OpenDNS

____________________________________________________________________

Yerli malı, yurdun malı, TTnet’in DNS’leri kullanmamalı.

Durum bu, kendi adamım beni kazıklıyorsa ben de onu yabancıyla aldatır, OpenDNS kullanırım. Geçen ay bir gereklilikten dolayı blogumu barındırma şirketinin yurt dışı sunucusuna taşımıştık. Yeni sunucu Amerika’da the Planet sunucularında, yani Dünya’nın en sağlam yerlerinden birinde. Gel gelelim tuhaf bir şekile taşımadan sonra siteme ulaşılamaz olmuştu. Perfectgate’de açtığım bir başlıktan durumun biraz uzun sürebileceğini öğrendim. Tabi bunun yaklaşık 15 gün süreceğini düşünüyordum. Ancak şu an itibarıyla 25 gün falan oldu sanırım ama hala erişimde problemler oluyor.

Ben de size TTnet’in DNS sunucularını zorunlu olmadıkça kullanmamayı tavsiye ediyorum. Bunun yerine OpenDNS denen çok güzel bir hizmet var.

Bir siteye girmek istediğinizde o sitenin adresini tarayıcınıza girer ve işlem yaparsınız. DNS sunucuları sizin girdiğiniz İnternet adresindeki sitenin bulunduğu sunucunun IP adresini veri tabanından bulup, bilgisayarınıza gönderir ve bilgisayarınız da o IP adresindeki sunucuya giderek istediğiniz sitenin içeriğini alır.

OpenDNS büyük bir önbellek (cache) ile hizmet veren bir DNS sunucu servisidir. Ziyaret sıklığına göre site adreslerini bir önbellekte tutar ve bu sayede ziyaret ettiğiniz sitelerin IP sorgu yanıtlarını size daha hızlı gönderir. Her DNS sunucusunda bir önbellek vardır ama, OpenDNS sunucularının önbelleği söylenene göre en büyüğü, bu sayede de diğer DNS sunucularından daha hızlı çalışabiliyor.

Hızdan ziyade OpenDNS’in en önemli özelliği, Dünya üzerindeki yasaklı siteler de dahil neredeyse her siteye girebilmenizi sağlıyor.

Ayrıca OpenDNS, TTnet DNS’leri gibi problem de çıkarmıyor. Bu sayede benim siteme bile problemsiz girebiliyorsunuz.

OpenDNS’in bir diğer güzel özelliğide, girdiğiniz site zararlı içerikli bir site ise girmek istediğinizde önce kendi sayfasını açıp sizi uyarıyor, ısrar ederseniz siteye girişinizi sağlıyor.

Bundan başka üye olarak İnternet kullanım istatistiklerinizi incelemenize de olanak veriyor. Üstelik bunların ve daha birçok şeyin hepsini ücretsiz olarak yapıyor. Bu sebeple de tadından doyulmayan bir hizmet. Hizmeti kullanmak için yapmanız gerekenler de çok basit. Sadece bilgisayarınızın DNS ayarlarını otomatikten OpenDNS IP adreslerine ayarlıyorsunuz. Bunun için kullanacağınız IP adresleri şunlar;

208.67.222.222

208.67.220.220

Bilgisayarınızın DNS ayarını  değiştirmek için, Windows araç çubuğunun sağ kımında yer alan İnternet bağlantısı (arka arkaya iki PC) ikonuna sağ tıklayıp Durum’u tıklayın. Bundan sonra da Özellikler >>  Ağ İletişimi şeklinde gidin. Listedeki İnternet İletişim Kuralları (TCP/IP) üzerine tek tıklayıp alttaki Özellikler butonuna tıklayın. Karşınıza çıkan pencerede “Aşağıdaki DNS sunucu adreslerini kullan: ” seçeneğini seçip, yukarıdaki IP adreslerini aşağıdaki kutulara girin. Bundan sonra “Tamam” butonuna tıklayın ve bağlantınızı kesip tekrar başlatın. Bundan böyle OpenDNS DNS sunucularını kullanıyor olacaksınız. Kısaca ayar ekranınız şöyle olacak:

OpenDNS IP ayarları

Kısaca ayar ekranınız yukarıdaki gibi olacak.

Şimdi bu sisteme tepkiler olabilir. Yerli malları haftası diye yerli malı yurdun malı her zaman onu kullanmalı diyebilirsiniz. Evet buna kesinlikle katılıyorum. Çok doğru bir söz. Ancak şunu da unutmayın ki TTnet bir yerli malı değil. 😀 Hani biraz bir payı var tamam ama tamamı ’nin değil ki. Özelleştirme ile Arapların olmuştu. Bu sebeple de bırakın adam gibi bir hizmet veren OpenDNS sunucularını kullanın, zaten tonla ödediğiniz fatura ile TTnet’e kazandırıyorsunuz bol bol.

Eskiden çok kişi TTnet’in pahalılığından ve hizmetin kalitesizliğinden şikayet ederdi. Özelleştirildi, yabancılara satıldı vs. iyileşecek diye sevinildi ama sonra bunun boş bir umut olduğu anlaşıldı. Çünkü yabancıların tek yaptığı şey sömürmek oldu, sömürmek. Bizim paramızı aldılar yurt dışına çıkardılar hepsi bu. Devletin kasasına ne girdi? Hani şaban filmlerinde kötü adamlar kasayı açar içinden bir hıyar ve “Hıyar!” yazılı not çıkarya, bizimki de öyle oldu işte. Zaten geçen yüzyılın başında da onca savaşta Araplardan kazıklar yememişmiydik. 😀