Hedeflere inanmak
Bir yaz mevsimi kuraklık küçük bir köydeki ekin için tehdit oluÅŸturmaya baÅŸlar. Sıcak bir Pazar günü hoca cemaatine derki; “Bizi ancak yamur duası kurtarır. Eve gidin, dua edin, inanın ve haftaya Pazar günü Allah yaÄŸmur yaÄŸdıracağı için teÅŸekkür etmeye hazır olarak gelin.”
İnsanlar hocayı dinleyip dediÄŸini yaptılar, dualarını okurlar. Pazar günü de camiye gelirler. Ama hoca onlara kızar ve derki; “Bugün dua edemeyiz, henüz yeterince inanmıyorsunuz.”
Cemaat dua okuduğunu ve gerçekten inandığını söyleyip itiraz eder.
Hoca da güzel bir soru sorar; “O zaman nerede ÅŸemsiyeleriniz?”
Kıssadan hisse: Ortaya birşeyler çıkarmadan önce onu içimizde yaratmış olmalı, ona önce kendimiz inanmalıyız.
Başkalarının neye inandığını ise boşverin. Bilimsel birçok gelişme daha ortada yokken onların geliştiricilerine de kimse inanmamıştı.
2 Yorum
Bu yazıya bağlantılar
Bu yazıdaki yorumlar için RSS beslemesi. Geri izleme URI



Yazan: degirmenlerekarsi
, 11 Ocak 2009 @ 11:29 am
Kıssadan hisse:
ne kadar güçlü bir ÅŸekilde olursa olsun, sadece inanmamız, hayalini kurmamız yetmez… İstediÄŸimiz ÅŸey olmuÅŸ gibi davranmak da gerekli… (ÅŸemsiyeyi hazır bulundurmak gibi)
Zübük adlı bir tiyatro oyunu izlemiÅŸtim (sinema filmi de varmış ama izlemedim) O oyunda zübük (adlı ÅŸahıs) milletvekili olmak istiyor… Oluyor da… Nasıl mı?
Zübük, hergün evinin odasının birinde hayali milletvekilleri, hayali baÅŸbakan, hayali belediye baÅŸkanı ile hayali konuÅŸmalar yapıyor… Her konuÄŸunun oturduÄŸu bir sandalyesi var… Zübük bir o sandalyeye oturuyor bir bu sandalyeye ve “ooo, sayın belediye baÅŸkanım, nasılsınız efendim, teÅŸekkür ederim ben de iyiyim” felan gibisinden bri ona bir buna konuÅŸmalar yapıyor… Sürekli… Bu ÅŸekilde zübük, istediÄŸi ÅŸeye içsel olarak kendini hazırlıyor… Çekiyor istediÄŸi ÅŸeyi yaÅŸamına… Ve istediÄŸini de kendine veriyor Allah…
Kural:
hayalini kurabiliyor, zihninde yaÅŸayabiliyor ve rolünü de oynayabilirsen; gerçeÄŸini de yapabilirsin… GerçeÄŸini yapabilmen ve içsel olarak tam anlamı ile hazır olman demek, Allah ın, o istediÄŸin ÅŸeyi sana vereceÄŸi anlamı taşır… Verir de…
Ama bir ÅŸeye sahip olmaktan daha zor olan, elde ettiÄŸin ÅŸeyi elinde muhafaza edebilmendir… (Mesela namaza bir ÅŸekilde alışırsın ama namazını tüm hayat boyu ve dosdoÄŸru bir ÅŸekilde kendinde tutman, koruman ve namazında yükseliÅŸ yaÅŸaman daha zordur…) Muhafaza edebilmek de, ayrı hasletler gerektirir… Ve o hasletler Zübük te olmadığı için Zübük kısa süre sonra istifa etmek zorunda kaldı
Dolandırıcının teki idi zaten, millet de çıkardığı gibi indirdi onu…
Kısacası iki şeyi birden öğrenmeliyiz;
1-istediğimize nasıl kavuşuruz?
2-kavuştuğumuz değeri nasıl elimizde tutarız?
mesela (erkekler olarak)bir ÅŸekilde sevdiÄŸimiz kız ile evlenmesini beceririz; bu konuda derin bir ilme sahibiz ama sevdiÄŸimiz kıza duyduÄŸumuz aÅŸkı ve evliliÄŸimizdeki canlılığı koruma konusunda kısır kalırız…
Ve son olarak; hayırlısını ve hayırlısı ile birlikte istemek çok önemli… İstediÄŸimize bir ÅŸekilde kavuÅŸuruz ama acaba o istediÄŸimiz ÅŸey, hakkımızda hayırlı mı, bize hayırlar getirecek mi?
kolay gele…
Yazan: FeRHaD
, 11 Ocak 2009 @ 12:50 pm
O tiyatro veya filmi bir gün ben de görmek isterim.
Elde ettiğimiz şeyi elimizde tutmak dediğimiz gibi daha önemli. Ayrıca daha da zor. Eğer o şey kolay elde edilemeyen birşey ise onu elde etmek isteyen rakipler falan da çıkıp iyice karıştırıyor işi, neyse.
Evlilik ile ilgili aşk bitince evlilik de bitiyor mu ya? Bu kadınların öyle bir takıntısı var mı?
20 senedir yaşayıp gidiyorlar, biraz birbirlerinin kafasını yiyorlar ama evlilik gidiyor işte.
Benim annem ve babam sevmeden evlenmişler, aynı köyden zaten tanıyorlarmış birbirlerini. Hala da birbirlerine aşık olduklarını sanmam belki arada bir dönem olmuştur ama kısa.
Bence saygı daha önemli olmalı.Saygı olursa artık sevmesen bile o seviyorsa hala ona saygından onu sevdiğini hissettirebilirsin. Tabi saygı duyacak kadar hiç sevmiyorsam orası başka.
Neyse, zaten evlilik falan ben tırsıyorum, yapacağımı sanmam, ondan benim için pek önemli değil bu konu.