bu sistemi  sürdüren yegane güç Karadenize giren ama sadece Boğazdan çıktığı hesap edilen tatlı su. O da %95 Tuna suyu, yani Tuna&#8217;nın debisi bizim için hayati öneme sahip. Siz durduk yerde Karadeniz havuzuna giren tatlı suyun debisini arttırmadan havuzu tek muslukla boşaltmak yerine bir musluk daha takarsanız sistem alt üst olur.<br />
Aslında bunu anlamak için ne bilim adamı olmak gerek ne de alim, basit havuz problemi hani şu ilk okul çocuklarına çözdürülen cinsten.<br />
Saygılarımla,<br />
<strong>Prof Dr A. Cemal Saydam</strong><br />
<strong> ODTÜ Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi(Emekli)</strong><br />
<strong> Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/cilgin-proje-ve-gercekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geri evrim</title>
		<link>http://www.f-blog.info/geri-evrim/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/geri-evrim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2011 23:14:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Mesaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4745</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu tarihte her zaman ileriye doğru evrimleşmiş. Her zaman gelişmiş, durmamış yerinde. Her nesil, bir öncekinden daha ileride olmuş. Ta ki son yüzyıla kadar&#8230; Para hırsı ve kapitalist sistemler insanın aklını başından almış durumda. İnsan para için kime hizmet edeceğini şaşırmış durumda. Kendine hizmet edilenler de diğerlerini düşünmüyor. Şu zamana kadar korunan çevre ve dünya, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu tarihte her zaman ileriye doğru evrimleşmiş. Her zaman gelişmiş, durmamış yerinde. Her nesil, bir öncekinden daha ileride olmuş. Ta ki son yüzyıla kadar&#8230;<span id="more-4745"></span></p>
<p>Para hırsı ve kapitalist sistemler insanın aklını başından almış durumda. İnsan para için kime hizmet edeceğini şaşırmış durumda. Kendine hizmet edilenler de diğerlerini düşünmüyor.</p>
<p>Şu zamana kadar korunan çevre ve dünya, şu anda tam gaz kirletiliyor, öldürülüyor. Bu bakımdan, insanların gelişimlerini tamamladığı, buradan ötesini düşünemediği, ve geri evrimin başladığı düşünülebilir&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-4746" title="geri_evrim" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/04/geri_evrim.jpg" alt="Geri evrim." width="500" height="259" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/geri-evrim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürk giyeceğime çıplak gezerim diyorlar</title>
		<link>http://www.f-blog.info/kurk-giyecegime-ciplak-gezerim-diyorlar/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/kurk-giyecegime-ciplak-gezerim-diyorlar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2011 00:43:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Reklamcılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4680</guid>
		<description><![CDATA[Bazı hayvanlar varya, doğanın kendilerine vermediği kılı tüyü parayla diğer hayvanlardan acıyla alıyorlar. Bir de başkaları var ki, o kürkü giyeceğime çıplak gezerim daha iyi diyor. Benim kürküm, kılım tüyüm bana yeter diyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı <a href="http://www.f-blog.info/etiket/hayvanlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with hayvanlar">hayvanlar</a> varya, doğanın kendilerine vermediği kılı tüyü parayla diğer hayvanlardan acıyla alıyorlar. Bir de başkaları var ki, o kürkü giyeceğime çıplak gezerim daha iyi diyor. Benim kürküm, kılım tüyüm bana yeter diyor.<span id="more-4680"></span></p>
<div id="attachment_4681" class="wp-caption alignnone" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-4681" title="Christy Turlington, bir antü-kürk PETA kampanyası reklamında." src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/04/christyturlington.jpg" alt="Christy Turlington, bir antü-kürk PETA kampanyası reklamında." width="500" height="351" /><p class="wp-caption-text">Christy Turlington, bir anti-kürk PETA kampanyası reklamında.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/kurk-giyecegime-ciplak-gezerim-diyorlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>100 yıl sonra evlilik kavramı olur mu?</title>
		<link>http://www.f-blog.info/100-yil-sonra-evlilik-kavrami-olur-mu/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/100-yil-sonra-evlilik-kavrami-olur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Mar 2011 23:16:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Güzeller]]></category>
		<category><![CDATA[Kadavralar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4362</guid>
		<description><![CDATA[Şu an evlilik kavramını ve evlilik müessesesini yaşadığımız, tanık olduğumuz ya da haberini duyduğumuz olaylarla ölüyor vaziyette görmekteyim.  Hani boşanma istatistiklerini biraz araştıran neden böyle düşündüğümü kolayca anlayabilir. Eskiden evliliğe nasıl bakılıyorsa, artık böyle bakanların azaldığı da bir gerçek. Eskiden evli değil ve bir karşı cins ile aynı mekanda ve üstelik imam nikahından yoksun kalıyorsanız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şu an <a href="http://www.f-blog.info/etiket/evlilik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Evlilik">evlilik</a> kavramını ve <a href="http://www.f-blog.info/etiket/evlilik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Evlilik">evlilik</a> müessesesini yaşadığımız, tanık olduğumuz ya da haberini duyduğumuz olaylarla ölüyor vaziyette görmekteyim.  Hani boşanma istatistiklerini biraz araştıran neden böyle düşündüğümü kolayca anlayabilir.<span id="more-4362"></span></p>
<p>Eskiden evliliğe nasıl bakılıyorsa, artık böyle bakanların azaldığı da bir gerçek. Eskiden evli değil ve bir karşı cins ile aynı mekanda ve üstelik imam nikahından yoksun kalıyorsanız ya o.. idiniz ya da çocuğu. Mahalleli tepenize biner; bakkal ya ekmek bile vermez, ya da kadını gördüğü gibi sulanmaya, tezgah altı olayına girişmeye çalışırdı. Erkeklerde nasıldı bilmem, eski büyüklerin anlattığına göre, o zamanlarda da varmış zamparalık tezgahları. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Şimdi ise kadın da erkek de aynı evi paylaşıyor, sadece aynı evi paylaşmakla da kalmıyor muhakkak. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' />  Çocuk olmadan evlenmeyebiliyorlar da. Aileleri de bir şey demedikten sonra buna bu bir sorun olmuyor zaten.  Arada evlilik gibi resmi bir bağın olmaması bireylerin de daha özgür olmasını sağlıyor. İki taraf için de ilişkileri soğuyunca ayrılıp gitme lüksü var, geniş bir rahatlık. Bunu yapıp tazminat ödeme vs. uğraşmak yok. Mahalleli de muhtemelen artık daha az tepki veriyor. Tepkisi de aile içi sohbetlerde komşunun dedikodusunu yapmak şeklinde.</p>
<p>Dünya genelinde yeni evlenme oranları yavaş yavaş azalıyor. İnsanlar fikri ve ahlaki olarak özgürleştikçe evlenme oranları daha da azalaca.</p>
<p>Sadece özgürleşme değil muhakkak. Bozuk kapitalizmle süren yaşam ve daha da bozulan kapitalist dünyada, para kazanmak da zorlaşıyor. Para kazanmak için eskiden yapılan şeylerden daha ağır şeyler yapmak gerekiyor. Tabi daha da bozulmaya devam eden genel durum. Çocuk yapmadan evli kalmak zor gibi. Çocuk yapınca da geleceğinin ne olacağı meselesi var. Buna güvenemeyen kişilerin de evlilik ile problemleri var.</p>
<p>Ha evlendiler diyelim&#8230; Eskiden belki de boşanma çok bilinen veya sık olan bir şey değilmiş. Aile bireyleri aralarında problem olsa da buna katlanır, yer dayağını yaşar gidermiş&#8230; Şimdi ise boşanma daha bilinen ve yaygın bir şey. Eskisi kadar da anormal karşılanmıyor. Yani iletişimde olduğunuz çevrelerde boşanma ile ilgili sık sık haberler duyuyoruz günümüzde. Bu da insanlara cesaret veriyor ki, sorunlarının çözülemeyeceğinden emin oldukları an, boşanabiliyorlar.</p>
<p>Tabi tek boşanma nedeni geçinememe, kavga etme, dayak vs. de değil. Baştan evlilik müessesesine hazır olmadan evlenmek de sorunlardan biri&#8230; Yani taraflar birbirlerine karşı sorumluluklarını bilmiyor, yükümlülüklerini düşünmüyor ya da uğraşmak istemiyorlar. Hazır olmadan evleniyorlar yani. Bu durumda da geçinmeleri zor oluyor tabi.</p>
<p>Böylelikle, yapılan evlilik oranları azalıyor ve boşanma oranları da artıyor. Yani insanlar evlilik müessesesi ile uğraşmadan yaşamaya daha da alışıyor. Başlıkta 100 yıl sonra dedim ama, bununla ilgili bir kanıtım yok, ortalama bir değer. 80 yıl sonra da olabilir, 120 yıl sonra da&#8230;</p>
<p>Peki 100 yıl sonra ne olur? Bilmem, şu anki yaşamımıza bakıp 100 yıl sonra olacakları şu anki kavramlara ve değerlere göre hayal etmek doğru bir sonuç vermez&#8230; Ama belki de&#8230; Evlilik müessesesinin adı unutulur. Belediyeler vs. artık evlilik hizmeti vermemeye başlar. İmam nikâhları moda olabilir ama&#8230; Daha basit görüldükleri için tek bu nikâh da yapılabilir. Tabi onun da adı unutulmazsa. Ama bin yıldan uzun süredir süregelmiş olmasına güvenim daha uzun süre devam etmesi de büyük oranda mantıklı.</p>
<p>Birlikte yaşama kavramı da değişebilir. Hani sadece aynı evde kalıp cinsel ve romantik ihtiyaçlarını karşılayan iki sevgili tanımı da değişebilir. Sevgililerin sayısının bir olması durumu çürür sanırım. Hani isteyen istediği kadar kişiyle ilişki yaşayabilir. Bu durumda da sabah bir partner, öğleden sonra ikinci, akşam üçüncü, gece dördüncü vs. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Hani diğer partnerler de bunu olumsuz karşılamayabilir.</p>
<p>Çocuk yetiştirme enstitüleri kurulabilir. Aile ilişkilerinin bozulması sonucu çocuk yetiştirme kavramı da değişiklik geçirir muhakkak. Düzenli bir aile yapısı olmadan ilgilenmek zor olur diye bunu sizin yerinize yapacak enstitüler kurulur. Siz aylık ücretlerini yatırırsınız, onlar da çocuğunuzla ilgilenecek görevliler ayarlarlar. Bu şekilde nüfusun azalmasının da önüne geçilir, çocukların belirli bir standartta ve belirli değerleri sayacak şekilde büyütülmesi de sağlanır ki, ideal insan haline getirilebilirler böylelikle&#8230; <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bu konu hakkında kitap bile yazılabilir aslında, ama üşeniyorum. Bu kadar da yazmayı planlamamıştım zaten. Hem kim bilir, belki bu artan evlenmeden yaşam istatistiklerinde bir artış yoktur belki. Yüzyıllardır aynıdır ama, gelişen teknoloji sayesinde insanlara daha rahat ulaşılabildiğinden istatistikler artıyor görünüyordur. Yüzyıllarca aynıdır da, yüz yıl sonra da aynı olur belki. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Neyse, konuyu Olacak O Kadar ile kapatalım. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><object width="450" height="370"classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000"><param name="movie" value="http://services.akilli.tv/player3.swf?TYPE=2&#038;URLX=http://services.akilli.tv/xmlProviderv4/query.aspx?ACTION=video&#038;VDX=0f6d9c3f-798e-452b-b3e7-a7e6d8239242"/><param name="bgcolor" value="#FFFFFF"/><param name="allowfullscreen" value="true"/><embed src="http://services.akilli.tv/player3.swf?TYPE=2&#038;URLX=http://services.akilli.tv/xmlProviderv4/query.aspx?ACTION=video&#038;VDX=0f6d9c3f-798e-452b-b3e7-a7e6d8239242" flashvars="video_id=520682" type="application/x-shockwave-flash" bgcolor="#FFFFFF" width="450" height="370" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/100-yil-sonra-evlilik-kavrami-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saninki kaç santim?</title>
		<link>http://www.f-blog.info/saninki-kac-santim/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/saninki-kac-santim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Nov 2010 00:56:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Linkler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Greenpeace]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=3680</guid>
		<description><![CDATA[Seninki kaç santim Greenpeace&#8221;in düzenlediği bir kampanya. Konu yeterli olgunluğa erişmemiş balıkların avlanılmasını engelleme amaçlı bir yasa hazırlanması&#8230; Sorun; balıkçılar azalan balıklara rağmen balıkları avlamaya devam ediyor, tabi henüz büyüyememiş küçük yavru balıkları&#8230; Bu durumda bu balıklar yeni nesiller oluşmasına katkı sağlamıyorlar ve bu da balık miktarının azalmasına ve bu da balıkların yok olma tehlikesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seninki kaç santim <a href="http://www.f-blog.info/etiket/greenpeace/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Greenpeace">Greenpeace</a>&#8221;in düzenlediği bir kampanya. Konu yeterli olgunluğa erişmemiş balıkların avlanılmasını engelleme amaçlı bir yasa hazırlanması&#8230;<span id="more-3680"></span></p>
<p>Sorun; balıkçılar azalan balıklara rağmen balıkları avlamaya devam ediyor, tabi henüz büyüyememiş küçük yavru balıkları&#8230; Bu durumda bu balıklar yeni nesiller oluşmasına katkı sağlamıyorlar ve bu da balık miktarının azalmasına ve bu da balıkların yok olma tehlikesi ile karşılaşmasına sebep oluyor&#8230;</p>
<p>Çözüm; belıklerın üremeye yeterli boyuta  gelmeden önce avlanmalarını yasaklayan bir yasa çıkarmak&#8230;</p>
<p>Greenpeace bunun için bir kampanya başlatmış. Size bir balık cetveli sunuluyor ve siz de paylaşımlarınızla ve etkinliklerinizle vs. bunu yayıp bir balık büyütüyorsunuz.</p>
<p>Konu ile ilgili Greenpeace böyle diyor;</p>
<blockquote><p>Bugün dünya denizlerindeki büyük balık türlerinin yüzde 90&#8242;ı, toplam balık türlerinin ise yüzde 60&#8242;ı tükenmiş durumda.</p>
<p>2050 yılına geldiğimizde ise dünyadaki balık stokları tükenecek. <a href="http://www.f-blog.info/etiket/turkiye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>&#8217;de durum farklı değil&#8230;Balık stoklarımız ve balıkçılık can çekişiyor. Endüstriyel avcılık arttıkça, yumurtlama zamanları ve yerlerinde avlanıldıkça balık stokları hızla azalıyor, balıklar azaldıkça daha çok yavru balık avlanmaya ve satılmaya başlanıyor. Yavru balık avlandıkça ve satışı devam ettikçe de türler üremeye fırsat bulamadığı için durum daha da vahim hale geliyor.<br />
Küçük Balık Yoksa Büyük Balık da Yok!</p>
<p>Henüz üreme olgunluğuna, boyuna erişmemiş yavru balıkların avlanması, satılması, tüketilmesi deniz kaynaklarının ziyan edilmesidir. Olgunluk çağına gelen bir balığın her yumurtladığında binlerce balık ürettiği unutulmamalıdır. Her canlı en az bir kez üreme hakkına sahiptir, ve eğer yarın da denizlerimiz de balık türleri olmasını istiyorsak acilen balık boylarına önem vermeliyiz. Ayrıca anaç balıklar boyut olarak büyüdükçe daha da fazla yumurta verirler, işte bu yüzden balıklar için her cm. hayati derecede önemlidir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de avlanması ve satılması yasal balık boylarına uyulmadığını balık pazarlarında gördüğümüz yavru balıklardan anlamak mümkün. Örnek mi? Lüferin en az bir kez üreyebilmesi için minimum 20 ila 24 cm&#8217;e ulaşması gerekirken bugün yasal avlanma boyu 14 cm olarak verilmiştir. Yani aslında yavrusu olan çinekop boyu. Aynı şekilde palamutun üreme boyu 38 cm ila 42 cm arasında iken yasal avlanma boyu 25 cm dir!<br />
Bu durum açıkça gösteriyor ki, denizlerimizdeki biyoçeşitliliğin korunmasını sağlayacak ciddi bir yönetim planına ihtiyaç duyulmaktadır. Ticari balık türlerinin yumurtlama ve gelişme alanlarının deniz rezervi olarak korunması da en etkin yöntemlerden biridir.</p>
<p>Hep birlikte, Tarım Bakanlığı&#8217;nın acilen balık stoklarının ve balıkçılarımızın geleceği adına yavru balık satışını engellemesi ve yasal balık boylarını bilimsel temellere oturtmasını sağlayalım. Yavru balık satmayın, almayın, tüketmeyin, denizlerimizin geleceğini korumaya yardım edin. Eyleme katılın!</p></blockquote>
<p>Detaylı bilgi, katılım vs. için buraya buyrun: <a href="http://www.kacsantim.org/tesekkurler/FerhadFidan1289607530" target="_blank">Seninki kaç santim?</a></p>
<p>Yapmanız gereken alttaki basit formu uygun şekilde doldurarak olaya katılmak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/saninki-kac-santim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Su kirliliğini önleyici kanunlarımız</title>
		<link>http://www.f-blog.info/su-kirliligini-onleyici-kanunlarimiz/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/su-kirliligini-onleyici-kanunlarimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Oct 2010 01:23:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Linkler]]></category>
		<category><![CDATA[Wordpress-Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Blogosfer]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=3581</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Hareket Günü gereği, bu yılın konusu ile ilgili bir yazı yazmam gerekiyor. Bu yıl geçen yılkiler kadar vakit ayıramadığımdan buna, yazıyı araştırma yapmadan genel bir fikirle yazacağım. Bu yılki Dünya Hareket Günü bloglama konumuz su, evet bu iki harflik kelime, su. Bir de böyle yazayım; SU. Bir de böyle, SU ve böyle, SU! Sadece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Hareket Günü gereği, bu yılın konusu ile ilgili bir yazı yazmam gerekiyor. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Bu yıl geçen yılkiler kadar vakit ayıramadığımdan buna, yazıyı araştırma yapmadan genel bir fikirle yazacağım.<span id="more-3581"></span></p>
<p>Bu yılki Dünya Hareket Günü bloglama konumuz su, evet bu iki harflik kelime, su. Bir de böyle yazayım; SU. Bir de böyle, <strong>SU</strong> ve böyle, <strong><em>SU</em></strong>! Sadece dilimizde iki harflik bir kelime diye midir, ülkemizde su havzalarına gereken önemin verilmediğini düşünmekteyim. Su deyip geçiyoruz, ya da su içip geçiyoruz. Musluğumuzdan gelen su varya, o bize yetiyor. Yetmezse de şişe şişe istediğimiz kadar alabilme özgürlüğümüz var değil mi? Teşekkürler para ekonomisi&#8230; Su ile ilgili düşündüklerimiz bu kadar.</p>
<p>Suyun belki de altın kadar değerli olduğu yerler var Dünya&#8217;da. Afrika ülkelerine bakın bir, yağmur yağsın da su içsinler diye bekleyen nice topluluklar var Dünya&#8217;da. Bu su kıtlığı onların hem yaşamlarını zorlaştırıyor hem de sağlıklarını tehlikeye sokuyor. Her hafta binlerce insan susuzluktan ölüyor&#8230; Bazı Blog Hareket Günü kaynaklarında her hafta 5 yaşın altında 38 bin çocuğun susuzluktan öldüğü yazıyordu. Korkunç bir rakam. Ancak o şekilde düşündüğünüzde çok bir şey geçmiyor içinizden. Bir de şöyle düşünün. 38 bin nüfuslu bir şehrin çok yakınındaki bir tepeden şehre bakıyorsunuz. Birden bir şekilde oradaki herkesin vefat ettiğini öğreniyorsunuz&#8230; Şehrin cansızlaşmasına tanık oluyorsunuz. Tanrının sopası olmadığı için işte bu son senaryo olmuyor pek, ama senaryonun etkileri her şekilde gerçekleşiyor. Peki kimin haberi oluyor, ya da kimin ne kadar umrunda.</p>
<p>Üç yanı denizlerle kaplı bir ülke oluğumuz doğru. Ama yazları su kıtlığı çektiğimiz de&#8230; Sadece şehirlerdeki su kıtlığından bahsetmiyorum tabi. Son yıllarda büyük şehirlerde su ile ilgili güzel çalışmalar yapıldı. Nüfusun kalabalık, verginin bol olduğu yerlerde yatırım daha fazla oluyor doğal olarak. Tabi bu çalışmalar da kirli su kullanıldığı iddiası ile gündeme geldi. Ayrıca musluğumuza gelen su da her bölgede kullanılabilir değil. İlçem Muratlı&#8217;da suyumuz gayet iyi, artezyen kaynaklarından çıkıyor ve kokusuz tatsız tam olması gerektiği gibi oluyor. Ama mesela Eskişehir&#8217;de musluk suyu içip ishal olan arkadaşlarım olmuştu.</p>
<p>Peki biz bu suyu nasıl kullanıyoruz? Nasıl olursa olsun kullanıyor ve sonra da arıtmadan ya da yeterli arıtmadan, yani düşük masraflı olsun diye yeterli verimle çalışmayan arıtma tesislerinden geçirip dere, nehir ve denizlerimize salıyoruz.</p>
<p>Ülkemizde ciddi olarak eksikliğini duyduğum akarsu ve deniz gibi su kaynaklarının kirletilmesini önleyici ve çiğnendiğinde de oldukça yaptırımı olacak sert yasalar yok. Sanayi kuruluşları için belki arıtma tesisi kullanımı ile ilgili bazı yasalar var ama yeterli olmadığına ve zaten de düzgün uygulanamadığına eminim!</p>
<p>Ülkemizde her tür sanayi alanı var, dolayısıyla da her tür kimyasal madde suya karışabiliyor, suyu kirletebiliyor. Yasa olarak açıkçası yalan söylemeyeceğim, arıtma tesisleri ile ilgili kanunları inceleyip araştırmadım. Ancak yeterli olmadıklarına yine de eminim. Mesela Çorlu tren garından, <a href="http://www.f-blog.info/etiket/saglik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sağlık">Sağlık</a> Mahallesi&#8217;ne giderken Çorlu deresi üzerinde dar ve biraz eskice bir köprü var. Köprü yakınında da çeşit çeşit fabrika. Bunlardan birinde de sözüm ona arıtma tesisi gibi bir şey var. Ama bir dayım da derenin kenarındaki beton bentin üzerine oturmuş, elinde hortum, dereye pembe rengte bir şeyler püskürtüp sallayıp duruyor hortumu. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ne anladım bu işten <a href="http://www.f-blog.info/etiket/ben/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ben">ben</a>! <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Neyse, orada bir arıtma tesisi kurulmuştu yeni yeni, devreye girmiştir sanırım.</p>
<p>Belediye başkanlarımız da halka iş yapıyor görünmek için şehirleri kanalizasyon sistemleriyle donatırlar. Yolların altına beton künklerden kanallar yapıp, kirli su altyapımızı yaparlar. Peki bu su ne olur? Neredeyse tüm şehirlerde bu su en yakın dere, nehir ve deniz gibi su alanlarına boşaltılır! Çok az şehirde kanalizasyon suları için arıtma tesisi vardır. Vidanjöre para ödeme derdinden kurtulan halk buna pek önem vermemektedir.</p>
<p>Evime bir buçuk kilometre kadar mesafede Ergene Nehri vardır. İkiyüz metre kadar mesafede de burada Kurudere denen bir dere. Bu ilçede son 15 yıl yaşadıysam, bunlardan bu Kurudere&#8217;yi bir kez temiz görememişim, ama bir gün temiz olduğunu duymuşum. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  O da daha ben küçükken bir bayram gününe rastlar. Ben gördümmü hatırlamıyorum. Sadece o gün temiz aktığını duymuştum. Malum bayramda fabrikalar kapanıyor, iş yapılmıyordu o zamanlar. Onun dışında o dereye düşmüşlüğüm de var, çıkmışlığım da. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ama hep pisti o, hep pis.</p>
<p>Düşünün, evinize 200 metre mesafede halka açık bir dere olacak, ama gidip ona en basitinden bir ayaklarınızı uzatamayacaksınız. Çünkü ayaklarınızı uzatmak ayağınızı kirleteceğinden değil, yanına oturmak bile kokusundan imkansız olduğundan. ÖSS hazırlıklarımı yaparken hep derenin temiz olduğunu, benim de içinde oturup test çözdüğümü hayal ederdim. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Olmadı ama işte o hiç. Ha o hayalde olduğum nokta da şu an kanalizasyonun dereye döküldüğü noktanın 25 metre kadar ilerisinde bir yerlerde. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bir de yaz akşamları burada balkon sefası da zor yapılır. Aslında gayet yapılıyor, önce alışıyorsun kokuya, sonra gayet yapılıyor. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Kuzeyden esen rüzgarlar Ergene&#8217;nin kokusunu getiriyor bize. Çorlu Deresi ise ilçenin hemen Güney tarafından geçiyor, etrafında göçmen konutları vs. evler var.</p>
<p>Bu pis nehirlerde yaşayan doğru düzgün canlı da yok tabii, mutasyona uğramış kurbağalar belki. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Taşıdıkları zehirli suyun çevredeki tarım alanlarına bir faydası olmadığı da muhakkak.</p>
<p>Şimdi madem bu ülkede su kirliliği ile ilgili yasa var, bu durumlar neden var o zaman? Demek ki o yasalar ve yasaklar yeterli değil! Youtube&#8217;u yasaklayacağınıza gidin su kaynaklarının kirletilmesini yasaklayın abi. Çevrecinin daniskasıyım demek kolay ama iş bir şeyler yapmaya gelince yatmak dışında bir şeyleri iyi yapan bir hükümet görmedim daha. Ancak şunu yaptık diyecek kadar bir şeyler yapıyorlar, onu da en alt kalitede. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Neyse, konu hükümetler değil. Konu su kaynaklarının ve akarsu, deniz gibi doğal ve eğlencesel zenginliklerimizi korumak adına ülkede ciddi su havzaları koruma kanunları yürürlüğe konulmalı. Suya bir şeyler akıtan her fabrikanın sağlam ve tam olarak arıtıcı bir arıtma tesisi olmalı ya da bu tür fabrikaların atıkları ortak bir tesiste arıtılmalı. Belediyelere de kanalizasyon çıkışlarına arıtma tesisi koyma zorunluluğu olmalı, altyapıyı şehir içine döşedikleri gibi dışını da korumak zorunda bırakılmalılar.</p>
<p>Saçma namus kirletme kavramına verdiği önemi su kirliliğine vermiyor işte insan, bu da şimdi aklıma gelen bir şey. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bir yıl ki <a href="http://blogactionday.org/" target="_blank">Blog Hareket Günü</a> yazımızın da sonuna gelmiş bulunmaktayız. Günde daha çok vurgulanan su kıtlığına değinmemizdi ama ben kendi şikayetimi belirttim biraz. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/su-kirliligini-onleyici-kanunlarimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

