İSTANBUL’UN İŞGALİ

____________________________________________________________________

İstanbul’un işgali ile ilgili ödevimide koydum.Buyrun Sömürün.Yalnız bunda hangi kaynaklardan yararlandığımı hiç bilmiyorum.Umarım başka biryerlerden doğrudan kopyala yapıştır yapmamışımdır.Umarım faydalı olur.

İstanbul’un işgalinin temel nedeni son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin Misak-ı Milli (Milli Ant) adlı bir karar almasıdır.Bu olay şöyle cereyan etmiştir;

a- Son Osmanlı Mebuslar Meclisi ve Misak-ı Milli (29 Ocak 1920):

Padişah Vahdettin, Mondros Ateşkes Antlaşmasının, uygulamaya konulduğu günlerde Mebuslar Meclisi’ni kapatmıştı.Amasya görüşmelerinde ise yeniden açılması kararı alındı.Meclis üyelerinin çoğunluğu önceden kabul ettikleri halde, ne Mustafa Kemal Paşa Meclis Başkanı seçildi, ne de “Müdafaa-i Hukuk Grubu” kuruldu.Mustafa Kemal İstanbul’da toplanacak meclisin uzun süreli çalışamayacağını ve serbest karaklar alamayacağını düşündüğünden Mebuslar Meclisinin İstanbul’da toplanmasına karşıydı.Bu iki konudaki geri adımlarla da Mustafa Kemal’in, İstanbul’da kurulacak bir meclisin etki altında kalmadan çalışamayacağı konusundaki görüşleri doğrulanmış oldu.Fakat önceleri meclisin İstanbul dışında güvenlikte olan bir ilde toplanması için çok çaba sarfettiysede hükümete kabul ettirememişti.7 Kasım 1919’da seçimler yapıldı.Mebuslar Meclisi için yapılan seçimleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin adayları ya da desteklediği kişiler çogunlukla kazandılar.M.Kemal seçilen bir kısım mebuslarla Ankara’da görüştü. Misak-ı Milli esasları kararlaştırdı.Mebuslar Meclisi 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplandı. Temsil Heyeti taraftarı Mebuslar, Felah-ı Vatan(Vatanın Kurtuluşu) grubunu oluşturdular. Bu grup Misak-ı Milli adlı belgeyi hazırladı.28 Ocak 1920’de de “Ahd-i Milli” olarak Misak-ı Milli kararları bir gizli oturumda kabul edildi.Bu son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin en önemli icraatı olmuştur.Bunun sonucunda Erzurum ve Sivas Kongresinde alınan kararlar Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilmiştir.17 Şubat 1920 tarihli oturumda da basında yayınlanması ve bütün yabancı parlamentolara bildirilmesi kararlaştırıldı.Misak-ı Milli’nin maddeleri şöyledir;

1.) 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı sırada Türk askerinin koruduğu Türk vatanının tümü, ayrılık kabul edilemez bir bütündür.

2.) Kendi istekleri ile anavatana katılmış olan Kars, Ardahan, Batum ve Artvin’de gerekirse gene halkın oyuna başvurulabilir.

3.) Batı Trakya’nın durumunun tespitinde halkın oyuna başvurulmalıdır.

4.) Marmara Denizi ve İstanbul her türlü tehlikeden uzak tutulursa, Boğazlar dünya ticaretine açılabilir.

5.) Azınlıkların hakları, komşu ülkelerdeki müslüman halkın da aynı haktan yararlanmaları şartı ile kabul edilecektir.

6.) Milli ve ekonomik gelişmemizi engelleyip siyasi, mali ve adli sınırlamalar(kapitülasyonlar) kaldırılmalıdır.

ÖNEMİ:

– Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan kararlar Mebusan Meclisi tarafından kabul edilmiştir.

– Türk vatanının bugünkü sınırları tespit edilmiştir.

– Böylece Kurtuluş Savaşı’nın dayandırılacağı ilkeler açıkça ortaya konmuştur.

– Amasya görüşmelerinden sonra milli mücadeleye meşruluk kazandıran ikinci ve daha önemli belgedir.

Ayrıca son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin en önemli icraatidir.Misak-ı Milli ile, Mustafa Kemal Paşa’nın düşünceleri, Osmanlı Parlamentosu tarafından da kabul edilmiştir.Osmanlı Meclisi’nin böylece tek kurtuluş çaresinin ne olduğunu açıkça göstermiş oluyordu.

b-İstanbul’un İşgali

Misak-ı milli’yi işgal devletlerinin tanımaları ve benimsemeleri mümkün değildi.Onlar Mebusan Meclisinin her istenilen şeyi kabul edeceğini sanmışlardı.Oysa, milletin temsilcisi olan Parlamento, işgali ve paylaştırmayı kabul etmeyeceğini kararlaştırmıştı. Bu durumda yapılması gerekli ilk iş, Mebusan Meclisini aldığı bu karardan döndürmek olabilirdi.Ama bunu başaramadılar.Hatta işgal devletlerinin ve padişahın baskısı sonucu Ali Rıza Paşa istifa etmek zorunda kaldı(3 Mart 1920).Yerine getirilen Salih Paşa’da baskılara boy eğmedi ve Mebusan Meclisini etkilemeye çalışmadı.Bunun üzerine işgal devletlerinin yapabileceği tek bir şey kalmıştı:O da İstanbul’u resmen ellerine geçirmekti.

Anlaşma devletlerinin donanmaları 13 Kasım 1918’den beri İstanbul limanındaydı.Kentin belli yerlerine denetici ve gözetici düşman subay ve erleri konulmuştu ama İstanbul henüz resmen işgal edilmemişti.Mebusan Meclisi’ni susturabilmek için bu adımın atılması gerekti.16 Mart 1920 sabahı kente çok sayıda İngiliz birliği çıkarıldı.Her taraf işgal edildi.Resmi dairelere, telgraf merkezlerine el konuldu.Karakollar basıldı.Harbiye Nazırı Fevzi (Çakmak) Paşa odasından dışarı atıldı.Hiçbir suçu olmayan subay, er ve polis memurları şehit edildi.Anadolu’daki harekete sempatisi olanlar toplatılıp tutuklandı.Mebusan Meclisi basıldı. İleri gelen mebuslar tutuklanıp hapse atıldı.Bunların bir bölümü de Malta adası’na sürüldü.Canlarını kurtarabilenlerin yapabilecekleri tek iş, Anadolu’ya kaçmaktı.O günden sonra Ankara, İstanbul’dan kaçan mebus, asker, yazar, memur ve daha birçok vatansever kişilerle dolmaya başlamıştı.

İstanbul’a işgal devletlerinin el koyması Osmanlı Saltanatının da sona erdiği anlamını taşır.Padişah, artık bir tutsaktan başka birşey değildir.Ancak, İngilizler padişaha ve hükümetine dokunmadılar.Çünkü, onları kendi çıkarları için kullanmak istiyorlardı.İstanbul işgal edilip Mebuslar Meclisi dağıtılınca, bunun, ulusal direniş taraftarlarına korku salacağını, dolayısıyla Padişah Vahdettin’in saltanat otoritesinin yeniden ve kendi yararlarına kurulacağını umuyorlardı.

Mebusan Meclisi’nin basılamsı, mebusların çoğunun tutuklanması ve kaçması üzerine bu kurumun varlığı da sona ermiş ve 11 Nisan 1920’de padişahça hukuksal olarak dağıtılmış ve Osmanlı Parlamentosu da tarihe karışmıştır.

İstanbul’un işgali üzerine Salih Paşa Hükümeti artık birşey yapamayacağını anlayarak çekildi.Vahdettin, Damat Ferit’i yine sadrazamlığa atadı(5 Nisan 1920).

Bu olay Mustafa Kemal’e Manastırlı Hamdi Efendi adında yurtsever bir telgrafçı tarafından bildirildi.Bu olay üzerine Mustafa Kemal durumu vatanın her yanına yaydı ve protesto etti.İstanbul ile telgraf ve telefon haberleşmesinin kesilmesini istedi.İşgal güçlerinin Adana’dan Anadolu’ya yapacakları sevkiyata engel olmak için Geyve ve Ulukışla demiryollarını tahrip ettirdi.

İŞGALİN SONUÇLARI:

– TBMM’nin açılmasına imkan hazırlandı.

-Osmanlı saltanatının bir nevi sonu oldu.