<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>F Tipi Blog - Made in Satisfaction &#187; Keşifler</title>
	<atom:link href="http://www.f-blog.info/kategoriler/kesifler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.f-blog.info</link>
	<description>Ferhad Fidan&#039;ın Blogu. Bilim, Teknoloji, Bilgisayar, İnternet, Eğitim, Cep Telefonu, Eğlence.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 00:18:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sadece mıknatısla çalışan motor</title>
		<link>http://www.f-blog.info/sadece-miknatisla-calisan-motor/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/sadece-miknatisla-calisan-motor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2011 00:53:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[GEEK Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[değersiz bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5413</guid>
		<description><![CDATA[Küçükken, ilkokulun ilk yıllarında falan, babam elektrik santralleri nasıl çalışır falan anlatırdı, ya da kitaplardan gösterirdi. O zamanlarda aklıma, madem elektriği jeneratör üretiyor, mıknatıslardan jeneratör rotorunu devamlı döndürerek herhangi büyük bir güce ihtiyaç duymadan elektrik üretimi diye bir şey gelmişti. Babama söylediğimde de, enerjinin korunduğundan, yoktan enerji var edemeyeceğimizden, bu sebeple de jeneratörü hiçbir enerji [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükken, ilkokulun ilk yıllarında falan, babam elektrik santralleri nasıl çalışır falan anlatırdı, ya da kitaplardan gösterirdi. O zamanlarda aklıma, madem elektriği jeneratör üretiyor, mıknatıslardan jeneratör rotorunu devamlı döndürerek herhangi büyük bir güce ihtiyaç duymadan elektrik üretimi diye bir şey gelmişti. Babama söylediğimde de, enerjinin korunduğundan, yoktan enerji var edemeyeceğimizden, bu sebeple de jeneratörü hiçbir enerji kaynağı olmadan çalıştıramayacağımızı söylemişti. Mantıklı bir açıklama idi, ama ara ara bu konu üzerinde düşünmemi engellememişti.<span id="more-5413"></span></p>
<p>Tabi, düşün düşün bir yere çıkamıyordum. Mıknatıslar, mıknatıs kaplı rotorun etrafında öyle bir yapıda ve şekilde olmalıydı ki, bir mıknatıs rotordaki mıknatısı kendine doğru çekmeli, belli bir noktaya gelince de aynı mıknatısın zıt kutbu rotoru itmeliydi. Bu şekilde devamlı dönecek bir motor olamaz mıydı?</p>
<p>Benim kurduğum cümle, kendi problemlerini kendi içinde barındırıyor zaten. Rotor o önemli noktaya geldiğinde, çekim gücü de en yüksek  olacağından dönen rotoru bile durdurabilir bu nokta. Bu durumda çevredeki statik mıknatısları hareket ettirerek rotordaki mıknatısla ters kutupta iken, aniden aynı kutba getirerek rotoru döndürmek aklıma gelmişti. Tabi bu da bir sorun. Böyle bir sistem bir jeneratörü çalıştıracak olsa, jeneratörün ürettiği enerjiden daha fazlasını, motorun rotorunu döndürecek hareket eden ya da dönen mıknatısları hareket ettirmek için kullanmak lazımdı ki, jeneratör enerji kayıpları ile sistemin durmasına sebep olacak miktardan sürekli olarak fazla enerji üretsin.</p>
<p>Sonra bir kutbu diğer kutbundan daha güçlü mıknatıslar kullanmayı düşünmüştüm sanırsam. Sabit mıknatıs rotordaki mıknatısı kendine çekerek bir noktaya kadar dönmesini sağlıyor, tabi rotorda çekilen mıknatısın biraz daha ilerisinde ters yöne bakan bir mıknatıs var. Sabit mıknatısın çekimi ile bir noktaya gelen esas mıknatıstan ileride olan bu mıknatıs, sabit mıknatısın daha güçlü olan ters kutbu tarafından daha şiddetli itiliyor. Bu şekilde de dönüş sağlanıyor. Anlattıklarımı, kuru kuru çizimsiz anlatmam anlamsız aslında, biliyorum, ne ben çok iyi anlatabiliyorum bunları, ne de anlayabiliyorsunuz. Çünkü, mantıksızlık dolu. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Tabi ortak fikir sabit mıknatıslar, ortalarındaki dönen rotorun etrafındaki mıknatısları iterek rotora ilk hareketi veriyor. Tabi hareket eden rotordaki mıknatıslar farklı konumlara gelince, farklı sabit mıknatıslar onları iterek ya da çekerek, yani etki ederek durmalarını engelleyip, hareketlerinin devamlılığını sağlıyor. Teoride sistemin rotoru devamlı olarak artan bir hızda dönmeye başlayabilir. Böyle bir sistem jeneratöre bağlansa, 50 ya da 60 HZ şebeke frekansını sağlıklı elde etmek için frenlenmesi bile gerekir. Yani bir miktar ms sürede bir plastik pabuçlar rotordaki yerlerine sürtünüp dönme hızının değişmemesini sağlayacak.</p>
<p>Sınırsız ve kesintisiz, sonsuza kadar enerji üretme hikayeleri yani. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ERKE dönergecini bile böyle bir şeydir diyordum ama, ERKE de dönmeden geçti&#8230; <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Tabi böyle bir şeyler hiç yapamadım, yani teoriden pratiğe geçiremedim, uygulayamadım. Fizik kurallarına güvendiğimden de, yapılamayacağını da bilir gibi yaptım ama, bir gün yapılacak dedim. Sonra&#8230;</p>
<p>Spam dediğimiz cinsten, bir marka ya da ürün tanıtımını yapan e-postalar olurya, bir tanesi e-posta kutuma düştü. Silmemeye karar vermem bir on saniye kadar içeriğini okumakla oldu. Tıkladım hemen linke, tam benim istediğim şeyleri yazıyor ne de olsa. Free energy, %75 energy saving falan. Linkteki sayfada da Jonhsnon Motor diye benim düşündüğüm sisteme benzer, hem de çalışıyor denen bir %100 bedava enerji üreteci yapmanın anlatıldığı bir kitabın tanıtımı çıkıyor. <a href="http://itsmealoneathojo.com/johnson-motors.html" target="_blank">Bkz</a>. Kitabı satın almayı bile düşünebilirim ileride ama, daha önce yeterli kanıt bulmam gerekiyor.</p>
<div id="attachment_5414" class="wp-caption alignleft" style="width: 307px"><img class="size-full wp-image-5414" title="howard-johnson-motoru" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/12/howard-johnson-motoru.gif" alt="Howard Johnson motoru çizimi." width="297" height="293" /><p class="wp-caption-text">Howard Johnson motoru çizimi.</p></div>
<p>Okuyorum, dinliyorum, merak da edip araştırıyorum. Harbiden zamanında böyle bir şeyin düşünülmüş ve yapılmış, üç de patent almış olduğunu öğreniyorum. Tabi bunların hiçbirinin doğrulamadım. Belki hiç de olmayabilirler, tamamen bir internet safsatası olabilirler, şaşırmam öyleler diye çünkü. Direk olarak, yoktan enerjinin varedilemeyeceği noktasına çakıyor cihaz.</p>
<p>Howard Johnson modelinde eğri biçimde üç mıknatıs bir daire eşit alanlı üç parçaya bölündüğünde her kesim yerine bir tane gelecek şekilde yerleştirilmiş. Bu şekilde bir kutupları rotoru çekerken, diğerleri itiyor ve bu şekilde bir hareket sağlanıyor. Bu hareket de bir V kayışı ile bir jeneratöre aktarılıp, jeneratörden elektrik üretiliyor. Detayları için ikinci resme tıklayabilirsiniz, yalnız açılacak sayfa İngilizce&#8217;dir; motorun tanıtıldığı bir Science &amp; Mechanics dergisinden görüntüler içerir. Böyle bir sistem yapılsa ve etkili, &#8211; &#8220;efektif&#8221; (effective) &#8211; olsa, nükleer enerjiden bile önemli bir güç olur.</p>
<p>Howard Jonhnson, bu sistemini 1970&#8242;lerde yapmış ve güç bela patent almış. Ama mıknatısla çalışan motor fikrini kullanan ilk o değilmiş. Fikri ilk 1870&#8242;de Wesley Gary kullanarak, Wesley Gary motoru denen şeyler tasarlamış.</p>
<div id="attachment_5415" class="wp-caption alignleft" style="width: 260px"><a href="http://www.newebmasters.com/freeenergy/sm-pg45.html" target="_blank"><img class="size-full wp-image-5415 " title="miknatisla-calistirilan-motor" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/12/miknatisla-calistirilan-motor.jpg" alt="Mıknatısla çalışarak hareket edip bağlı olduğu jeneratörü döndürerek elektrik üretilmesini sağlayan bir Howard Johnson motoru." width="250" height="263" /></a><p class="wp-caption-text">Mıknatısla çalışarak hareket edip bağlı olduğu jeneratörü döndürerek elektrik üretilmesini sağlayan bir Howard Johnson motorunun bir dergide yer almış çizimi. Detaylar için resmin üzerine tıklayıp detayların yeraldığı siteye gidebilirsiniz.</p></div>
<p>Jonhnson motorundan sonra, 1997&#8242;de de Kohei Minato Motor diye bir icada da patent vermiş Amerikan patent enstitüsü mü o kurum işte. Bu da mıknatıslarla çalışan bir motor, ama farkı rotorların biçimi imiş.</p>
<p>Son motor da kendi motorumuz! <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Yani yukarıdaki örnekleri araştırıp, şemalarına göre yapacağımız kendi motorumuz. Şu aralar hiç bunla uğraşmak istemiyorum ama, böyle bir şey yapsam fena olmaz. İşe yarar planlar ve şemalar bulmam gerekli öncelikle.</p>
<p>Tabi hala ciddi bir kanıt görmeden bir şey diyemiyorum. Çünkü başıboş dönen bir motor yapsam bile, bağlayacağım jeneratörün rotorunun ağırlığı ile duracaksa hiç gerek yok. Ya da ampulü yaktığımda onun jeneratör rotoruna gösterteceği dirençle duracak bir motora! Çünkü netteki onca yazıda hiç bundan bahsedildiğini görmedim.</p>
<p>ODTÜ&#8217;deki ufo tipi bilim odalarında bir bisiklete binmiştim, jeneratöre bağlı pedallar çevirerek lambalar yakıyorduk ve her lambanın ayrı bir düğmesi vardı. Bir lambada kolay dönüyordu pedal ama, lambaları yakmaya devam ettikçe zorlaşıyor ve tüm lambalar yanıyor iken çeviremiyordum pedalları. Yani ayaklarım, yanlış hatırlamıyorsam on lambayı, her birine 100 vat versek, 1 KW enerji üretecek güçte değildi. Bilemiyorum, belki daha düşük güçte ampullerdi onlar. Belki 500 vat bile üretemeyiz. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Enerji üretiminin zorluğunu ilk orada, o zaman somut olarak görmüş idim.</p>
<p>Böyle mıknatıslarla dönen bir sistem ilk başta biraz mantığa yatar noktalara sahip görünse bile, karşılaşacağı dirençte durmasını engellemek için çok çok büyük bir yapı gerekmezmi. Bir şehri elektriklendirmek için bir dağ yüksekliğinde bir motora da hiç gerek yok doğrusu. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Ama motor küçüldükçe de mıknatısların karşılaşacağı direnç artacak.</p>
<p>Jeneratördeki mıknatısların karşılaşacağı direnci bir yay sistemi ile rotoru farklı bir kısma hareket ettirerek rotora farklı etkiler kazandırma amaçlı, jeneratör içinde motor fikri de ürettim ama, buna da hayata geçirilebilirlik ihtimali veremedim ben. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Şimdilik böyle şeylere girişmeye niyetim yok. Var da çok değil, ya da var da, nasıl çıkacağımı bilmiyorum. O yüzden uzaktan takip etmekle kalacağım.</p>
<p>Anahtar kelime: Howard Johnson motoru, HoJo motoru, Wesley Gary motoru, Kohei Mnato motoru, bedava elektrik, bedava enerji.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/sadece-miknatisla-calisan-motor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat Firefox ağ gezgini gibidir: her güncellemenizde butonlarının yeri değişir.</title>
		<link>http://www.f-blog.info/hayat-firefox-ag-gezgini-gibidir-her-guncellemenizde-butonlarinin-yeri-degisir/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/hayat-firefox-ag-gezgini-gibidir-her-guncellemenizde-butonlarinin-yeri-degisir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Nov 2011 03:01:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Ti]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5392</guid>
		<description><![CDATA[Life is like Firefox browser: buttons change place every time you upgrade it. Bu cümle demek oluyor ki, &#8220;Hayat Firefox ağ gezgini gibidir: her güncellemenizde butonlarının yeri değişir.&#8221; Çok büyük söz vesselam. Hem de ben demedim ha, evrence ünlü yazar Paulo Coelho dedi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Life is like Firefox browser: buttons change place every time you upgrade it. Bu cümle demek oluyor ki, &#8220;Hayat Firefox ağ gezgini gibidir: her güncellemenizde butonlarının yeri değişir.&#8221; Çok büyük söz vesselam. Hem de ben demedim ha, evrence ünlü yazar <a href="https://twitter.com/#!/paulocoelho/status/138070506036408320" target="_blank">Paulo Coelho</a> dedi. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/hayat-firefox-ag-gezgini-gibidir-her-guncellemenizde-butonlarinin-yeri-degisir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Turkcell&#8217;in çekim gücü</title>
		<link>http://www.f-blog.info/turkcellin-cekim-gucu/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/turkcellin-cekim-gucu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Sep 2011 01:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cep Telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Cep telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[GSM]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcell]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5254</guid>
		<description><![CDATA[Turkcell, diğer kablosuz telefon firmalarının hizmetlerinin rekabetini sağlamak amacıyla pahalı hizmet vermek zorunda olan bir kuruş. Bu bağlamda, çekim gücü de kullanabileveği argümanlardan biri.  Bir GSM baz istasyonu en fazla 30 KM mesafeden hizmet verir. Bunun ötesi mümkündür ama TDMA&#8217;de müşteriye gidip gelen sinyalle ilgisi olmadığından sağlıklı bir iletişim yolu değildir. Evimde normalde Turkcell iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.f-blog.info/etiket/turkcell/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Turkcell">Turkcell</a>, diğer kablosuz telefon firmalarının hizmetlerinin rekabetini sağlamak amacıyla pahalı hizmet vermek zorunda olan bir kuruş. Bu bağlamda, çekim gücü de kullanabileveği argümanlardan biri. <span id="more-5254"></span></p>
<p>Bir <a href="http://www.f-blog.info/etiket/gsm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with GSM">GSM</a> baz istasyonu en fazla 30 KM mesafeden hizmet verir. Bunun ötesi mümkündür ama TDMA&#8217;de müşteriye gidip gelen sinyalle ilgisi olmadığından sağlıklı bir iletişim yolu değildir.</p>
<p>Evimde normalde Turkcell iyi çekmez, bu sebeple yakılardaki direkler dururken telefon çevre köylerin baz istasyonlarından sinyal alır. Bu durumla ilgili de cep telefonuna gelen baz istasyonu CB Msg(50) bazen ilginç şeyler çıkarabiliyor ortaya. Mesela cep telefonum arada 42 KM mesafedeki Hasbuğa köyünden, bazen de 60 KM mesafedeki İslambeyli baz istasyonunda hizmet alıyor. Bkz. Turkcell&#8217;in çekim gücü. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>40 ve 60 KM her ne kadar GSM sistemi için uzak mesafeler olsa da ciddi anlamda iletişim için kullanılmadıklarında telefona bağlanacak baz istasyonu görevi görebiliyorlar. Tabi iletişime geçilirken telefon sinyal seviyesini yükselttiğinden daha yakındaki baz istasyonlarına da bağlanıp kurtulabiliyor.</p>
<div id="attachment_5256" class="wp-caption alignnone" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-5256" title="Turkcell 58 KM mesafeden çekebiliyor! :D" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/09/turkcellin_cekim_gucu.jpg" alt="Turkcell 58 KM mesafeden çekebiliyor! :D" width="500" height="414" /><p class="wp-caption-text">Turkcell 58 KM mesafeden çekebiliyor! <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p></div>
<p>3G de keşke böyle çekse. Kafay yiyor telefonlar evde 3G sinyali görünce.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/turkcellin-cekim-gucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lexmark x2670 inkjet doldurulmuş kartuşları boş görme</title>
		<link>http://www.f-blog.info/lexmark-x2670-inkjet-doldurulmus-kartuslari-bos-gorme/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/lexmark-x2670-inkjet-doldurulmus-kartuslari-bos-gorme/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jul 2011 01:55:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Foto?raf]]></category>
		<category><![CDATA[GEEK Lifestyle]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=5073</guid>
		<description><![CDATA[Lexmark x2670, çok fonksiyonlu bir mürekkepli yazıcı. Yani kartuş dolumu gerektiriyor. Genel olarak işini iyi yapan bir yazıcı olsa da, biraz modelinin geçmesinden dolayı, biraz da marka olarak Lexmark&#8217;ın pek rabet görmemesinden dolayı kartuş bulmak ya da doldurtmak biraz dert oluyor. Orijinal kartuşları ile de, yeni siyah ve renkli kartuşlar yazıcının kendisinden daha pahalıya çıkıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lexmark x2670, çok fonksiyonlu bir mürekkepli yazıcı. Yani kartuş dolumu gerektiriyor. Genel olarak işini iyi yapan bir yazıcı olsa da, biraz modelinin geçmesinden dolayı, biraz da marka olarak Lexmark&#8217;ın pek rabet görmemesinden dolayı kartuş bulmak ya da doldurtmak biraz dert oluyor. Orijinal kartuşları ile de, yeni siyah ve renkli kartuşlar yazıcının kendisinden daha pahalıya çıkıyor. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  14 ve 15 kartuşlar normal olarak doldurulamıyor, doldurulabilen 14A ve 15A kartuşlar var ama, bunları da bulmak kolay değil. Fiyatları da tuzlu. Bu durumda geri, aleti çöpe atmak, aleti kömürlüğe atmak, aleti geri iade etmek, ya da zorla doldurtman kalıyor. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Son seçenek daha mantıklı, değil mi? Tabi doldurmak mümkün değil değil, ama doldurulunca boş görmeye devam edebiliyor kartuşu.</p>
<div id="attachment_5075" class="wp-caption alignleft" style="width: 280px"><img class="size-full wp-image-5075" title="lexmark_X2670_cok_fonksiyonlu_yazici" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/07/lexmark_X2670_cok_fonksiyonlu_yazici.jpg" alt="Lexmark x2670 çok fonksiyonlu yazıcı" width="270" height="295" /><p class="wp-caption-text">Lexmark x2670 çok fonksiyonlu yazıcı</p></div>
<p>Ben yazıcıyı iki sene önce MediaMarkt&#8217;tan indirimle almıştım. O zamanda hayli iş görmüştü. Genel kullanımda iyi, işe yarar bir tarayıcı, fotokopi, yazıcı cihazı. Ama kartuşu bitince dert büyük. MediaMarkt&#8217;ta bu yazıcıya uygun kartuş yoktu, farklı modellere uygun vardı ama buna yoktu. <a href="http://www.f-blog.info/etiket/eskisehir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Eskişehir">Eskişehir</a>&#8217;deki bilgisayarcıları dolaştım, birkaç yere gösterdim, doldurulmaz bu dediler. Sonunda Süremer karşısında bir yer yaparız dedi, verdim kartuşu, iki saat sonra da aldım. Kartuşun üstünden bir delik delmiş, oradan mürekkep doldurmuş, sonra da tıkamıştı deliği. Evde denedim, kartuş çalışıyordu; sorun yoktu. Tabi yazıcıyı sonra paketleyip iki ay kullanmadım. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Tekrar kurduğumda yazıcıyı, sorun çıkarıyordu kartuş. Hem boş görünüyordu, hem de mürekkep püskürtme ile derdi vardı. Uzun süre çözemedim sorunu.<br />
<span id="more-5073"></span><br />
Dün de sınav giriş belgelerini yazdırmak için bir açayım dedim şunu, deneyelim bakalım. Renkli kartuşlarda sorun yoktu ama, siyah kartuşun mürekkebi kartuş püskürtme kısmında donmuştu. Mürekkep bu uca dokununca bile çıkmıyordu. Bu yazıcılar ısı ile çalıştığından, hemen bir çakmakla mürekkep püskürtme kısmını kısa bir süre ısıtarak mürekkep gelip gelmeyeceğini denedim. 5 &#8211; 10 saniyelik iki denemeden sonra mürekkep akıyordu.</p>
<p>Yazıcıyı kartuşa taktığımda da kartuş boş görünüyor ve yazdırma yapmıyordu, ya da sadece renkli yapıyordu. Araştırdım biraz Google&#8217;da. Bir şeyler buldum, denedim, yaptım. Aşağıda yazdığım Windows Kayıt Defteri değişikliklerini yaptım, ama yapmasaydım da çalışabilirdi belki. Çünkü bulmuşken öylesine yapayım dedim değişiklikleri, olursa olur, olmazsa kalır diye.</p>
<p>Aşağıdaki değişiklikler mürekkep bitti mesajlarının vs. çıkmasını engellemek için yapılıyor. Tabi sondaki hariç diğerleri gerekli mi bilmiyorum.</p>
<p><strong>Başlat</strong> &gt; <strong>Çalıştır</strong>&#8216;a <strong>regedit</strong> yazıyoruz ve çalıştırıyoruz. Sonra oradaki klasör simgeli anahtar yollarından buraya gidiyoruz.<br />
<strong>HKEY_LOCAL_MACHINE\SOFTWARE\LexmarkInkjet\IJPrtSettings\OFN11</strong></p>
<p>Burada tüm counter yazan değerleri 0 yaptım. Gerçi bu çok önemli bir şey olmasa gerek ki, yazıcı sonraki kontrolde yenileyebilir bunları.<br />
İçinde <strong>LAST cart uid</strong> geçen değerleri 00000000 yapıyormuşuz, ben 0 yapmıştım dalgınlıkla. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>HKEY_LOCAL_MACHINE\SOFTWARE\LexmarkInkjet\JSW\</strong></p>
<p>Buradaki <strong>JSW Skin</strong> hariç tüm kayıtları sildim.</p>
<p>Sonra da,<br />
<strong>HKEY_LOCAL_MACHINE\SOFTWARE\LexmarkInkjet\IJPrtSettings\OFN11\GUI\PSW</strong></p>
<p>yoluna gidip <strong>ShowInkLow</strong> değerini 0 yapıyoruz. Bu sayede mürekkep az kaldı, bitiyor, bitti uyarılarını görmeyeceğiz.</p>
<p>Daha başka da ayarlar vardı ama, bende yoktu bu kayıt defteri anahtarları, ondan yapamadım. Bilgisayarımı bir kez yeniden başlattım.</p>
<p>Sonra bomba geliyor. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Belki yukarıdaki ayarlar hiçbir işe yaramadı, bilgisayarımı biçimlendirmeyi sevmediğimden deneyemedim bunu. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ama işin esas önemli kısmı burası.</p>
<p>Kartuşlar kullanım bilgilerini saklar, yani kendilerinde kayıtlı bir rakam değeri vardır ve, her kullanımda bu değer ya azalır ya artar ki, bir sınıra geldiğinde kartuş boş der yazıcı ya da bilgisayar. Bunun için kartuş çiplerini sıfırlamak yani resetlemek için pilli araçlar vardır küçük. Bunları kartuşun elektronik temas yuvalarına değdirip düğmesine basar ve reset işlemi tamamlanmış olur. Ancak elimde böyle bir şey olmadığından daha ucuz ve pratik bir şey yapmış oldum. Kartuşun doluluk miktarını çiplerinden değiştiremediğime göre, yazıcının bunları okumasını engellemeyi deneyebilirdim ki, forumlarda tavsiyeler bu yönde idi. Yaptım oldu. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Kartuşun, yazıcıyla iletişimini sağlayan yolların olduğu kısmın en sol hattına bir bant parçası yapıştırdım. Aşağıdaki resimde gördüğünüz kartuşun yazıcıyla haberleşip yazma işlemini ve bakım durumunu ilettiği bağlantılar. Buradaki geniş altın sarısı yuvarlakla yazıcının uçlarıyla temas eden kısım, geri kalanlar da bu noktaları kartuşun çipine bağlayan teller. Temas noktalarından, kartuşun solunda olan beşinin üzerine bir bant yapıştırdım.</p>
<div id="attachment_5076" class="wp-caption alignnone" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-5076" title="lexmark_x2670_inkjet_14_siyah_kartus" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2011/07/lexmark_x2670_inkjet_14_siyah_kartus.jpg" alt="Lexmark x2670 inkjet yazıcıyı doldurulmuş 14 siyah kartuşla aldatma durumu." width="500" height="375" /><p class="wp-caption-text">Lexmark x2670 inkjet yazıcıyı doldurulmuş 14 siyah kartuşla aldatma durumu.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SONUÇ:</strong> Şu an kartuş ne dolu ne de boş görünüyor. Sadece bir soru işareti çıkıyor bilgisayardaki bakım programında, yani kartuşu pek tanıyamıyor alet. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ama çalışma olarak gayet normal şekilde çalışıyor kartuş. Hatta yazılımsal olarak bitmez bir kartuş şu an bu. Tabi gerçekten bittiğinde uyarı vermeyeceğinden, birden baskı kalitesinde düşüş ve renklerde siyah eksikliği ya da sadece renkli kartuş ile yazılmış siyah sayfalar gibi şeyler görebiliim. Bu durumda kartuşu tekrar doldurmam gerekecek. Tabi bununla ilgili de bir vakumlu kartuş dolum seti düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/lexmark-x2670-inkjet-doldurulmus-kartuslari-bos-gorme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bluehenge de çıktı :)</title>
		<link>http://www.f-blog.info/bluehenge-de-cikti/</link>
		<comments>http://www.f-blog.info/bluehenge-de-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 16:34:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>FeRHaD</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.f-blog.info/?p=2232</guid>
		<description><![CDATA[Stonehenge diye bir yer var İngiltere&#8217;de. Böyle eski zamanlarda adamlar dikmişler taşları yuvarlak bir şekilde garip bir yer oluşturmuşlar. Öyle ki Windows&#8217;unuzun masaüstü arka plan resimlerini kurcalarsanız ki kurcaladıysanız çoktan farketmişsinizdir, burayı görürsünüz siz de. Burası yetmiyordu şimdi de Bluehenge diye bir yer çıktı. Stonehenge dikili taşlarla oluşturulmuş bir yer. Uzaylıların yaptığı da söylenir ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Stonehenge diye bir yer var İngiltere&#8217;de. Böyle eski zamanlarda adamlar dikmişler taşları yuvarlak bir şekilde garip bir yer oluşturmuşlar. Öyle ki Windows&#8217;unuzun masaüstü arka plan resimlerini kurcalarsanız ki kurcaladıysanız çoktan farketmişsinizdir, burayı görürsünüz siz de. Burası yetmiyordu şimdi de Bluehenge diye bir yer çıktı. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> <span id="more-2232"></span></p>
<div id="attachment_2234" class="wp-caption alignleft" style="width: 201px"><img class="size-full wp-image-2234 " title="Stonehenge yeri. :)" src="http://www.f-blog.info/wp-content/uploads/2009/10/stonehenge.jpg" alt="Stonehenge yeri. :)" width="191" height="178" /><p class="wp-caption-text">Stonehenge yeri. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p></div>
<p>Stonehenge dikili taşlarla oluşturulmuş bir yer. Uzaylıların yaptığı da söylenir ki filmlere de buradn uzaylılarla iletişim kurulabildiği vs. senaryolara sahne olmuştur.</p>
<p>Bu yeni bulunan Bluehenge ise Stonehenge&#8217;den 2 kilometre kadar uzakta imiş ve aynı dönemlerde yapıldığı düşünülüyormuş. Bu yuvarlak alandaki taşlar sanırım kaybolmuş ancak yerleri falan duruyormuş. Renkleri mavi olan yaklaşık 27 Gal taşı varmış, ismi bundan Bluehenge denmiş. Ancak kayıp olan taşların rengini nereden biliyorlar bilmem. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ha bir de taşlar 6 fit uzunlukta ve 4 ton kadar da ağırlıkta imiş, görmeden diyorlar bunu. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Zaten araştırma ile ilgili detaylı bilgileri gelecek yıl vereceklermiş, henüz sadece biz bulduk demişler yani. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Ben olanı biteni söyleyeyim mi?</strong> Adamlar baktı gördüler ekonomik kriz falan iyi gidiyor, birkaç kuruş paraya razılar&#8230; Şimdi biz böyle bir yer keşfettik diyerek dikkatleri üzerlerine çekiyorlar ki bu son yılların en önemli keşiflerinden biri. Daha sonra da gelecek yıla kadar bu olmayan yeri yapıp gelecek yıl duyuracaklar ki buraya akan turistlerden de para kazanacaklar. <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Hehe işin esprisi tabi bu, belki ufolar gelip gitti de çıktı bu Bluehenge denen yer! <img src='http://www.f-blog.info/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.f-blog.info/bluehenge-de-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

