Kadınlar Gününüz kutlu olsun

____________________________________________________________________

Biliyorum, her yıl aynı yazıyı koyuyorum, tasarruflu oluyor böyle… 🙂

Bir Günü daha, buradan bütün kadınların Dünya Günü’nü kutluyorum.

Amorti olarak da geçen yıl Pınar Altuntaş‘ın e-posta ile gönderdiği Deli Kadir resmini tekrar koyuyorum, geçen yıl da kullanmıştım. 🙂 İyi birşey hazırlamak isterdim ama ne düşünecek ne de çizecek zamanım var, üzerimde bir baskı var da neyse. Aslında her yıl aynı resmi yayınlasam da iyi olur. 🙂 Yalnız aşağıda yazdıklarım bu resme biraz ters, dikkat edin. 🙂

Geçen gün bir gazetede ilginç bir haber vardı. Bilim adamları üç bin yıl öncesinden insan fosillerini incelediklerinde kadınların kemiklerinde erkeklere oranla daha fazla kırık olduğunu fark etmişler. Buradan da şu sonucu çıkarmışlar, kadınlar üç bin yıldır dayak yiyor. Afiyet olsun diyemiyorum acı bir durum, bir cinsiyet devamlı olarak aşağılanıyor, hor görülüyor, kullanılıyor ve dayak atılıyor. Bunların hepsini sadece kadın olarak değil de insan olarak düşünmeli, onların insan olduğunu unutmamalı. Bu şekilde düşününce bir grup insanın binlerce yıldır dayak yediğini ezildiğini düşünmek acı birşey. Düşündükçe zaten sinirlerimde bir kıpraşmalar oluyor. Neden tepki göstermiyorlar, baş kaldırmıyorlar gibi birşeyler geçiyor aklımdan, tabi mantıksızca şeyler gibi geldiğinin farkındayım.

Yine geçen haftalarda da dünyaca ünlü süper seksi şarkıcı Rihanna sevgilisinden sağlam bir dayak yemiş, ağzı burnu dağılmış, değil duvara yapışmak tıra yapışmıştı adeta. Buraya kadar normal (!), aralarında ne olduğunu neden dayak yediğini vs. bilmem. Rihanna yedi dayağını tamam, sonrasında sevgilisini yıllarca hapiste bile yatırabilir, elinde bu hak var. Ancak o ne yapıyor, sevgilisine tekrar geri dönüyor, nedeni de onu çok sevmesiymiş. Yahu tamam anladık çok seviyorsun, koluna da yakışıyorsun, duvara da yapışıyorsun (!) ama bu davranışın kadınların üç bin yıldır yediği dayağın süresini bir yıl daha uzatmış olmuyor mu! Tamam, onu geçtim, bu dayak sevgilisinin onu bir daha dövmeyeceği anlamına falan gelmiyor ki, barışmışlar tamam bir daha kavga etmeyecekler değilmi!

Üstelik adamla ne evli, ne bir şey, arasında hiç bir bağı yok yani. Duygu bağı da ne garip bir bağdır ki kadınlarda en ağır koşullarda bile asla kopmaz. Dayağı yer, hizmetini eder, yatakta bedava … vazifesini de görür, sonra çıkar televizyona kocam beni bıraktı, eve gelmiyor, eve almıyor, geri dönsün yakınır. Program sunucusu ise kadının başından geçenlere şaşırır, hala bu adamı neden istiyorsun der. Kadının yanıt da güzeldir; “O benim kocam, seviyorum onu.”.

Tamam kocadır, döver de sever de ama biraz da mantıklı olmak gerek. Bile bile dayak yenmez, hele ileride yiyeceğini bilerek de yaşanmaz. İlişki Rihanna kadar yolun başında ise konuşulup tartışılmalı (yalnız, bu olursa ayrılamazsınız) ve gerekirse ayrılmalı. Ortada ne evlilik var, ne çocuk, yani tam zamanı. İleride evlenecekler, yasal dini bağlar vs. olacak bir de çocuk çıkardımı kadın, hem duygusal hem de fiziksel bir bağ da olacak. Bundan sonra da başla kocadan yemeye dayağı, evlilik hayatı işkenceye döner ama, kadın çocuğunu düşünür, o olmasa nasıl yetişecek büyüyecektir, babadan ayrı nasıl yaşayacaktır, ayrılsa babadamı kalacak annedemi vs. vs. ayrılamama sebepleri saymakla bitmez.

Tamam seviyorsunuz, o anlaşıldı. Ama biraz da mantıklı olun, işin başında ipuçlarını görünce bir düşünün taşının ve gerekirse ilişkiyi bitirme kararını çekinmeden verin. Yoksa ömrünüzün sonuna kadar mutsuz, karnınızın dayakla doyduğu bir hayata evet demiş olabilirsiniz. Tabi bir kadın bir ömür, binlerce kadın üç bin yıl ki insanlık tarihi de üç bin yılla kısıtlı olmadığı için varoluştan beri diyebiliriz buna.

Tartışma vs. olabilir, tuz biber deriz ona olur biter, arada tokat da olsun hadi, zorlayalım sınırları. Ama dayak yani birden fazla tokat, yumruk, tekme herhangi bir zorlama vs. girdimi işin içine bir de tek bir kere de değil, düzenli düzensiz zamanlarda devam eden bir şekilde oldumu işte bu olay artık sınırları aşmalı.

Dine göre kadın kocasının dediğini yapmalı, sözünden çıkmamalı. Tamam da kocanın da kadına biraz saygı göstermesi onu da düşünmesi gerek. Geçende İngilizce bir dini TV kanalında bir program sunan sakallı bir dayı güle güle kahkahalarla ve tekrar ederek “If you can’t protect your woman, you’re not a man.” diyordu. Yani karınızı koruyamazsanız adam değilsiniz. Bunun içine havadan sebepten dayak atmak da giriyor, kadınını korumamış oluyor çünkü. Kime karşı korumamış? Kendi nefsine karşı. Kadını dövmemek ile ilgili bir sürü şey söyledi durdu.

Yanlış anlaşılmasın, kadınların yıllarca dayak yemesinin suçu yine onlar değil, bizleriz. Ama onlar da zamanında çekip gitmeyi bilmeli, işin başında anlarsan olacakları sonrasında rahat edebilirsin. Evde kalma düşüncesini unut, dayakla yaşayacağına yalnız ama rahat bir ömür yaşa. Tamam, bu her şeyi çözmeyecektir ama işe baştan önlem alarak olası problemlerden sakınma ihtimalini arttırır.

Bir de evlilik öncesi ilişkiye girme meselesi var. Hiçbir erkek sizi buna zorlayamaz, yasalarımız var. Zorla olanları geçiyorum, dediğim gibi ne kadar uygulandığı şüpheli olsa da biraz tuhaf olsa da yasalarımız var. Benim sözüm zorla değil bilerek isteyerek ilişkiye giren kadınlara. Bilerek derken de evli olmayan ama düzenli düzensiz ama bilinçli bir cinsel yaşamı olanlara da değil. Sizin hiç namus, bekaret, zina gibi şeylerden haberiniz var mı? Zorla olduğunda bunların hiçbiri önemli değildir, kadın suçsuzdur çünkü. Ama bilerek yaptığında önemleri artar işte. İlişkiye girdiğiniz kişiyle evlenecekseniz yine problem yok diyelim. Ama yarın çekip gitmeyeceği garanti olmayan biriyle neden böyle bir şey yapılır. Bazılarının cevabı “Böyle bir şeyi benle yapmak istediğine göre beni çok seviyor olmalı.” şeklinde bir düşünce. Bir sonraki gün hatanızı anlarsınız. Bir kere bu düşünce mantıklı ise fahişeleri eşlerinden veya sevgililerinden daha fazla seviyor demektir! Neden mi, sözde sevgilisiyle yatıp kalkıyor, bir daha geri bakmadan kendi işine devam ediyor. Fahişelerle ise yatınca üstüne bir de para veriyor. Demek ki onu ne kadar çok seviyor ki üstüne para bile veriyor. Akıllı olun, kimseyle evlilik dışı ilişkiye girmeniz gerekmez, bu sevginin kanıtı değil, kullanma, sömürme isteğinin kanıtıdır. Bir de sizi bırakıp giden bir gecelik sevgilinizin gelecekteki eşiniz üzerindeki etkilerini düşünün. Gerçekten seviyorsa kabul edecektir diyebilirsiniz, evet doğrudur, ama onun suçu ne. Eşinin zamanında birinin zevk aleti olduğunu bilmek ona neler hissettirecektir.

Neyse, bu yazdıklarım suçlama amaçlı görülmesin, uyarı tavsiye vs. Bir kötü niyetle yazmadım. Kadınlar iyidir, güzeldir, şöyledir böyledir büyütmüyorum, sadece onları insan olarak düşünüyorum. Böyle düşününce de insanların yarısının bu şekilde kötü bir yaşama zorlanması biraz rahatsız ediyor beni. Neyse, tek rahatsız eden o olsa. Sadece kendinizi ezdirmemeniz gerektiğini, işi başından düşünmeniz sonra pişman olabileceğiniz gerçeğini düşündürmek için karaladım durdum bu kadar. Aslında değinilecek o kadar çok şey var ki, anlat anlat bitmez.

  • Bu yazıya tepki gösterecek erkekler olacaktır, onlara da diyeceğim; “Ulan hıyar, ayı; senin de çıktığın deliğin sahibi bir kadın değil miydi? Anana az da bir saygın yok mu lan.” 🙂

Okuyan kadınların Dünya Kadınlar Günü tekrar kutlu olsun.