<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>F Tipi Blog - Made in Satisfaction &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.f-blog.info/etiket/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.f-blog.info</link>
	<description>Ferhad Fidan&#039;ın Blogu. Bilim, Teknoloji, Bilgisayar, İnternet, Eğitim, Cep Telefonu, Eğlence.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 00:18:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kapitalistik israf</title>
		<link>http://www.f-blog.info/kapitalistik-israf/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/kapitalistik-israf/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 22:53:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Mesaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5124</guid>
		<description><![CDATA[Alışveriş merkezlerinin manav reyonlarında bir ton meyve sebze satılır. Müşteri alır gider vs. Bir de şu var ki, buralar her gittiğinizde temiz, bakımlı bir görünümdedirler, yoksa oradan alışveriş yapmazsınız. İşte bu durum, ortaya büyük bir israf bilançosu çıkarıyor. Meyve sebzeyi devamlı iyi halde tutmak zor ya da imkânsız. Sonuçta organik bir madde ve zamanla çürüyor, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alışveriş merkezlerinin manav reyonlarında bir ton meyve sebze satılır. Müşteri alır gider vs. Bir de şu var ki, buralar her gittiğinizde temiz, bakımlı bir görünümdedirler, yoksa oradan alışveriş yapmazsınız. İşte bu durum, ortaya büyük bir israf bilançosu çıkarıyor.<span id="more-5124"></span></p>
<p>Meyve sebzeyi devamlı iyi halde tutmak zor ya da imkânsız. Sonuçta organik bir madde ve zamanla çürüyor, küfleniyor vs. Tabi alışveriş yapılan bir yerde bu şekilde bir besin maddesini satmak imkânsız. Bu durumda reyonlarda bozulan ürünlerin bir şekilde elden çıkarılması gerekiyor.</p>
<p>Elden çıkarma genelde çevredeki lokanta, restoran vs. yerlere bozulmakta olan ürünleri yarı fiyatına vs. ucuza vererek ya da bölgedeki önemli yurt vs. yerlere gönderilerek yapılabiliyor. Tabi bu da biraz uğraş gerektirdiğinden, değişik bir yöntem tercih ediliyor. Evde bozulsa bozuk kısmını kesip yiyeceğimiz kısım, para verip aldığımız üründe bulunmaması gerektiğinden o ürünün çöpe gitmesine sebep oluyor.</p>
<p>Bu şekilde her gün onlarca kilogram ürün çöpe gönderiliyor. Alışveriş merkezi, market, manav gibi ortamların sayısının büyüklüğünü de düşününce ortaya çıkan çöp daha iyi anlayabiliyoruz.</p>
<p>Buna da özetle kapitalist bir şekilde yaşadığından kapitalistik israf diyoruz.</p>
<p>Yapabileceklerimiz?<br />
Lokantalara vs. satılacak ayrılmış ürünler olup olmadığını öğrenmek ve daha ucuza alıp alamayacağımızı öğrenmek, ürünleri görmek, kullanılabilecekse satın almak&#8230;</p>
<div id="ujs_extra_links_place_holder" style="display: none;"><a style="display: none;" href="http://www.f-blog.info/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif">[UserJS ExtraLinks Img] trans.gif</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/kapitalistik-israf/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Artması olası ihtiyaç, akıllı insan :)</title>
		<link>http://www.f-blog.info/artmasi-olasi-ihtiyac-akilli-insan/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/artmasi-olasi-ihtiyac-akilli-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2011 14:50:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5035</guid>
		<description><![CDATA[Artan teknoloji ile artık her tür bilgiye ulaşmamış kolaylaştı, sadece bilgi değil karşılaştığımız pek çok problemi bile internette bir araştırma yaparak çözebiliyoruz. Bu iyi bir şey ama, şikayet edilen bir şey de var ki, o da teknolojinin insanların çözüme ulaşmak için düşünmesi ihtiyacını azalttığı. Bunun da olumsuz yanı daha da az düşünmeye başlayan insanın zakâsı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Artan teknoloji ile artık her tür bilgiye ulaşmamış kolaylaştı, sadece bilgi değil karşılaştığımız pek çok problemi bile internette bir araştırma yaparak çözebiliyoruz. Bu iyi bir şey ama, şikayet edilen bir şey de var ki, o da teknolojinin insanların çözüme ulaşmak için düşünmesi ihtiyacını azalttığı. Bunun da olumsuz yanı daha da az düşünmeye başlayan insanın zakâsı köreliyor. Ayrıca çok az şeyi hatırlamak zorunda olan insanın da hafızası köreliyor diye şikayet ediliyor.<span id="more-5035"></span></p>
<p>Cep telefonları var artık, akıllı telefon denenler de denmeyenler de ciddi iş kolaylaştırıcı. Hiçbir numarayı hatırlamanız gerekmiyor, arayacağınız kişinin isminin baş harfini hatırlamanız yeterli. Telefon size baş harfi uygun kişileri buluyor, resimlerini de gösteriyor vs. Sonuçta sizi amacınıza ulaştırıyor.</p>
<p>Telefonunuza hatırlatma ayarlıyorsunuz, yıllarca her gün düzenli olarak ayarlandığı vakitte hatırlatmasını yapıyor size. Hatırlamanız gerekmiyor bir şeyi.</p>
<p>Bir araştırma ödevi veriliyor. Giriyorsunuz Google&#8217;a, o da ne, başkası sizin yerinize araştırmış. Bir kez okuyun inceleyin, kendiniz ne ekleyebilirsiniz düşünün, ekleyin, orijinali değiştirip yazın, alın size ödev.</p>
<p>Bu tür şeylerin sonucu da beynin daha az kullanılması sonucu zeka ve hafıza yetilerinin zayıflaması imiş. Şu an eğitimde bilgiye ulaşmayı öğrenmek, kendi kendine öğrenebilmeyi öğrenmek, araştırma yapabilmek önemli olan şeyler olarak görülüyor ama gelecekte bunlara bir de iyi düşünebilen ya da hafızası iyi insan olmak da eklenir mi bilmem. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Hani yeni nesile baktığımda, kendini iyi ifade edebilen, uzak bir yere tek başına gidip gelebilecek çocuk sayısını pek fazla görmüyorum. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/artmasi-olasi-ihtiyac-akilli-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anakonda</title>
		<link>http://www.f-blog.info/anakonda/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/anakonda/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2011 02:31:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[rekorlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4652</guid>
		<description><![CDATA[Anakonda, dünyadaki yılanların en büyüklerinden biridir. Bu dev et yiyici, Güney Amerika&#8217;nın bataklık tropikal alanlarında yaşıyor. Sığ suda çok fazla zaman geçiriyor. Anakondalar Boa yılanlarına benzer. Yumurta ile doğuruyorlar imiş ama yavrular ana karnında yumurtadan çıkıyormuş ve 20 ila 40 bebek yılancık aynı anda doğuyor imiş. En büyük örnekleri uzun 25 metre ve 550 kilogram [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anakonda, dünyadaki yılanların en büyüklerinden biridir. Bu dev et yiyici, Güney Amerika&#8217;nın bataklık tropikal alanlarında yaşıyor. Sığ suda çok fazla zaman geçiriyor. Anakondalar Boa yılanlarına benzer. Yumurta ile doğuruyorlar imiş ama yavrular ana karnında yumurtadan çıkıyormuş ve 20 ila 40 bebek yılancık aynı anda doğuyor imiş. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  En büyük örnekleri uzun 25 metre ve 550 kilogram kadar imiş. Hayvanların 35-40 metre boyutta olanları rapor edilmiş olsa da bu boyutlarda hiçbir müzede veya başka bir şekilde örneği olmadığından kesin kabul edilmez.</p>
<div id="attachment_5031" class="wp-caption alignnone" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-5031" title="Anakonda" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/06/anakonda.jpg" alt="Anakonda" width="500" height="366" /><p class="wp-caption-text">Anakonda</p></div>
<p><span id="more-4652"></span>Anakondalar etobur (et yiyen) canlılardır. Çoğunlukla gece avlanırlar. Anakondalar artık nefes alamayıp ölene kadar avlarını sıkarak öldürürler. Bazen de avı boğarlar. Bütün yılanlar gibi onlar da kafadan başlayarak avını bütün yutarlar. Anakondanın alt ve üst çenesi kendisinden daha kalın hayvanları yutabilmesi için daha esnek bağlar ile birbirine bağlıdır. Yılanlar yiyeceği çiğnemez, midelerindeki çok güçlü asitler ile avlarını sindirirler. Anakondalar domuz, geyik, kuş, balık, kemiriciler gibi hayvanları yiyebilirler. Büyük bir hayvan yedikten sonra, anakonda uzun süre hiçbir gıdaya ihtiyaç duymadan haftalarca yaşayabilir. Genç anakondalar doğumdan kısa bir süre sonra av da dahil kendi kendilerine bakabilirler. Ama büyük yırtıcılara karşı hemen hemen savunmasız gibidirler. Küçük kemirgenler (sıçan ve fareler gibi), yavru kuşlar, kurbağalar ve küçük balıklar gibi <a href="http://www.f-blog.info/etiket/hayvanlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with hayvanlar">hayvanlar</a> yerler.</p>
<p>Aşağıdaki videoda görünen hayvan da bir adet anakonda. Ancak nedendir bilmem, yediği hayvanı çıkarıyor burada. Bir izleyin derim.</p>
<p><iframe title="AkıllıTv video player" width="400" height="300" src="http://www.akilli.tv/embed/default.aspx?p=dUYgXNU+zML2g6dcaSbKK0Ur1E33cp8e8CYYMaiWd1350tMqWqkiCg==" frameborder="0"></iframe></p>
<p><a href="http://www.akilli.tv/search.aspx?q=anakonda" target="_blank">Daha fazla anakonda videosu</a>.</p>
<p><span style="color: #c0c0c0;">Kaynak, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Anaconda" target="_blank">Wikipedia, Anaconda</a>. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/anakonda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Koruyucu meleğim olmadan asla</title>
		<link>http://www.f-blog.info/koruyucu-melegim-olmadan-asla/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/koruyucu-melegim-olmadan-asla/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2011 00:57:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Komik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5025</guid>
		<description><![CDATA[Zamanında Sağlık Bakanlığı&#8217;nın onayı, UNICEF&#8217;in de desteği ile prezervatif kullanımını arttırma amaçlı bir fikirle bir broşür basılmış ve dağıtılmış. Alın sizde broşürde Türk halkına kondom kullanma alışkanlığı kazandırma amaçlı yazanlar: AIDS&#8217;in zulmü varsa, sevenin kondomu var. Fidayda da Ankaralım fidayda, kondomunu taktın bir anda. Atem tutem men seni, kondoma sarem men seni Kasksız girme inşaata [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zamanında <a href="http://www.f-blog.info/etiket/saglik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sağlık">Sağlık</a> Bakanlığı&#8217;nın onayı, UNICEF&#8217;in de desteği ile prezervatif kullanımını arttırma amaçlı bir fikirle bir broşür basılmış ve dağıtılmış.<span id="more-5025"></span></p>
<p>Alın sizde broşürde Türk halkına kondom kullanma alışkanlığı kazandırma amaçlı yazanlar:<br />
AIDS&#8217;in zulmü varsa, sevenin kondomu var.<br />
Fidayda da Ankaralım fidayda, kondomunu taktın bir anda.<br />
Atem tutem men seni, kondoma sarem men seni<br />
Kasksız girme inşaata canın yanar, kondomsuz girme ilişkiye hayatın kayar.<br />
Takmak ya da takmamak, işte bütün mesele bu.<br />
Elin adamı gidiyor fezaya, biz kondomu taktıramadık Rıza&#8217;ya.<br />
Tak tak tak, kim olursan ol tak.<br />
Tak tak tak beni doğru tak, ilk önce son kullanım tarihime bak, tarihim geçmişse çöpe at.<br />
Tak kondomun hasını, çekme AIDS yasını.</p>
<p>Eğlencelik bir broşür olmuş ama, faydası olmuşmu bilmem. Broşürün başlığı da &#8220;Koruyucu Meleğim Olmadan Asla&#8221; imiş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/koruyucu-melegim-olmadan-asla/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beynimiz</title>
		<link>http://www.f-blog.info/beynimiz/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/beynimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 May 2011 00:34:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[değersiz bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4776</guid>
		<description><![CDATA[İnsan beyni ile ilgili bazı ilginç bilgiler&#8230; 1. insan beyninin ayaktayken yaklaşık %10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız, &#8220;volta atmayı&#8221; deneyebilirsiniz. 2. insan beyni açık havada, kapalı alanlara göre daha yüksek performansta çalışmaktadır. Beyin açık havada ve ayaktayken daha iyi çalışır. 3. Yürürken kolları sallamak, beynin performansını olumlu etkiliyor. Önemli kararlarınızı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan beyni ile ilgili bazı ilginç bilgiler&#8230;</p>
<p>1. insan beyninin ayaktayken yaklaşık %10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız, &#8220;volta atmayı&#8221; deneyebilirsiniz.<br />
2. insan beyni açık havada, kapalı alanlara göre daha yüksek performansta çalışmaktadır. Beyin açık havada ve ayaktayken daha iyi çalışır.<span id="more-4776"></span><br />
3. Yürürken kolları sallamak, beynin performansını olumlu etkiliyor. Önemli kararlarınızı açık havada, kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz?<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-4836" style="margin: 2px; border: 2px solid #000000;" title="beynimiz" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/05/beynimiz.jpg" alt="beynimiz" width="300" height="207" />4. Yabancı bir dil öğrenme ve ezber beyni güçlendiriyor. Her gün birkaç yabancı ya da yerli yeni bir kelime öğrenin ve kullanabilirsiniz. Sözlük okuyabilirsiniz.  Alışveriş listesi ve telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.<br />
5. Zihinsel jimnastik/antrenman yapın. Bunun için basta sudoku olmak üzere çeşitli bulmacalar çözün. satranç gibi &#8220;akil oyunları&#8221; oynayın. Yatkınsanız Meditasyon, yoga gibi zihin dinginleştiren teknikler üzerine çalışın.<br />
6. Zihinsel rutinlerinizi kirin. Bazen telefonu sol elinizde tutun,<br />
çantanızı diğer elinizde taşıyın, evinize başka bir yoldan gidin. En azından, bir günlüğüne TV kumandasını sik kullanmadığınız elinizde tutun!<br />
7. Entelektüel damak zevkinizi zenginleştirmek için her gün mutlaka iyi bir özdeyiş antolojisinden, birkaç cümle okuyun. Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin!<br />
8. Her gün güzel bir resme, manzaraya veya fotoğrafa bakmaya çalışın.<br />
Estetik algınız, gördüğünüz estetik şeyler kadar gelişir. Beyninizi estetik görüntülerle besleyin!<br />
9. Her gün bir süre sevdiğiniz bir müziği gözleri kapalı dinleyin. Beyin otoriteleri tarafından klasik müziğin zekaya 7 puan ekleyebildiği iddia edilmektedir.<br />
10.Günde aklımızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçer. Bu düşünceler ne hakkındaysa, hayatımız da ona göre şekillenir. Unutmayın kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız.<br />
11. İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır. Çok uyuyorum diye üzülmeyin, Einstein&#8217;in günlük 10 saatten fazla uyuduğu biliniyor. 24 saati gecen uykusuzluk beyinde sarhoşluğa benzer bir etki yapmaktadır.<br />
12.Bol ve temiz &#8220;birinci el&#8221; oksijen beyin için çok önemlidir. Beynimiz ağırlık olarak vücudumuzun %2&#8242;sini oluşturduğu halde, vücuda gelen oksijenin %25&#8242;ini tüketmektedir. Oksijensiz kaldığımızda ölümü ilk gerçeklesen organ beynimizdir. Odanızın penceresini açarak kendinize bol bol oksijen ısmarlayın!<br />
13.Beyin kendisinin nasıl çalıştığı hakkındaki bilgi ve inançlarınıza göre çalışır. &#8220;Türkün akli tuvalette çalışır&#8221; diye inanıyorsanız, beyniniz sizi doğrulayacaktır!<br />
Beynin çalışma prensipleri hakkında doğru bilgi öğrenin.</p>
<p>14.Farklı düşünme tarzı beyni geliştirir. Çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirin. Sizden farklı düşünen insanlarla konusun.<br />
15.Kullanılmayan organ körelir. Sürekli TV seyrederek beyninizi &#8220;düşük viteste&#8221; çalıştırmayın. Beyninizin sınırlarını zorlamayan etkinlikler, beyninizi geliştirmez.<br />
16.Beyin &#8220;garbage in, garbage out&#8221; ilkesine göre çalışır. Bu kuralın Türkçe meali sudur: &#8220;Beyninize çöp girerse, beyninizden çöp çıkar.&#8221; Beyninize ne verirseniz, onu size verir. Kafa konforunuzu bozacak verileri beyninize almayın.</p>
<p>17.Beyin içindeki düşünceler harita, dış dünya ise araziye benzer. Beynimizdeki iç gerçek (harita) araziye uymadığında fikirlerimizin &#8220;son kullanma tarihi&#8221; geçmiş demektir. Bir insanin kafasının içindeki iç değişim, kafasının dışındaki dış değişimden yavaş ise, o kisinin &#8220;dinazorlaşma&#8221; süreci başlamış demektir.</p>
<p>18.Beynin en tehlikeli yani, &#8220;ters caba&#8221; kuralına göre çalıştığı anlardır. Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız, beyin onu size çeker, korktuğunuzu başınıza getirir! Buna ters caba kuralı denir. Bataklıktan çıkmaya çalıştıkça, dibe gömülmeye benzer. Beyin odaklanılan hedef için çalışır, hedef olumsuz olsa bile onu gerçekleştirmek için çalışır! Topluluk önünde konuşma yaparken &#8220;acaba heyecanlanacak miyim&#8221; diye düşünürseniz, korkunuz olmasın, heyecanlanacaksınız! Korkunuza değil, konunuza odaklanın. Başınıza gelmesinden korktuğunuz en kötü şeye değil, başınıza gelmesini istediğiniz en iyi şeye odaklanın. Unutmayın kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız.</p>
<p>19.Beyin kas sistemi ile değil, elektro-biyo-kimyasal reaksiyonlarla<br />
çalıştığı için, kolumuz ya da bacağımız gibi fiziksel anlamda yorulmaz. Beyni yoran en önemli şey monotonluktur. Hayatinizi ne kadar renklendirirseniz, beyninizi o kadar neşelendirirsiniz.</p>
<p>20. Beyin kısa süreli hafızada beş ile yedi arasındaki bilgiyi işleyebilir. Yeni bir bilgi gelince, bu bilgilerden birini atar. Buna sihirli sayı kuralı denir. Bu kural aşılıp aşırı bilgi yüklemesi durumunda, beynimiz &#8220;servis dışı&#8221; olur. Hayatınızın en büyük kararlarını alırken &#8220;kafadan&#8221; değil, tıpkı beş haneli iki rakam grubunu çarparken yaptığınız gibi, bir kağıt üzerine yazarak ne yapacağınızı hesaplayın.</p>
<p>21.Ders çalışırken ilk öğrenilenler, son öğrenilenler ile aralarda geçip sık tekrarlananlar ve ilginç bulunanlar en çok akılda kalanlardır. Dersleri kısa aralar vererek çalışmak (geri ders başına dönmek kaydıyla!) akıllıca bir harekettir.</p>
<p>22. Einstein &#8220;bir problemi yaratan bir zihni, ayni düzeyde çalıştırarak o problemi çözemezsiniz&#8221; der. Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akildir. Yeni bir aklin önündeki en büyük engel entelektüel atalettir. Entelektüel atalet nedir?  Düşündüğünü yapmamak ve yaptığı üzerine düşünmemek.<br />
23.Beyin analizde tıkandığında örneklerle akil yürütür. Kendinize bir<br />
&#8220;kanaat önderi&#8221; secin ve onun zihnini kafanızın içindeymiş gibi düşünün. Mesela kararsız kaldığınız bir durumda benim yerimde olsaydı ne yapardı?&#8221; diye varsayımsal akil yürütebilirsiniz.</p>
<p>24.Beyninizin arama motorlarına sizi başarıya programlayacak sorular sorun. Hayatta gelebileceğim en iyi yerde miyim? Tüm hayallerimi gerçekleştirmiş olsaydım, hayatımda neler olurdu? Benim diğer insanlardan daha iyi yapabileceğim ne var?</p>
<p>25.Beyinin kendini gerçekleştiren kehanetler kurma gücü çok yüksektir.  Kendinizi ve hayati nasıl tanımlarsanız, öyle algılarsınız. Dr.Davit J.Schwartz&#8217;a göre: &#8220;Bir ispatlamak üzere çalışmaya baslar. Ama bir şeyin yapılabileceğine inandığınızda, gerçekten inandığınızda aklınız onu yapmak üzere çözüm bulmanıza yardim etmek için çalışmaya başlar&#8221;<br />
26. Kitap okumak güçlü bir beyin jimnastiğidir. Zihinsel adaleleri çalıştırır. Okurken Bacon&#8217;ın şu ilkesini izleyebilirsiniz: &#8220;Kurnaz insanlar okumayı küçümser. Basit insanlar ona hayran olur. Akıllı insanlar ise ondan faydalanırlar.&#8221;</p>
<p>Yalanlamak ve reddetmek için okuma. İnanmak ve her şeyi kabul etmek için de okuma. Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku.&#8221;<br />
27.&#8221;Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.&#8221; Fiziksel zindelik zihinsel zindelik getirir. Uzun süre fiziksek hareketsizlik, zihinsel hareketsizlik yapar. Spor yapmaya, fazla kilolarınızdan kurtulmaya, yediğinize ve içtiklerinize dikkat edin. Yeterince su için ve unutmayın ki, insan beyninin %78&#8242;i suyla kaplıdır!<br />
28.Her şey beyinde baslar. Her şey beyinde biter. İnsan &#8220;kafadan&#8221; kaybeder ya da kazanır. Eski bir bilgeliğe küçük bir &#8220;çekme kat&#8221; atarak, size sunmak istiyorum. &#8220;Öğrendiklerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür.  Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, karakterinizi biçimlendirir. Karakteriniz ise kaderinizdir.&#8221;</p>
<p>29.Son olarak kafanızı nasıl daha iyi çalıştırabileceğiniz üzerine daha  fazla kafa yorun! Unutmayın, beynimizi daha iyi çalıştırmak için kullanacağımız organ yine beynimiz! Aklınızı &#8220;başınıza&#8221; toplayın ve kullanın!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/beynimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tıp tarihinde çözülememiş 10 vaka</title>
		<link>http://www.f-blog.info/tip-tarihinde-cozulememis-10-vaka/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/tip-tarihinde-cozulememis-10-vaka/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 May 2011 00:24:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[değersiz bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4800</guid>
		<description><![CDATA[Tıpta çözülememiş on vaka imiş bunlar&#8230; 1- 19 yıl sonra komadan uyandı Polonyalı demiryolu işçisi Jan Grzebski iki treni birbirine bağlarken kaza geçirdi. Hastaneye getirildiğinde ise Grzebski&#8217;nin kazanın dışında aynı zamanda beyin kanseri olduğu ortaya çıktı. 19 yıl derin komada kaldı. Doktorlar üç yıldan fazla yaşama şansını imkansız olarak görüyorlardı. Ancak 12 Nisan 2007 günü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tıpta çözülememiş on vaka imiş bunlar&#8230;</p>
<p>1- 19 yıl sonra komadan uyandı<br />
Polonyalı demiryolu işçisi Jan Grzebski iki treni birbirine bağlarken kaza geçirdi. Hastaneye getirildiğinde ise Grzebski&#8217;nin kazanın dışında aynı zamanda beyin kanseri olduğu ortaya çıktı. 19 yıl derin komada kaldı. Doktorlar üç yıldan fazla yaşama şansını imkansız olarak görüyorlardı.<span id="more-4800"></span></p>
<p>Ancak 12 Nisan 2007 günü komadan çıkmayı başardı. İlginç olan grzebski komaya girmeden önce Polonya&#8217;nın komünist rejimi ile yönetilmesiydi. Komadan çıkan Grzebski filmlere konu olacak şekilde kapitalist dünyaya gözlerini açmış oldu.</p>
<p>2- Kurt çocuk!<br />
Hindistanlı erkek çocuğu Prithviraj Patil ile Taylandlı kız çocuğu Supatra Sasuphan diğer tüm çocuklar gibi oyun oynamak, yüzmeye gitmek istiyordu. Ancak onları farklı kılan geçirdikleri hipertrikosis -yani Kurt Adam Sendromu- hastalığı oldu.</p>
<p>1638 yılından beri sadece 50 kişide görülen bu amansız hastalık yüzde kontrol edilemeyen kıllar çıkmasına sebep oluyor. Bu hastalığı geçiren iki çocuğun yüzü de bir kurt adam gibi tüyle kaplandı. Ne yazık ki hastalığın tedavisi bulunamadı. Ancak hastalığın ölümcül bir tarafı olmamasına rağmen çocuklar toplumdan soyutlanarak yaşamaya mahkum edildi.</p>
<p>3- Süper iletken adam<br />
Yüksek gerilimli elektrik neredeyse hepimiz için ölümcüldür. Ancak Porto Rico&#8217;lu Jose Ayala için değil. Ayala vücudunda hiçbir insanın kaldıramayacağı elektriği kaldırabiliyor. Yüksek gerilim denilecek akımlara ve elektrik şoklarına maruz kalmasına rağmen yan etki bile yaratmadan sağlam kalabiliyor. Daha da ilginci Jose Ayala vücudundaki elektrik sayesinde parmağıyla kağıtları yakabiliyor.</p>
<p>4- 47 kattan düştü, ölmedi<br />
Alcides ve Edgar Moreno kardeşler gökdelenlerin cam temizliğinden sorumlu iki kardeşti. 7 Aralık 2007&#8242;de rutin işlerini yaparken üstünde durdukları platform çöktü ve iki kardeş 47 kattan aşağı düştü. Edgar ölürken Alcides mucizevi bir şekilde kurtuldu.</p>
<p>Alcides&#8217;in kaburga kemikleri, iki ayağı ve sağ kolu kırılmıştı. Doktorlar Alcides&#8217;i 16 kez ameliyat etti. Doktorlar Alcides&#8217;n kurtuluşunu mucizevi olarak nitelendirdi. Takribi iki sene sonra Alcides Moreno hastaneden taburcu oldu.</p>
<p>5- 118 gün &#8216;kalpsiz&#8217; yaşadı<br />
ABD&#8217;nin South Carolina eyaletinde yaşayan D&#8217;zhana Simmons adeta tıbbın yürüyen mucizesi. Genç Amerikalı neredeys 4 ay boyunca yeni bir kalp bekleyerek, kalpsiz yaşadı! Kalp genleşmesi (DCM) hastalığı geçiren Simmons&#8217;un kalbi kan pompalamıyordu.</p>
<p>Ameliyat sonucu yeni takılan kalbi de Simmons&#8217;un vücudu reddetti. Ancak hastane tarafından suni kan pompalama makinesiyle yaşaması sağlandı.</p>
<p>Bu durumda 118 gün yaşayan Simmons&#8217;un kan dolaşımı sadece iki pompa vasıtasıyla yapıldı. Tüm bunlara rağmen Simmons mucizevi bir şekilde yeni kalbiyle sağlıklı bir şekilde yaşamaya devam etti.</p>
<p>6- Acı hissetmeyen kız<br />
9 yaşında sevecen ve enerji dolu bir kız çocuğu olan Gaby Gingras&#8217;ı diğer çıocuklardan ayırqan şey CIPA adı verilen bir sinir hastalığıydı. Dünyada sadece 100 kişide görülen bu hastalık Gaby&#8217;yi doğuştan acı hissetmemesine sebep olmuştu.</p>
<p>Kulağa o kadar kötü gelmese de acısız yaşamak Gaby&#8217;nin hayatını olumsuz etkiledi. Kan gelene kadar parmaklarını ısırabiliyordu. Gözlerini aşırı kaşırken tek gözünde görme yetisinden oldu.</p>
<p>Ailesi kendisine zarar vermemesi için daha sıkı önlemler aldı. Gaby&#8217;nin bu dramatik mücadelesi bir belgesele de konu oldu.</p>
<p>7- Suya alerjileri var<br />
İster sıcak banyo için isterse evi temizlemek için ya da sadece susuzluğu gidermek için. Avustralyalı Asleigh Morris ve İngiltere&#8217;den Michaela Dutton suyu ne zaman kullansa alerjik belirtiler gösterdi.</p>
<p>Duş almak ikisi için de acı veren bir deneyim. Michaela su, kahve ya da çay içemezken, derisini yaktığı için sulu meyve bile yiyemiyor! Sadece diyet kola Michaela&#8217;ya ciddi bir zarar vermiyor.</p>
<p>Asleigh de terlememek için spor yapmıyor, kendini yormuyor. Çünkü ter cildine alerjik reaksiyonlardan dolayı büyük zarar veriyor.</p>
<p>8- Uyuyamayan aile<br />
FFI adı verilen uyku bozukluğu hastalığı genetik sebeplerden ortaya çıkıyor. Bu hastalığa yakalananlar uykuya asla dalamıyor. 29 yaşındaki Cheryl Dinges bu uyuyamama hastalığına tutuldu. Ailesi FFI geni taşıdığı için hastalık ona da geçti. Dünyada sadece 40 ailede görülen bu genetik hastalık yüzünden annesini, dedesini ve amcasını kaybetti.</p>
<p>Zamanla FFI hastası kişi halisülasyon görmeye başlar. Hayatı boyunca uyuyamaz. Hastalık son evresinde ise akıl hastalığına dönüşür. Eğer anne babalardan birinde FFI&#8217;ya yol açan gen varsa hastalığın çocuklara geçme şansı yüzde 50 civarında.</p>
<p>9- &#8216;Kelebek&#8217; çocuklar<br />
Sarah ve Joshua Thurmond kardeşler amansız bir genetik hastalık olan Epidermolsis bullosa hastalığına yakalandı. Bu amansız hastalık ciltleri olağanüstü derecede dayanaksız bir hale getirir. Ciltte aşınma ve kabarıklıklar cildin alt tabakasındaki dokulara zarar verir.</p>
<p>Kardeşlerden Sarah 2008 yılında hayata gözlerini yumarken Joshua da aynı hastalıktan mağdur durumda. Doktorların bu hastalığa yakalananlar için biçtiği ömür ise 30-40 yıl. Bu hastalığa yakalanan çocuklar için kullanılan tabir ise &#8220;kelebek çocuk&#8221;.</p>
<p>Bu tabirin kullanılmasının sebebi derinin bir kelebek kanadı kadar kırılgan olması. Kardeşler acıyı azaltmak için özel bandajlarla dolaşsa da bu hastalığın kesin bir tedavisi yok.</p>
<p>10- Taş bebek<br />
Faslı kadın Zahra Ebutalib neredeyse yarım yüzyıl boyunca karnında çocuğunu taşıdı. 1955&#8242;te hastaneye doğum için yetiştirilen Zahra sezeryan bölümünde başka bir kadının ölmek üzere olduğunu görünce doğum yapmaktan vazgeçti.</p>
<p>Ağrıları son bulduktan sonra Zahra bebeğini &#8220;uyuyan bebek&#8221; olarak düşündü. Fas halk inanışına göre kadınların onurunu korumak için bebekler ana rahminde uyuyarak yaşayabilir.</p>
<p>75 yaşına geldiğinde Zahra yine dayanılmaz ağrılar çekmeye başladı. Doktorların ultrason çekiminden sonra çocuğun karnında öldüğü anlaşıldı. İşin mucizevi tarafı Zahra&#8217;nın vücudu karındaki ölü bebeği bir organ gibi kabul edip fonksiyonlarına devam etmişti.</p>
<p>Ama 50 yıl sonra cenin dayanılmayacak derecede büyüdü ve çevreleyen organlara zara verdi. Sonuçta 5 saatlik bir operasyon sonucunda kireçleşen cenin alındı. Kireçleşen cenin vakaları tıp dünyasında çok nadir rastlanıyor. Journal of Royal Society of Medicine dergisine göre bu yönde sadece 290 vakası kaydedilmiş durumda.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/tip-tarihinde-cozulememis-10-vaka/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalbi zorlayan alışkanlıklar</title>
		<link>http://www.f-blog.info/kalbi-zorlayan-aliskanliklar/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/kalbi-zorlayan-aliskanliklar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 May 2011 22:56:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4790</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdakilerden kaçınarak sağlıklı bir kalbe sahip olma ihtimalimizi arttırabilirmişiz&#8230; TV seyretmek Düzenli egzersiz yapsanız bile saatlerce televizyon karşısında oturmak kalp krizi ve felç ihtimalini artırıyor. Bunun sebebi ise basit. Hareketsizlik kandaki yağ ve şeker seviyesini olumsuz etkiliyor. Doktorlar periodik olarak yürümeyi tavsiye ediyor. Eğer ofisteyseniz telefonla ayakta konuşarak riski azaltın Depresyonu hafife almak Stresli, agresif [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıdakilerden kaçınarak sağlıklı bir kalbe sahip olma ihtimalimizi arttırabilirmişiz&#8230;<span id="more-4790"></span></p>
<p><strong>TV seyretmek</strong><br />
Düzenli egzersiz yapsanız bile saatlerce televizyon karşısında oturmak kalp krizi ve felç ihtimalini artırıyor.</p>
<p>Bunun sebebi ise basit. Hareketsizlik kandaki yağ ve şeker seviyesini olumsuz etkiliyor. Doktorlar periodik olarak yürümeyi tavsiye ediyor. Eğer ofisteyseniz telefonla ayakta konuşarak riski azaltın</p>
<p><strong>Depresyonu hafife almak</strong><br />
Stresli, agresif ve depresifseniz bunun kalbinize ayratacağı sonuçlar ciddi olabilir. Stres, depresyon göz ardı edilmeye müsait durumlardır. Özellikle stresi içselleştirenler büyük kalp rahatsızlığı riski altındalar.</p>
<p>Ancak kalp sağlığınız için depresyonu hafife almayın. Doktorlar sorunlarınızı sürekli yakınlarınızla konuşmanızın kalbinize iyi geleceğini söylüyor.</p>
<p><strong>Horlamayı küçümsemek</strong><br />
Horlama küçük bir uyarı gibi gelebilir. Ancak uyku düzensizliğinin ciddi bir uyarısıdır. Uyurken nefesinizin kesilmesi kan basıncının da yükselmesi ve kalbin uykuda daha çok çalışması anlamına gelir.</p>
<p>Daha çok şişman ve obez kişiler uyku bozukluğundan muzdarip olsa da zayıf insanlarda da görülen bu hastalık asla hafife alınmamalı. Eğer horluyor ve yorgun uyanıyorsanız doktorunuza başvurun.</p>
<p><strong>Diş temizliğini ihmal etmek</strong><br />
Diş eti hastalıkları ile kalp rahatsızlıkları arasında sebebi ortaya çıkarılamasa da büyük ilişki var. Eğer dişlerinizin aralarını temizlemeyi ihmal ederseniz zaman içinde bakteri birikmesi yaşanır.</p>
<p>Bir teoriye göre bu bakteri vücuttaki iltihapları tetikler. Bu iltihaplar da damarların fonksiyonlarının aksamasına yol açabilir. Bu yüzden komple bir diş temizliği çok önemlidir.</p>
<p><strong>Yalnız yaşamak</strong><br />
Tabii ki herkesin yalnız kalması gereken bir dönem olabilir. Ancak başkalarıyla iletişimde olmak sağlıklı yaşamın önemli bir parçası.</p>
<p>Yapılan araştırmalar gösteriyor ki aileleri ve yakın arkadaşlarıyla güçlü bağları olan insanların kalpleri daha dayanıklı oluyor ve daha uzun bir yaşama kucak açıyor.</p>
<p><strong>Vücudunuza aşırı yüklenmek</strong><br />
Evet, sadece fit kalmak için değil kalp sağlığı için de spor yapmak önemli. Ancak sporu abartmak da kötü sonuçlar doğurabiliyor.</p>
<p>Doktorlara göre spor yaparken vücuda aşırı yüklenmek ve sonrasında sporu tamamen bırakmak kalp için zararlı. Düzenli ve yüklenmeden yapılan egzersiz ise kalbe çok faydalı.</p>
<p><strong>Aşırı alkol tüketmek</strong><br />
Aşırı alkolün yüksek tansiyona yol açtığını artık bilmeyen kalmadı. Aşırı alkol aynı zamanda kandaki yağ oranını artırdığı gibi kalp durmasına kadar etkide bulunabiliyor.</p>
<p>Daha fazlası alkolde bulunan ekstra kalori kilo almaya yol açarken aşırı kilolar da kalp sağlığını tehdit ediyor.</p>
<p><strong>Aşırı yemek</strong><br />
ABD&#8217;deki kalp hastası erkeklerin yüzde 72&#8242;si kadınların yüzde 64&#8242;ü obez. Bu da kilonun kalp rahatsızlıklarında ne kadar rol oynadığını gösteriyor.<br />
Bu yüzden daha az yemek yiyin. Şekerli içecekler yerine su için. Ekmek ve makarna gibi yüksek kalorili ve karbonhidrat oranı yüksek yiyecekleri sofranızda azaltın.</p>
<p><strong>&#8220;Risk altında değilim&#8221; demek</strong><br />
Kalp hastalıkları, dünyada en çok can alan hastalıklardan biri. Bu yüzden kişinin risk altında olmadığını zannetmesi aslında riski başlı başına artıran bir faktör.</p>
<p>Yüksek tansiyon, kolestrol, şeker, kilo sürekli takip edilmesi gereken faktörler. Sigaradan da mutlaka uzak durulmalı.</p>
<p><strong>Kırmızı et yemek</strong><br />
Kırmızı et yüksek oranda doymuş yağ oranı içerdiğinden kalbe zararlı yiyecekler arasında. Doktorların tavsiyesi rejiminizde yüzde 10&#8242;dan az kırmızı et yemeniz.</p>
<p>Eğer kırmızı eti terk edemeyenlerdenseniz, ufak parçalarla az yiyin. Ayda sadece birkaç kez biftek yemek kalp sağlığınızı olumlu etkiler.</p>
<p><strong>Kontrollerinizi ertelemek</strong><br />
Kolesterol, tansiyon ve kan şekerini mutlaka düzenli bir şekilde ölçün. Eğer bu değerler yükselirse kalp rahatsızlığı gibi hastalıklara yenik düşme ihtimaliniz de artar.</p>
<p>Bu risk yaşlanınca daha artar. 50&#8242;li yaşlarında olan kişilerin yüzde 90&#8242;u yüksek tansiyon riski taşıyor. Bu yüzden genç yaşlarda bu değerleri kontrol etmek her zaman riski azaltır.</p>
<p><strong>Sigara içmek</strong><br />
Tekrarlamaktan bir sakınca gelmez: Sigara içmeyin. Doktorların uyardığı gibi sigara kalp için topyekun bir felakettir. Damarları tıkayan sigara kalp riskini muazzam azaltır.</p>
<p>Ayrıca çevrenizdekileri de uyarmanız gerekir. Yılda 46 000 kişi pasif içiciliğin yol açtığı kalp hastalığından yaşamını yitiriyor.</p>
<p><strong>İlaçları ihmal etmek</strong><br />
İlaçların her zaman yan etkisi vardır. Bu etkilerden dolayı ilaç almak için isteksizlik olabilir. Ancak yüksek tansiyon ilaçlarının düzenli alınması gerekir.</p>
<p>Kendinizi iyi hissetmeniz tansiyon düzenleyici ilaçları bırakmanıza gerekçe olmamalı. Bu tip ilaçları mutlaka doktor kontrolünde, uygun periyotlarda alın.</p>
<p><strong>Meyve ve sebze yememek</strong><br />
Doktorlar en kalp dostu diyetlerin sebze ve meyve içerdiğini belirtiyor. Aburcuburu minimuma indirip sebze, düşük yağlı süt ve meyvelere yönelin.<br />
ABD&#8217;de resmi makamlarca yayımlanan diet programlarının yüzde 50&#8242;si sebze ve meyvelerden oluşuyor. Günde beş kez sebze ve meyve yiyenlerde yüzde 20 daha az kalp riski gözüküyor.</p>
<p><strong>Fiziksel belirtileri görmezden gelmek</strong><br />
Merdivenleri çıkarken nefes nefese kalıyorsanız, göğsünüzde baskı hissediyorsanız bir doktora görünme zamanı geldi.</p>
<p>Zaman kalp hastalıklarının en değerli çözümlerinden biridir. Erken teşhis için vücudunuzda gerçekleşen ağrıları önemsemeniz gerekir. Birçok kalp krizi vakası erken doktora giderek iyileşme ile sonuçlanmıştır.</p>
<p><strong>Tuzlu yiyeceklerden kaçınmamak</strong><br />
Ne kadar tuz tüketirseniz tansiyonunuz o kadar artar. Aşırı tuz tüketimi ve beraberinde yüksek tansiyon böbrek problemleri ve kalp krizi riskini artırır.</p>
<p>Doktorlara göre normalde günlük tuz limitinin 2300 miligram olması gerekli. Eğer 50 yaşından büyükseniz veya yüksek tansiyonunuz varsa günlük tuz miktarınızı 1500 miligrama düşürün.</p>
<p><strong>Aburcubur yemek</strong><br />
Yüksek oranda şeker, yağ ve kalori içeren yiyeceklerin besin değeri genelde düşük olur. Araştırmalara göre yüksek kalorili yiyecekler obezite ve şeker hastalığı riskini artırır.</p>
<p>Bu yüzden besin değeri yüksek yiyecekleri tercih edin. Sebze, meyve, yumurta, fasulye, bezelye gibi yiyecekleri tercih edin. Balık ve tavuk etini tercih etmek de iyi olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/kalbi-zorlayan-aliskanliklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç beyazlaması</title>
		<link>http://www.f-blog.info/sac-beyazlamasi/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/sac-beyazlamasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 May 2011 23:58:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[değersiz bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4759</guid>
		<description><![CDATA[Saçlar neden beyazlar, madem sonunda beyaz olacaklar başta neden siyah veya farklı renktelerki&#8230; İnsanları yaşlılık stresine sokmak için olsa gerek. Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey imiş. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı var imiş. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Saçlar neden beyazlar, madem sonunda beyaz olacaklar başta neden siyah veya farklı renktelerki&#8230; İnsanları yaşlılık stresine sokmak için olsa gerek.<span id="more-4759"></span></p>
<p>Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey imiş. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı var imiş.  Yaşlandıkça derimiz saçlarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez imiş. Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır imiş. Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır imiş. Al sana beyaz saçlar sonra&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/sac-beyazlamasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çılgın proje ve gerçekler</title>
		<link>http://www.f-blog.info/cilgin-proje-ve-gercekler/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/cilgin-proje-ve-gercekler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Apr 2011 23:27:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4749</guid>
		<description><![CDATA[Alıntıdır. Bu köşede hep tozların etkileri veya meteoroloji ile ilgili haberler ile tanıdınız. Ama benim asıl uzmanlık alanım deniz bilimleridir. Uzmanlığım da Türk Denizleri özellikle de Marmara Boğazlar ve İstanbul Haliç&#8217;i dir. Yani bu konularda uzmanım, konuşabilirim hem de göğsümü gere gere. Şimdi gelelim en son proje önerisine. Size çok basit dilde anlatayım. Karadeniz&#8217;i bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alıntıdır.</p>
<p>Bu köşede hep tozların etkileri veya meteoroloji ile ilgili haberler ile tanıdınız. Ama benim asıl uzmanlık alanım deniz bilimleridir. Uzmanlığım da Türk Denizleri özellikle de Marmara Boğazlar ve İstanbul Haliç&#8217;i dir. Yani bu konularda uzmanım, konuşabilirim hem de göğsümü gere gere.<br />
Şimdi gelelim en son proje önerisine. Size çok basit dilde anlatayım. Karadeniz&#8217;i bir tatlı su havuzu olarak düşünün. Nedeni de basit çünkü bu havuza giren tüm sular (nehir veya yağmur suyu) tatlı su. Peki o zaman Karadeniz neden tatlı su havuzu değil? Çünkü Çanakkale ve İstanbul Boğazı altından gelen ve belirli eşikleri belirli rüzgar koşulları altına aşan tuzlu ve de dolayısı ile yoğun Akdeniz suları Karadeniz’i bugünkü tuzluluk seviyesine getirdi. Geçmişi o kadar da taze ki en son hali 3500 senelik ve bildik tarihi de 12.000 senecik.<span id="more-4749"></span><br />
Durduk yerde neden Karadeniz havuzu diyorum değil mi?  Karadeniz&#8217;i az tuzlu bir havuz diye düşünün hem de Akdeniz&#8217;den ortalama 30 cm yüksek. İşte bu nedenle bu havuzun fazla suyu Boğazlardan akar  durur ama havuza giren su belli ve doğanın açtığı bu kısıtlı musluktan çıkan su belli. Yani Karadeniz havuzunu boşaltan bir musluk vardı. Ama doğanın yarattığı bir musluk ve dengesini ancak son 3500 senedir sürdüren bir musluk.<br />
Şimdi siz bir ikinci musluk takmayı planlıyorsunuz hem de 25 metre derinlikte, yani musluk sadece Karadeniz&#8217;in suyunu Marmara&#8217;ya akıtabilecek ama alttan girmesi gereken su bu yeni kanala giremeyecek. Doğanın dengeleri bozulacak ve ne olacak?<br />
Ne olur biliyormusunuz, ah keşke bilebilsek.<br />
Ama her ne olursa hiçbir zaman geri dönüşü olmaz, doğal dengeler bozuldu mu geri dönüş maalesef yok.<br />
Akıl mantık basit. Havuza takılı bir musluk vardı şimdi ikinci musluğu takmayı planlıyorsunuz. Eh iyi de havuza gelen su miktarı artmayacak ki. Yani Tuna, Dinyeper Dinyester siz musluk taktınız diye debisini arttırmayacak ki? Diğer bazı kanalları örnek göstermek demek Karadeniz&#8217;in Marmara&#8217;nın oşinografik gerçeklerini bilmemek demektir. Böyle bir sisteme sahip bir deniz yerkürede yok, sadece bizde ama değerini bilirsek elbette. Ben talebelerime derslerde Marmara&#8217;yı anlatırken onu sağlıklı Akdeniz ve sağlıksız Karadeniz&#8217;in astımlı doğan çocuğu derim. Yani doğuştan solunum zorluğu çeken bir deniz ve de dikkat edilmesi şart olan bir deniz. Onu kurtaran Karadeniz&#8217;den gelen ve jet akım halinde Boğazdan Marmara&#8217;ya çıkan ve 25 metrelik üst tabakayı 3 ayda bir değiştiren Karadeniz suyu. O çıkışta öyle harika işler yapıp alt tabakadaki suyu yukarı çekiyor ki sormayın gitsin. Marmara&#8217;ya oksijen pompalayan ise Çanakkale&#8217;den gelen alt su. Takın bu sisteme tek taraflı bir musluk ve seyreyleyin olacakları. Ben karada olacaklardan bahsetmiyorum denizdekiler benim uzmanlık alanım.<br />
Başka tarafları da var elbette bence bu proje hiçbir zaman yapılamaz çünkü sınır aşan sular gibi sınır aşan deniz bu, debisi ile rejimi ile oynayamazsınız. Şimdi Almanya Avusturya Tuna&#8217;üzerinde muazzam bir baraj kursa suyu akıtmasa ne olur. Karadeniz&#8217;in felaketi olur.  Altta verilen su bütçesi alt üst olur.<br />
Kiminiz bu hoca da her şeyi biliyor demişsinizdir. Ama ben aşağıda verilen ve Marmara Denizinin bütçesini çıkartan ekibin parçasıydım. İstanbul Boğazının altını 4 defa al bayrak rengi kırmızıya boyayan (Rhodamin boyası ile) ekibin başı idim. Yani İstanbul Kanlizasyon Deşarj projesinin gerçekleşmesinde, Haliç&#8217;in temizlenmesinde emeğim, alın terim çoktur. Ve de dediklerim doğrudur. Havuza ikinci musluk takarken havuzun daha hızlı boşalacağını da hesaplamalısınız öyle iki mimara ısmarlama ile olmaz bu işler. Keşke iş, en boy yükseklik ve debi ile hallolabilseydi. Ben size hemen şimdiden diyeyim.  Karadenizin su rejimini değiştirirseniz size hesap sorarlar daha da dos doğrusu yaptırmazlar. Hani neden boğaza köprü yaparken 64 metre yapmak zorunda kalıyoruz, 50 yapsak neden olmuyorun cevabı gibi. İşte aşağıda Marmara’nın su ve tuz bütçesi, öyle şappadanak ortaya çıkan bir şey değil, kaç kişinin alın teri var ve bu sistemi  sürdüren yegane güç Karadenize giren ama sadece Boğazdan çıktığı hesap edilen tatlı su. O da %95 Tuna suyu, yani Tuna&#8217;nın debisi bizim için hayati öneme sahip. Siz durduk yerde Karadeniz havuzuna giren tatlı suyun debisini arttırmadan havuzu tek muslukla boşaltmak yerine bir musluk daha takarsanız sistem alt üst olur.<br />
Aslında bunu anlamak için ne bilim adamı olmak gerek ne de alim, basit havuz problemi hani şu ilk okul çocuklarına çözdürülen cinsten.<br />
Saygılarımla,<br />
<strong>Prof Dr A. Cemal Saydam</strong><br />
<strong> ODTÜ Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi(Emekli)</strong><br />
<strong> Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/cilgin-proje-ve-gercekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geri evrim</title>
		<link>http://www.f-blog.info/geri-evrim/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/geri-evrim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2011 23:14:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Mesaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4745</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu tarihte her zaman ileriye doğru evrimleşmiş. Her zaman gelişmiş, durmamış yerinde. Her nesil, bir öncekinden daha ileride olmuş. Ta ki son yüzyıla kadar&#8230; Para hırsı ve kapitalist sistemler insanın aklını başından almış durumda. İnsan para için kime hizmet edeceğini şaşırmış durumda. Kendine hizmet edilenler de diğerlerini düşünmüyor. Şu zamana kadar korunan çevre ve dünya, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu tarihte her zaman ileriye doğru evrimleşmiş. Her zaman gelişmiş, durmamış yerinde. Her nesil, bir öncekinden daha ileride olmuş. Ta ki son yüzyıla kadar&#8230;<span id="more-4745"></span></p>
<p>Para hırsı ve kapitalist sistemler insanın aklını başından almış durumda. İnsan para için kime hizmet edeceğini şaşırmış durumda. Kendine hizmet edilenler de diğerlerini düşünmüyor.</p>
<p>Şu zamana kadar korunan çevre ve dünya, şu anda tam gaz kirletiliyor, öldürülüyor. Bu bakımdan, insanların gelişimlerini tamamladığı, buradan ötesini düşünemediği, ve geri evrimin başladığı düşünülebilir&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-4746" title="geri_evrim" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/04/geri_evrim.jpg" alt="Geri evrim." width="500" height="259" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/geri-evrim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

