<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>F Tipi Blog - Made in Satisfaction &#187; Tarih</title>
	<atom:link href="http://www.f-blog.info/kategoriler/egitim/tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.f-blog.info</link>
	<description>Ferhad Fidan&#039;ın Blogu. Bilim, Teknoloji, Bilgisayar, İnternet, Eğitim, Cep Telefonu, Eğlence.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 22:23:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Fransız malları boykotu</title>
		<link>http://www.f-blog.info/fransiz-mallari-boykotu/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/fransiz-mallari-boykotu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2011 00:54:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5461</guid>
		<description><![CDATA[Fransa&#8217;nın saçma Ermeni soykırımı oyunu üzerine şimdi de Fransız mallarını boykot edin diyorlar. Edelim de, bugüne kadar hangi boykotu başardık da bunu yapacağız. Ha bir de Fransız mallarını boykot etsek direkt olarak Fransızlara zarar vereceğiz diye bir şey yok ki. Fransız sermayesi, Türkiye&#8217;de üretim ve satış yapan dolayısıyla Türkiye&#8217;de işgücüne katılım sağlayan pek çok firma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fransa&#8217;nın saçma Ermeni soykırımı oyunu üzerine şimdi de Fransız mallarını boykot edin diyorlar. Edelim de, bugüne kadar hangi boykotu başardık da bunu yapacağız. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ha bir de Fransız mallarını boykot etsek direkt olarak Fransızlara zarar vereceğiz diye bir şey yok ki. Fransız sermayesi, <a href="http://www.f-blog.info/etiket/turkiye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>&#8217;de üretim ve satış yapan dolayısıyla <a href="http://www.f-blog.info/etiket/turkiye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>&#8217;de işgücüne katılım sağlayan pek çok firma var. Hadi diyelim, süper boykot yaptık, hiç Fransız malı(!) satın almadık. Olan önce bu firmalarda çalışırken işsiz kalacak vatandaşımıza olur. zaten başbakanın açıkladığı yaptırım maddelerinde de Fransa&#8217;nın mallarını almayın boykot edin demiyor direkt. Yoksa, biz boykot bitene kadar Patricia Kaas dinlemeyiz, internetten bedava MP3&#8242;ünü indirmeyiz olur biter. (!) <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> <span id="more-5461"></span></p>
<p><a href="http://www.boykotfransa.com" rel="nofollow" target="_blank">Boykot Fransa</a> gibi Fransa&#8217;yı boykot amaçlı birçok site açılmış. Linkteki site Fransız sermayeli firmaların listesini vermiş sayfalarında. Siteye göre aşağıdaki firmaların tümü Fransız sermayeli firmalar imiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img class="size-full wp-image-5463 alignnone" title="Fransız malları" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/12/fransiz_mallari.jpg" alt="Fransız Malları" width="500" height="6583" /></p>
<p>Görselde yer alan firmalar:<br />
Christian Dior, Cartier, Chanel, Clarins, Lavande, Laroche, Lacoste, Loreal, Melvita, Vichy, DKNY, Louis, Kerastase, Petit Baleau Giyim, Garnier, Elle, Mariea Claire, Hermes, Canan Kozmetik, İpek Şampuan, Renault, Peugeot, Dacia, Renault &#8211; Nissan Ortaklığı, Total, Elf, Uniroyal, Valeo, Reamic, SNR Rulmanları, Sekuirit Oto Camları, BF Goodrich Lastikleri, Michelin, Citroen, Lafarge, Onduline, Weber, İzocam, Legrand, Nexans Kablo, Carrefour, Ticket, Sodexho, Danone, Hayat Su, Tikveşli, Birtat, Akmina, La Vache Quirit, Güneş Sigorta, TEB &#8211; Türkiye Ekonomi Bank, Axa Sigorta, Başak Sigorta, Groupama, Societe &#8211; Generale, Denizbank, Pullman, Thalasa, Novotel, İbis Hotel, Sofitel, Allegra Aleri İlaçları, Sanofi İlaç, La Roche Posay, Servier İlaç, LaGostino, Moluinex, Rowenta, Krups, Tefal, Ubisoft, SolidWorks, Catia, Dassault, 3dvia, Simulia, Enovia, İnform, Telemecanique, Club med, Air France, Bic Traş Bıçakları, Schneider Elektrik, Europ Assistance, Areva, Atotech, SDV Horoz, Gefco.</p>
<p>Liste gerçekten kabarık. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Vakti zamanında kendi firmalarını desteklemeyip batırır, ya da Fransızlara sattırırsan olacağı bu. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bunları boykot falan edeceğimiz yok da, yarın markete Fransız malı getiren firma görevlileri ile bol bol dalga geçerim: &#8220;Almıyorum arkadaşım malını, Fransız malı iadelerini de al git.&#8221; <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<div id="ujs_extra_links_place_holder" style="display: none;"><a style="display: none;" href="http://www.f-blog.info/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif">[UserJS ExtraLinks Img] trans.gif</a><br />
<a style="display: none;" href="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/12/fransiz_mallari.jpg">[UserJS ExtraLinks Img] fransiz_mallari.jpg</a></div>
<div id="ujs_extra_links_place_holder" style="display: none;"><a style="display: none;" href="http://www.f-blog.info/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif">[UserJS ExtraLinks Img] trans.gif</a><br />
<a style="display: none;" href="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/12/fransiz_mallari.jpg">[UserJS ExtraLinks Img] fransiz_mallari.jpg</a></div>
<div id="ujs_extra_links_place_holder" style="display: none;"><a style="display: none;" href="http://www.f-blog.info/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif">[UserJS ExtraLinks Img] trans.gif</a><br />
<a style="display: none;" href="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/12/fransiz_mallari.jpg">[UserJS ExtraLinks Img] fransiz_mallari.jpg</a></div>
<div id="ujs_extra_links_place_holder" style="display: none;"><a style="display: none;" href="http://www.f-blog.info/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif">[UserJS ExtraLinks Img] trans.gif</a><br />
<a style="display: none;" href="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/12/fransiz_mallari.jpg">[UserJS ExtraLinks Img] fransiz_mallari.jpg</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/fransiz-mallari-boykotu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir diktatör zulmünde yaşamak&#8230;</title>
		<link>http://www.f-blog.info/bir-diktator-zulmunde-yasamak/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/bir-diktator-zulmunde-yasamak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Oct 2011 23:54:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[değersiz bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5351</guid>
		<description><![CDATA[Diktatör diye geçen Kaddafi&#8217;nin ülkesinden bazı özellikler var sıradaki linkte. Halkı diktatör zulmüne baş kaldırmış idi falan. Maddelere biraz bakınız, halkın aklının hangi beyin lobu ile derdi olduğuna karar veriniz. Sonra karşılarındaki emperyalist zulme ne diyeceklerini düşünün falan&#8230; Boşverin gitsin. Bir diktatörün 42 yıllık zulüm tablosu &#8230;  Öğrencilere soracaklar nasıl bilirdiniz Libya&#8217;yı diye. Diyecekler bedava [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diktatör diye geçen Kaddafi&#8217;nin ülkesinden bazı özellikler var sıradaki linkte. Halkı diktatör zulmüne baş kaldırmış idi falan. Maddelere biraz bakınız, halkın aklının hangi beyin lobu ile derdi olduğuna karar veriniz. Sonra karşılarındaki emperyalist zulme ne diyeceklerini düşünün falan&#8230; Boşverin gitsin.<span id="more-5351"></span></p>
<p><a href="http://ertanyurderi.blogspot.com/2011/10/bir-diktatorun-42-yllk-zulum-tablosu.html?spref=tw" target="_blank">Bir diktatörün 42 yıllık zulüm tablosu &#8230; </a></p>
<p>Öğrencilere soracaklar nasıl bilirdiniz Libya&#8217;yı diye. Diyecekler bedava yaşarken diktatörlerini indirip emperyalistlere kazık faturalar ödemeye başlayan devlet.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/bir-diktator-zulmunde-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Windows XP 10 yaşını doldurmuş</title>
		<link>http://www.f-blog.info/windows-xp-10-yasini-doldurmus/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/windows-xp-10-yasini-doldurmus/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Oct 2011 20:44:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Microsoft]]></category>
		<category><![CDATA[Microstuupid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5348</guid>
		<description><![CDATA[Geç bir kutlama oldu ama&#8230; Muhtemelen tarihteki en fazla kullanılan işletim sistemi Windows XP&#8217;dir. On yıl önce doğmuş, daha ölmemiş meret. Microsoft&#8217;un öldürmek için tüm çabalarına rağmen, hala sapasağlam ayaktadır bence. Var olmuş, en stabil Windows sürümüdür. Microstuupid&#8217;in şaşılası şaheserlerindendir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geç bir kutlama oldu ama&#8230; Muhtemelen tarihteki en fazla kullanılan işletim sistemi Windows XP&#8217;dir. On yıl önce doğmuş, daha ölmemiş meret. <a href="http://www.f-blog.info/etiket/microsoft/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Microsoft">Microsoft</a>&#8217;un öldürmek için tüm çabalarına rağmen, hala sapasağlam ayaktadır bence. Var olmuş, en stabil Windows sürümüdür. <a href="http://www.f-blog.info/etiket/microstuupid/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Microstuupid">Microstuupid</a>&#8217;in şaşılası şaheserlerindendir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/windows-xp-10-yasini-doldurmus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>17. yy. Osmanlı&#8217;da duraklama dönemi</title>
		<link>http://www.f-blog.info/17-yy-osmanlida-duraklama-donemi/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/17-yy-osmanlida-duraklama-donemi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 May 2011 01:07:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[KPSS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4878</guid>
		<description><![CDATA[17. yy. Osmanlı&#8217;da duraklama dönemi notları. #17yyOsm eğitim alanındaki temel bozulma sebebi Beşik Ulemalığı. #17yyOsm merkez yönetimin asıl bozulma nedeni Ekber ve Erşed. 1. Ahmet. #17yyOsm duraklamanın dış nedenleri doğal sınırlar, coğrafi keşifler, rönesans, merkantalizm ve sanayi devrimi. #17yyOsm ilk denk devlet bütçasi Tarhuncu Ahmet Paşa. #17yyOsm Sanayi Devrimi seri üretimine karşı ganimet ekonomisi. #17yyOsm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>17. yy. Osmanlı&#8217;da duraklama dönemi notları.<br />
<span id="more-4878"></span><br />
#17yyOsm eğitim alanındaki temel bozulma sebebi Beşik Ulemalığı.<br />
#17yyOsm merkez yönetimin asıl bozulma nedeni Ekber ve Erşed. 1. Ahmet.<br />
#17yyOsm duraklamanın dış nedenleri doğal sınırlar, coğrafi keşifler, rönesans, merkantalizm ve sanayi devrimi.<br />
#17yyOsm ilk denk devlet bütçasi Tarhuncu Ahmet Paşa.<br />
#17yyOsm Sanayi Devrimi seri üretimine karşı ganimet ekonomisi.<br />
#17yyOsm Rus büyükelçiliği 1700 İstanbul ant. ile açılır. Osm &#8211; Rus.<br />
#17yyOsm ıslahatçılarından şeyhülislamın yetkilerini azaltan 2. Genç Osman, öldüren 4. Murat.<br />
#17yyOsm Koçi Bey risalesi 4. Murat döneminde çıkar.<br />
#17yyOsm Kandiye ant. Venedik ile imzalanır. 1669 Girit, Osm&#8217;nın denizlerdeki son başarısı.<br />
#17yyOsm isyanları Yeniçeri, Celâli ve Eyalet.<br />
#17yyOsm ilk şartlı sadrazamı Köprülü Mehmet Paşa.<br />
#17yyOsm bugünkü <a href="http://www.f-blog.info/etiket/turkiye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a> &#8211; İran sınırının çizildiği anlaşma Kasr-ı Şirin, 1639.<br />
#17yyOsm toprak kazansa da siyasi prestijini azaltan ve eşitleyen ant. Osm &#8211; Avusturya &gt; Zitvatoruk. Egri, Kanije, Estergon &gt; Osm.<br />
#17yyOsm doğuda en geniş sınıra ulaştığı anlaşma İran ile Ferhat Paşa, batıda Lehistan ile Bucaş Ant.<br />
#17yyOsm 2. Viyana kuşatmasında başarısız olan sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa.<br />
#17yyOsm batıda ilk toprak kaybi ve garantörlüğü karşıya bıraktığı ant 1699 Karlofça ant. Osm-Avustury.-Lehist.-Venedik</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/17-yy-osmanlida-duraklama-donemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir AÖF sınav macerası</title>
		<link>http://www.f-blog.info/bir-aof-sinav-macerasi/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/bir-aof-sinav-macerasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2011 03:40:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizce]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizce Öğretmenliği]]></category>
		<category><![CDATA[İÖLP]]></category>
		<category><![CDATA[Sınavlarım]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=4130</guid>
		<description><![CDATA[Bu sınav macerası bana ait değildir, bir abime aittir. Kendisi yıllar önce Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) içinde iki yıllık bir bölüm okumuş. İşletme ya da muhasebe gibi bir bölümdü, tam hatırlamıyorum. Ne yazık ki kendisi bölümü bitirmeden bırakmış. Bana olayı anlatan abi sınava Edirne&#8217;de girmiş. Sınava normal şekilde herkes başlamış. Bir süre sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sınav macerası bana ait değildir, bir abime aittir. Kendisi yıllar önce <a href="http://www.f-blog.info/etiket/anadolu-universitesi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anadolu Üniversitesi">Anadolu Üniversitesi</a>, Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) içinde iki yıllık bir bölüm okumuş. İşletme ya da muhasebe gibi bir bölümdü, tam hatırlamıyorum. Ne yazık ki kendisi bölümü bitirmeden bırakmış.<span id="more-4130"></span></p>
<p>Bana olayı anlatan abi sınava Edirne&#8217;de girmiş. Sınava normal şekilde herkes başlamış. Bir süre sonra abinin önünde oturan yaşlı bir adam sıranın altından çıkarmış Murat Açıköğretim Yayınları&#8217;ndan bir kitabı, takmış gözlüklerini de, başlamış kitaba bakıp bakıp cevap kağıdına doğru şıkları işaretlemeye. Kitabı çevirip çevirip sorunun geldiği konuları inceliyor, cevabı bulup geçiriyormuş sınav kağıdına. Dedemiz kopya çekmiş yani. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>AÖF sınavlarında kopya çekmek yasak değil ama yakalanırsan sınavın geçersiz sayılıyor. Bunun farkında olan sınav gözetmeninin o anda neler düşündüğünü bilmek istemiyorum hiç. Gözetmen kopya çeken adamın tersine oldukça genç biriymiş. Gözetmen adamı farketmiş ama ilk anda kopya çektiğinden tam olarak emin olmak için belki, birkaç dakika bekleyip adamı seyretmiş. Sonra yanına gidip kitabı kaldırmasını, bunu yapmasının yasak olduğunu, eğer buna uymazsa sınavının geçersiz sayılacağını söylemiş. Tabi söylediklerini takan olmamış, adam hızlı hızlı sayfaları karıştırıp, doğru cevabı bulup geçiriyormuş cevap kağıdına.</p>
<p>Adamın umursamaz tavrı görevliyi biraz kızdırmış ve görevli adamı daha sert bir dille uyarmış. O an doğru cevapları hızla cevap kağıdına geçirmekte olan adam sessizliğini bozmuş. Adam kağıdını kalemini bırakıp ayağa kalkıp başlamış görevliye bağırmaya. Görevliye &#8220;Kardeşim sen de öğretmensin ben de, sen de maaş alıyorsun, ben de. Ben de daha fazla para için buradayım, sen de. Ben bu sınava bir fakülte daha bitireyim de, maaşım üç beş kuruş artsın diye giriyorum herhalde, bu yaştan sonra derece yapacak halim yok.&#8221; gibisinden bir şeyler demiş. Olayı anlatan abi, adamın ayağa kalkarken ve konuşurken oldukça hiddetli olduğunu söylemişti, hatta ayağa kalkınca sınav görevlisine bir tokat atacağını bile sanmış. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Sınav görevlisi olanlara şaşırmış tabi. Bu durumda hemen adamı dışarı atması gerek ama, ondan bu tür bir tepki beklemediğinden şoka girmiş olacak ki böyle bir şey yapamamış. Görevli sınav salonundan çıkıp başlamış koridorda sigara içmeye, tabi biri bitince arkasından hemen diğeri gelecek cinsten. Bir daha da sınav bitmeden girmemiş salona.</p>
<p>Sınav salonunda görevli olmaması ve sınava girenlerde kitap olması sınavın tüm geçerlilik ve güvenirliğini ortadan kaldıran çok ciddi bir sorundur! Tabi sadece sınavı düzenleyenler ve geçerlilik ve güvenirliğine önem verenler açasından bir sorundur bu. Öğrenciler için tam bulunmaz bir nimettir, bir mucize, öğrencinin rüzgarda dağılmış küllerinin bir araya gelip küllerinden tekrar doğuşudur. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Hazır dedemin elinde kitap, yaprakları şakır şakır dönüyor, tembel öğrenci milletinin ağzı sulanıyor. Başlamışlar tabi, &#8220;Abi şu soru neydi, bu sorunun cevabı neydi, 19. soru B şıkkı dimi&#8221; şeklinde muhabbetler götürmüş ortalığı. Sonuçta bol kopyalı bir sınav çıkmış ortaya.</p>
<p>Sınavın sonucunda, kitabı çıkarıp kopya çekmeye başlayan adama ne olmuş bilgim yok. Ancak sınava giren abimin notu ilgili derslerden ilk kez o kadar yüksek gelmiş. Yani sınavdaki sorun yaratan adama ve devamındaki toplu kopya vakasına rağmen sınav sonuçları normal şekilde işlenmiş.</p>
<p>Sınav görevlisi sınavda olan biteni rapor etmemiş olmalı. Belki okulda diğer sınıflarda görev yapan kişilere danışmış olabilir, onlar o yönde bir fikir önermiş olabilir. Sınavda ilk kopya çekmeye başlayan adamın da sınav sonuçlarının gayet iyi geldiğinden eminim. Belki görevli sadece ona yönelik bir işlem yapmış olabilir ama, adam diğerlerinin iyi sonuçlar aldığın öğrenip hakkını aramaya kalkarsa hem diğerlerinin sınavı da bozulacak hem kendisinin de onların kopya çekmesine izin verdiği ortaya çıkacak; kendi başı da büyük bir belaya girecek.</p>
<p>AÖF sınavları ne kadar özenle yapılmaya çalışılsa da bazı bölgelerde bu tür sorunlar oluşması normal. Kendi üniversitene bağlı olmayan, orada sadece sınavdan alacağı ek ücret için bulunan görevliler var. Bu tabii ki bir problem oluşturur demek değil ama, böyle beklenmedik durumlar oluştuğunda ve ne yapacağını da bilemeyince tüm sınavın gidişatı ve geçerliliği ortadan kalkmış oluyor. Tabi kimsenin haberi olmayınca, kimse ses çıkarmayınca herkes aldığı notun tadını çıkarıyor, orası başka.</p>
<p>Burada tabii ki ciddi bir adaletsizlik ve sorun var ama&#8230; Sınav görevlisi adamı şikayet etmeye cesaret edememiş olmalı. Tamam, adamın da haklı sebepleri var ama bu kopya çekmesini gerektirmez. Daha çok çalışsaydı; en fazla bir beş yıl sonra bitirirdi bölümü. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Görevli de burada sesini çıkarmamak yerine sınav tutanağına olanı biteni yazar adamın sınavını iptal ettirebilirdi ki, olması gereken de bu idi. Diğer öğrencilerin ise oradaki vakaya müdahale edip sınav görevlisini savunması gibi bir şey olanaksız, yani en azından Pollyanna hikayelerinde görülebilme olasılığı hariç. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Doğu bölgelerinde sınav sonrası sınav cevap kağıdı ve soru kitapçıklarını geri getiren görevlilerin yolda durdurulup tehdit edildiği, cevap kağıtlarının düzelttirildiği gibi söylentiler de duyduk ama bunlar ile ilgili ciddi bir kaynak görmedim henüz.</p>
<p>Neyse, ben kazasız belasız bitirebildim AÖF <a href="http://www.f-blog.info/etiket/iolp/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İÖLP">İÖLP</a>&#8217;yi. Hiçbir sınavımda da böyle garip durumlar ya da sınav düzenini bu kadar bozan şeyler olmadı. 05 de aldım, 100 de, Onur belgesi de aldım, bütünlemeye de kaldım. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Tüm tarih derslerinden ara sınav ve finallerde hep 43 aldım, iki yıl da. Kitaptan çalışmaya inat edip, sadece çıkmış sınav sorularını çözüp girmeyecek kadar dürüstü oynamam gerekiyormuş, tarih benim neyime imiş&#8230; <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Bütünlemede kurtardım hep. İlk yıl bazı derslerde ilk ara sınav ile üçüncü ara sınav, ikinci ara sınav ile de finalde aldığım notlar aynıydı. Bu tür eşitlikler oldu hep diğer yıllar da. Sonuç, bitti de kurtulduk da&#8230; Ben sınavsız girilebilecek iki yıllıklardan birine de girmeye kafa taktım şimdi. Zaten iki tarih dersini de aldım, ikisinin de sorular var elimde, kitaplarını açıp kirletmeye de gerek yok yani. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  <a href="http://www.f-blog.info/aof-uygarlik-tarihi-2007-2008-2008-2009-sinav-sorulari/">Bkz. 2008 &#8211; 2009 Uygarlık Tar. sınav soruları</a> Atlatırım herhalde. Bölüme karar verdim gibi ama, kayıt zamanına kadar değişebilir tabii ki de.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/bir-aof-sinav-macerasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu sırrın gizli tutulamayacağı kaçınılmaz bir gerçektir</title>
		<link>http://www.f-blog.info/bu-sirrin-gizli-tutulamayacagi-kacinilmaz-bir-gercektir/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/bu-sirrin-gizli-tutulamayacagi-kacinilmaz-bir-gercektir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Dec 2010 01:27:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssadan Hisse]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Mesaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=3746</guid>
		<description><![CDATA[Eğer bir insanın diğerlerinden daha iyi satılık mısırı, odunu, tahtası veya domuzları varsa ya da herkesten daha iyi sandalyeler, bıçaklar, eritme kapları veya kilise orgları yapıyorsa, ormanların derinliklerinde dahi yaşıyor olsa tüm zor yollar aşılıp ona ulaşılır. Ve kişi yasayı biliyorsa, ıssız bir kulübede de yaşıyor olsa insanlar onu bulur çıkarırlar. İnsan bir enstrüman çalarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer bir insanın diğerlerinden daha iyi satılık mısırı, odunu, tahtası veya domuzları varsa ya da herkesten daha iyi sandalyeler, bıçaklar, eritme kapları veya kilise orgları yapıyorsa, ormanların derinliklerinde dahi yaşıyor olsa tüm zor yollar aşılıp ona ulaşılır. Ve kişi yasayı biliyorsa, ıssız bir kulübede de yaşıyor olsa insanlar onu bulur çıkarırlar. İnsan bir enstrüman çalarak ya da şarkı söyleyerek, cennete hapsolmuş ruhları sarabiliyorsa; veya peyzajlar yapıp ilkbaharın ve sonbaharın tüm cazibesini yağlıboyalarıyla ifade edebiliyorsa ya da şarkıları veya mısralarıyla insanları rahatlatıp sarhoş edebiliyorsa, bu sırrın gizli tutulamayacağı kaçınılmaz bir gerçektir. İlk tanık ikinciye söyler ve insanlar beşer, onar, ellişer kapısına dayanırlar.</p>
<p>Ralph Waldo Emerson&#8217;ın günlükleri &#8211; Boston, 1909</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/bu-sirrin-gizli-tutulamayacagi-kacinilmaz-bir-gercektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan saklanamaz</title>
		<link>http://www.f-blog.info/insan-saklanamaz/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/insan-saklanamaz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Dec 2010 01:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssadan Hisse]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Mesaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=3743</guid>
		<description><![CDATA[İnsan saklanamaz. Dağlarda dolaşan bir seyyar satıcı olabilir, ama dünya onu bir finans kralı yapmak için bulur çıkarır. Dünya kendisinden tüm bir kıtanın demiryollarını işletmesini talep ettiğinde Long Island&#8217;dan lahana nakli yapıyor olabilir. Hak ettiği kariyer kendisine verildiğinde bakkallık yapıyor olabilir. Ve sonunda ülkedeki tüm yeşil petrol varillerinin iki ismi ve büyük bir şirketi bildirdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan saklanamaz. Dağlarda dolaşan bir seyyar satıcı olabilir, ama dünya onu bir finans kralı yapmak için bulur çıkarır. Dünya kendisinden tüm bir kıtanın demiryollarını işletmesini talep ettiğinde Long Island&#8217;dan lahana nakli yapıyor olabilir. Hak ettiği kariyer kendisine verildiğinde bakkallık yapıyor olabilir. Ve sonunda ülkedeki tüm yeşil petrol varillerinin iki ismi ve büyük bir şirketi bildirdiği gün gelir. Dr. John Paxton</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/insan-saklanamaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babil&#8217;in Asma Bahçeleri</title>
		<link>http://www.f-blog.info/babilin-asma-bahceleri/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/babilin-asma-bahceleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 16:45:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=3730</guid>
		<description><![CDATA[Babil&#8217;in Asma Bahçeleri Dünya&#8217;nın Yedi Harikası&#8217;ndan sayılır. Yalnız an itibarıyla bu bahçeleri görmek mümkün değil. Hepsi yer altında kalmış ve ancak 20, yüzyılda keşfedilebilmişler. Babil&#8217;in Asma Bahçeleri Irak&#8217;ta Hilla (Al Hillal) kentinin yakınında bulunur. Bu bahçelere Semiramis&#8217;in Bahçeleri dendiğini de duyabilirsinz. Earth, Maps gibi programlarla 32.5355°N, 44.4275°E kordinatlarında görebilirsiniz bölgeyi. Örneğin Google Maps görüntüsü şurada. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Babil&#8217;in Asma Bahçeleri Dünya&#8217;nın Yedi Harikası&#8217;ndan sayılır. Yalnız an itibarıyla bu bahçeleri görmek mümkün değil. Hepsi yer altında kalmış ve ancak 20, yüzyılda keşfedilebilmişler. <strong>Babil&#8217;in Asma Bahçeleri Irak&#8217;ta Hilla (Al Hillal) kentinin yakınında bulunur</strong>. Bu bahçelere Semiramis&#8217;in Bahçeleri dendiğini de duyabilirsinz.<span id="more-3730"></span><br />
Earth, Maps gibi programlarla 32.5355°N, 44.4275°E kordinatlarında görebilirsiniz bölgeyi. Örneğin Google Maps görüntüsü <a href="http://maps.google.com/maps?ll=32.5355,44.4275&amp;spn=0.3,0.3&amp;t=h&amp;q=32.5355,44.4275" target="_blank">şurada</a>.</p>
<p>Bahçeler bazı kaynaklara göre Nebuchadnezzar&#8217;ın sıla özlemindeki karısı Amyitis&#8217;i neşelendirmek için yapılmıştı. Amytis, Medes kralının kızıymış ve iki ülkenin müttefik olması için Nebuchadnezzar ile evlendirilmiş. Onun ülkesi yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya&#8217;nın bu dümdüz ve sıcak ortamı onu depresyona itince kral, memleketinin bir benzerini yapmak istemiş. Yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar falan yaptırmış.</p>
<div id="attachment_3731" class="wp-caption alignnone" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-3731" title="Babilin asma bahçeleri" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2010/12/Babilin-asma-bahceleri.jpg" alt="Babilin asma bahçeleri" width="500" height="331" /><p class="wp-caption-text">Babilin asma bahçeleri</p></div>
<p>Daha yeni teoriye göre ise bahçeler Asur kralı Sennacherib tarafından MÖ. 7. YY. civarında Ninova yakınında bir yerde saray girişinde yaptırıldı. Sonradan ise bahçelerin yanlışlıkla Babil&#8217;de olduğu düşünülmeye başladı ve öyle bilinmeye devam edildi.</p>
<p>Tasviri <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Babil'in_Asma_Bahçeleri" target="_blank">Vikipedi</a>&#8216;den alıyorum:</p>
<blockquote><p>Yunanlı coğrafyacı Strabo&#8217;nun M.Ö. 1. yüzyıldaki tanımlamasına göre, bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Zincir pompa, biri yukarıda, diğeriyse su kaynağında bulunan iki büyük volana gerili, üzerinde kovalar bulunan bir sistemdi. Nehirden dolan kova yukarıya çıkıyor içindeki suyu havuza boşaltıp tekrar nehre dönüyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu.</p></blockquote>
<p>Tabi bahçeler MS. 2. YY. civarı depremlerde zarar görmüş. Sonradan gelen istila savaş vs. olaylarda da bahçeler iyice zarar görüp zamanla kum altında kalmış.</p>
<p>Yalnız şu da var ki Babil tarihi kayıtlarında hakkındaki bilgi yetersizliği sebebiyle bu bahçeler sadece edebiyat ürünü de olabilirmiş, yani gerçekte var olmamış da olabilirmiş. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/babilin-asma-bahceleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beethoven&#8217;ı Anlamak &#8211; Copying Beethoven (film)</title>
		<link>http://www.f-blog.info/beethoveni-anlamak-copying-beethoven-film/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/beethoveni-anlamak-copying-beethoven-film/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 04:42:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=3364</guid>
		<description><![CDATA[Bir kez başlığa bakın şimdi, hani bu yazının başlığına. Orada ilk kısımda Türkçe bir şey yazıyor, devamında da İngilizce bir şey. İkisinin aynı anlama gelmediğini İngilizcesi az çok olan biri bilir. Tamam Türkçe başlığımız da güzel, kopyalamak olarak kullanmak da istememişler ki taklit etmek diye çevirseler bana göre daha çok otururdu. Beethoven&#8217;ı Anlamak ile filmde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kez başlığa bakın şimdi, hani bu yazının başlığına. Orada ilk kısımda <a href="http://www.f-blog.info/etiket/turkce/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkçe">Türkçe</a> bir şey yazıyor, devamında da İngilizce bir şey. İkisinin aynı anlama gelmediğini İngilizcesi az çok olan biri bilir. Tamam <a href="http://www.f-blog.info/etiket/turkce/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkçe">Türkçe</a> başlığımız da güzel, kopyalamak olarak kullanmak da istememişler ki taklit etmek diye çevirseler bana göre daha çok otururdu. Beethoven&#8217;ı Anlamak ile filmde olan biten bana tuhaf geldi. Hani böyle çok çok şey anlatmış gibime gelmedi. Tabi film kötü falan demiyorum. Biliyorum ilk cümlemde olumsuz başladım ama bu sadece filmere tuhaf isimler vererek hayal kırıklığı yaratanlara eleştirimdir&#8230;<span id="more-3364"></span></p>
<div id="attachment_3365" class="wp-caption alignleft" style="width: 419px"><img class="size-full wp-image-3365" title="Copying Beethoven - Beethoven'ı  Anlamak" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2010/07/Copying-beethoven-Beethoveni-anlamak.jpg" alt="Copying Beethoven - Beethoven'ı Anlamak" width="409" height="600" /><p class="wp-caption-text">Copying Beethoven - Beethoven&#39;ı  Anlamak</p></div>
<p>Film hoş bir sahne ile başlıyor. Aslında aman aman bir şey değil ama keman çalan çoban, bunun Beethoven&#8217;ın yardımcısı Anna üzerindeki etkisi ve çevrenin sergilenişi hoşuma gitti. Anna uzak bir yerden faytonla Beethoven&#8217;ın yanına geliyor ve dua ediyor. Aralarında kısa bir konuşma geçiyor ve Beethoven pencereye bakıp &#8220;Sabah oldu&#8221; diyor. Devamında da Anna ve Beethoven ile birlikte pencereleri gösteriliyor ve vefatı gerçekleşiyor. Filme göre Beethoven&#8217;ın son sözü &#8220;Sabah oldu.&#8221;  Halbuki böyle bir son sözün varlığını doğrulayamadım Ağ&#8217;da. Böyle bir şeye dikkat edilmemiş olmas, hiç değilse olası son sözlerden birinin kullanılması iyi olurdu. Bu 1827&#8242;de oluyor.</p>
<p>Daha sonra da Viyana 1824&#8242;e gidiliyor. Güzel yeni yardımcı adayı kızımız Anna, Beethoven&#8217;ın yaşlı yardımcısına geliyor. Kadın olduğu ile ilgili vs. birkaç konuşmadan sonra Beethoven geliyor, yaşlı yardımcı ile konuşuyor. Daha sonra da Anna&#8217;nın Beethoven&#8217;a yardım etmesini onaylıyor.</p>
<p>Sonrasında olaylar ilginç şekillerde gelişiyor. Senaryo olarak anladığım kadarıyla gerçeklere bağlı kalınmamış. Yani Anna diye bir yardımcı falan yok.</p>
<p>Beethoven 9. senfonisini hazırlıyor ve bu arada bestelerini temize çekmesi için bunları kopyalayacak bir kişiye ihtiyaç duyuyor. Anna&#8217;nın orada bulunma nedeni de bu. Beethoven önce kız olduğu için istemiyor ama daha sonra Beethoven&#8217;ın ufak bir hile gibi bıraktığı bir şeyini farkettiğini görünce onu kabul ediyor. Sonrasında da Beethoven&#8217;ın gerçek yüzü ile tanışıyoruz.</p>
<p>Beethoven bir pislik gibi davranan, diğerlerini kendinden küçük gören biri gibi davranıyor ve kolaylıkla aşağılıyor. Tabi buralarda iç psikolojisi de biraz belli oluyor. Yalnız yaşasa da yine de çok kopuk biri değil ve belli bir otoritesini hissettiriyor kendince. &#8220;Zor bir insanım Anna Holtz, ama Tanrı beni böyle yarattı diye küsmüş değilim&#8221; diyor. &#8220;Müzik, tanrı&#8217;nın dilidir. Biz müzisyenler Tanrı&#8217;ya en yakın olan insanlarız. O&#8217;nun sesini duyarız, dudaklarını okuruz.&#8221; diye sözlerini de not almıştım bir yerde ama hatırlamıyorum tam olarak neresiydi, yine buralarda bir yerde idi.</p>
<p>Beethoven&#8217;ın çalıştırıp geliştirmek ve önemli bir yere getirmek istediği bir yeğeni Karl van Beethoven var ve 9. senfoniyi de onun için hazırlanıyor denebilir. Ancak Karl pek onunla ve müzikle Beethoven&#8217;ın istediği kadar ilgilenen biri değil, yeteneği olmadığını söylüyor. İki Beethoven arada tartışıyor vs. Karl Beethoven&#8217;dan para çalıyor ama Beethoven onun müzikle uğraşmak istemediğini görmek istemiyor. Bu şekilde ilginç olaylar oluyor filmde. Her şey 9. senfoninin sergilendiği sahneye kadar bu şekilde akıp gidiyor.</p>
<p>Beethoven biraz pis ve kaba bir adam. Temizliğe pek dikkat etmiyor. Anna evindeki farelerden rahatsız olduğunu söylediğinde seslerinden dolayı beğenmediği kedileri onların kovduğunu söylüyor. Arada Beethoven banyo yapıyor ve bunu evin salonunda yapıyor. Banyo suları da ahşap zeminden alt kata sızıyor ve alt kattakiler rahatsız olup söyleniyor vs. Buradaki hoş bir kısım da, Beethoven Anna&#8217;a en çok hangi sonesini sevdiğini sorarken poposunu gösteriyor. Beethoven&#8217;ın pisliğine bir işaret. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bir sahnede Beethoven sabah erken saatte dışarı çıkıyor ki Anna bir komşusu ile tanışıyor. Komşusu Beethoven&#8217;ın komşusu olmaktan pek memnun değil aslında, gürültüsünden şikayetçi; bu sabahki sakinlik saatlerini iple çektiğini anlıyoruz komşusundan. Ancak Anna neden taşınmadığını sorduğunda da Beethoven&#8217;ın karizmatik etkisini anlıyoruz biraz. Kadın 7. senfoniyi herkesten daha önceden duyduğu için kendini şanslı sayıyor ve bütün Viyana&#8217;nın ona gıpta ile baktığını söylüyor ve 7. senfoniden bir kısmı mırıldanıyor, burada gayet zevk aldığımı söyleyebilirim. Tabi yenisini de sabırsızlıkla beklediğini anlıyoruz&#8230;</p>
<p>Neyse, bu şekilde 9. senfoni anı geliyor&#8230; İşte filmde her şeyin zirve yaptığı nokta da burası&#8230; Burada Beethoven Anna&#8217;den kenarda durarak ona zamanı belirmesini istiyor. Yeğeni Karl gelmemiş ve Anna da sahnede bir yerde durup Beethoven&#8217;a zamanları gösteriyor. Buralarda &#8220;Tanrı bana müziğe çalışan bir kafa verdi. Peki sonra ne yaptı? Beni sağır etti, herkesin zevk aldığı şeyden, eserimi duymaktan beni mahrum etti, seven tanrı bu mu yani? &#8221; diye sözleri oluyor sahne öncesinde ki bu cümleler zaten o kısmı özetliyor. Biraz kendinden tanrıdan konuşuyorlar vs.</p>
<p>Devamında Beethoven sahneye çıkarken orkestranın başımız dertte dediğini duyuyoruz. Ama sonrasında Anna&#8217;nın bir nevi esas yöneticiliğinde Beethoven&#8217;ın &#8220;Şimdi müzik ebediyen değişir&#8221; sözlerinin ardından enfes bir konser başlıyor. Burada Beethoven&#8217;ın şefliğine şahit oluyoruz. Canlandıran kişi Ed Harris bu kısımda oldukça iyi. Görsel olarak da iyi bir ziyafet çektiriliyor izleyiciye. Anna da burada şeflik yapıyor ki kadın şefe rastlamamıştım hiç, gayet estetik duruyor sahnede. Buraya aşağıda biraz yer vereceğim. Herkes nefis bir müzik şöleni eşliğinde duygulara bürünüyor vs. Sonrasında herkes alkışlamaya başlıyor ama Beethoven duyamadığından yanındakiler onu döndürene kadar alkışları göremiyor. Özetle 9 senfoni bölümü mükemmel bir kısmı filmin.</p>
<p>Buralarda biraz daha Beethoven&#8217;ın saygısızlıklarını ve abartmalarını görüyoruz. Anna&#8217;nın parçasını çalıyor ve osuruk sesleri çıkararak dalga geçiyor. Tabi sonradan olayı farkettiğinde biraz zor duruma düşüyor. Aslında bunu ben de yapıyorum arada. İyi bir ortamda biraz sululuk yapmak istiyorum ama ya ben abartıyorum ya da karşı tarafın alınganlığı biraz fazla oluyor ki karşı tarafı biraz incitiyorum. Halbuki bu biraz Filme göre Beethoven&#8217;a çekmişim biraz. Burada da Anna Holtz&#8217;dan Beethoven&#8217;ın bir özür sahnesini görüyoruz.</p>
<p>Devamında Anna&#8217;nın sevgilisinin bir yarışma için yaptığı köprü maketini içinde ruh vs. yok diye parçalama ve aşağılama sahnesi var. Sanatçı kendisine güvenmeyi öğrenen kişidir diye de bomba bir sözü oluyor. Bu kısımda Tanrı ile ilgili konuşmaları oluyor. &#8220;Siz de kör olduğunuzda bayım, yargılanmaya ve yargılamaya hakkınız olacak!&#8221; diyor.</p>
<p>Devamında da Anna&#8217;nın parçası ile ilgili onu taklit ettiğini söyleyip &#8220;Başka bir Beethoven&#8217;a ihtiyaç yok, ama sana olabilir.&#8221; diyerek orijinalliğin önemine bir vurgu yapılıyor&#8230;</p>
<p>Sornasında Viyana&#8217;daki ufak bir kesime Grosse Fuge çalıyorlar, ancak salondaki ufak dinleyici kitlesi de prömiyer bitmeden ortadan kayboluyor. Parça kötü değil ama biraz aşırılık içeriyor, hani sınıfının üzerinde bir yerde. Burası tuhafıma gitti biraz. Orada Ludwig van Beethoven var, sen belki kralsın, ünlü birisin falan ama o adam sanatıyla senden çok üstün bir yerde. Sen ister beğenmemiş ol, yine de ona saygı gösterip bitirmesini beklemelisin. Ancak onlar yapmıyorlar öyle. Adeta bir şerefsizlik örneği göstererek ortadan kayboluyorlar. <a href="http://www.f-blog.info/etiket/turkiye/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>&#8217;de olmaz o kadar berbat bir sahne&#8230;</p>
<p>Bu olaydan sonra da Beethoven rahatsızlanıyor ve etkileyici bir kapanışla bir süre sonra hayatını kaybediyor. Kapanıştan önce son dörtlüsünü tamamlamaya çalışıyor Anna ile. Anna&#8217;ya önce teknik tanımlar yaparken birden Tanrı ile iletişim kurup ilahi tanımlamalarla devam ediyor ki kapanış bu şekilde muhteşem oluyor&#8230;</p>
<p>Son bomba ise filmin bitişinde oyuncu ve yapımda emeği geçenlerin gösterildiği kısım varya. Müzikler kısmı geliyor ve aşağıdan her birinde Ludwig van Beethoven yazan parça isimleri yükselmeye başlıyor. Yani filmde kullanılan bütün müzikler Beethoven&#8217;ın beyninden çıkmış, ona ait. Bu Beethoven&#8217;ı anlama adına büyük bir şey işte bence&#8230; <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Kesinlikle burada bir etkilenme, ambole olma anı yaşatıyor.</p>
<p>Genel olarak izlediğim ilk Ludwig van Beethoven filmi olduğu için izlediğim en iyi Ludwig van Beethoven filmi idi diyeyim. Senaryo gerçekle alakalı değildi ve bu da bir kez rahatsız ediyordu. Bu tür birkaç şey dışında tamamen tatmin olmamış olsam da yine de çok iyi bir filmdi diyebilirim.</p>
<p>İzlenir mi, izlemeyeni döverim diyebilirim rahatça. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Gelelim yukarıda bir yerde değineceğim dediğim kısıma. Daha önce hiç kadın orkestra şefi görmemiştim dedimya, 9. Senfoni&#8217;nin çalındığı sahnede Anna&#8217;dan yani Diane Krıger&#8217;dan çok etkilendim. Erkek şeflerin konserlerinde şefin orkestra üzerinde ciddi bir iktidarı, bir ezici üstünlüğünü seziyorum hep. Bu hani beni şefe de daha fazla saygı duymaya itiyor, kadınlara da daha cazip gelebiliyor olabilir, ama benim bu üstünlüğü o kadar da farketmeme gerek yok. Diane Kruger&#8217;ın bir nevi şeflik yaptığı sahne inanılmaz hoşuma gitti diyebilirim. Öncelikle inanılmaz estetik bir görüntü idi. İşin içine kadın güzelliği ve yaptığı hareketler girince ortaya oldukça çekici, hayran bırakıcı ve yine insanı kullaştırıcı bir duygu ama bu sefer bir estetik duygusu ve biraz da cinsel çekimden dolayı bir etki girdiğini farkettim. Şimdi merak ediyorum kadın şefler var mı, sonra araştırmalı ve varsa seyretmeliyim. Ancak şu da var ki senfoni konserlerinde şef seyirciye arkasını dönmüş olur. Halbuki filmde Diane&#8217;i kamera sayesinde karşıdan görüp etkilenebiliyordum. Gerçekte ise bana arkasını dönmüş bir kadını o kadar süre arkadan seyretmek istemem gibime geliyor.</p>
<p>Ha filmden bir alıntı daha:</p>
<blockquote><p>Kıçımız eğlenmeye beynimizden daha yatkındır, ayakkabıların kirlenmeden başın asla bulutlara değmez.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/beethoveni-anlamak-copying-beethoven-film/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halife&#8217;nin yüzüğünü en son kim takmış?</title>
		<link>http://www.f-blog.info/halifenin-yuzugunu-en-son-kim-takmis/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/halifenin-yuzugunu-en-son-kim-takmis/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 21:32:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=3282</guid>
		<description><![CDATA[Şimdi, şemdii, ehem ehem, ehim, ühüm, öksürüğümüzü de yaptık, hazırız. Şimdi bugün tarih dersinde tarih hocamız ilginç bir şey anlattı da bir karalayayım dedim. Google&#8217;a sordum, ben bilmiyorum dedi, tamam dedim, ben bir yazayım yine de. Öğretmenimiz halifenin yüzüğünü en son kim takmıştır diye sormuştu, tabi bu da ciddi konuyla ilgili değil, yandan gelen bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi, şemdii, ehem ehem, ehim, ühüm, öksürüğümüzü de yaptık, hazırız. Şimdi bugün tarih dersinde tarih hocamız ilginç bir şey anlattı da bir karalayayım dedim. Google&#8217;a sordum, ben bilmiyorum dedi, tamam dedim, ben bir yazayım yine de.<span id="more-3282"></span></p>
<p>Öğretmenimiz halifenin yüzüğünü en son kim takmıştır diye sormuştu, tabi bu da ciddi konuyla ilgili değil, yandan gelen bir soruydu. İmalarından <a href="http://www.f-blog.info/etiket/ataturk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Atatürk">Atatürk</a> olduğunu düşündüm, lâkin de öyle imiş. Osmanlı Devleti padişahları bildiğiniz gibi aynı zamanda Halife oluyorlarya, güzel de yeşilli falan bir yüzük takıyorlarmış. Böyle ahım şahım janjanlı bir yüzük tabi bu da. Eşi benzeri az denirya, o tür bir yüzük. Çevresinde çiçek ve aylardan bir halka kısmı gibi bir şeyler varmış falan.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk Halifelik makamını kaldırdığında da artık halife diye dolanan biri kalmadığından yüzük de boşta kalmış. Tabi böyle değerli bir yüzüğü kim geçirse eline takmadan durur mu? Durmaz. Mustafa Kemal de bir kereliğine yemek vs. gibi bir yerde takmış bu yüzüğü ve fotoğraflanmış.</p>
<p>Devamında ise rahatsızlığı döneminde bu yüzük kaybolmuş. Kaybolmamış da İngiliz bir hemşire ya da bakıcısı yüzüğü yürütmüş. Şu an da muhtemelen British Museum&#8217;da depoda saklanıyor. İyice unutulunca da gün yüzüne çıkarılacak ve bakın bu sizin yüzüğünüz demeyecekler tabi ki. Bu halifenin yüzüğü diyecekler, orada kalacak.</p>
<p>Tarihçiler ise bu mesele yanlış anlaşımlasın diye, halifenin son yüzüğünü kimin taktığı ile ilgili soruları yanıtlamamayı ya da gizli, saman altında bırakmayı tercih ediyormuş. Benlik değil mi, ben yazdım işte&#8230; <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bu arada bu şekilde çoğu tarihi eserimiz de  yurtdışındaki müzelerde falan. Biz kaçakçılıkla falan yurtdışına çıkarıyoruz, adamlar sergileyip parasını kazanıyorlar. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/halifenin-yuzugunu-en-son-kim-takmis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

