10. Uluslararası Edirne Maratonu
____________________________________________________________________31 AÄŸustos 2025 tarihinde Edirne’de artık bir klasik olaraktan Uluslararası Edirne Maratonu vardı. Maraton diyoruz ama maraton mesafesi koÅŸulmuyor. Yarı Maraton (21KM) ve çeyrek maraton (10K) mesafeleri var. Yakınlardaki bir koÅŸu etkinliÄŸi olaraktan bu sene de katıldım.
Aslında baya geç kaydoldum bu maratona ama geç kalmanın ücret olarak bir farkı yoktu bunda. O yüzden acele etmemiÅŸtim. Bir de maraton günü baÅŸka bir etkinliÄŸim olur mu bilemediÄŸimden acele de etmemiÅŸtim. Neyse geçtiÄŸimiz haftalarda maratona kaydoldum. Yarıştan bir gün öncesinde de Edirne’ye gidip kitimi aldım. Benim mesafemde iki kit türü vardı. Birinde sadece yarış çipi olan etiket veriliyor ve ücreti 750₺. DiÄŸerinde ise bir sırt çantası ve tişört de var. Geçen seneden de çantalı kiti aldığım için bu sene de aynı kiti almak istedim. Çanta aman aman çok kaliteli bir çanta deÄŸil. Kumaşı ince ve çok hafif bir çanta. Biri büyük biri daha küçük iki gözü var ve iki yanında da matara vs. koymaya fileli cepleri var. DikiÅŸleri biraz hassas. Benimki ağırlıktan biraz bırakmaya baÅŸladı bir taraftaki omuz bağını. Ama bir el atınca sorun kalmadı. Hani az destek ile gayet saÄŸlam hale getirilebiliyor. Tişört de çevrimiçi kaydolurken belirttiÄŸiniz bedene göre kit alımı esnasında alıyorsunuz. Ancak ben biraz geç gitmiÅŸtim ve sanırım üretici kafasına göre beden ürettiÄŸinden biraz karışıklık olmuÅŸ. BildirdiÄŸimden farklı bir beden aldım ama çok bir sıkıntı olacağını sanmam. Red Bull ve bir sponsor indirim fiÅŸi falan da vardı. Sonrasında da Edirne’nin görmediÄŸim, gitmediÄŸim belki baÅŸka da gitmeyeceÄŸim köylerinden geçerek eve döndüm.
Sabah da yaklaşık 1 buçuk saatlik bir sürüşle Edirne’ye ulaÅŸtım. Otobandan gitmedim çok da kıvranmak istemediÄŸim için, direk E-5’ten gittim. Edirne’ye girince bir Petrol Ofisi gördüm, bisikletle gittiÄŸimizde orada bir ihtiyaç molası verirdik. Açık görünce yarış öncesi bir boÅŸaltım yapsam mı durup diye düşündüm ama yarış alanında tuvalet vardır diye düşünüp devam ettim. Edirne içinde mahalle arasında bir yere aracı park edip az bir kestirdim 15 – 20 dakika. Sonra hazırlanıp çıktım. BaÅŸta çok ihtiyacım yoktu ama hafif hafif bir boÅŸaltım yapma ihtiyacı nüksetti. 😀 İlk Selimiye meydanının altındaki yer altı tuvaletine gittim. Geçen yılki yarışta da kapalı idi burası ama belki açıksa deyip öylesine gittim. GüvendiÄŸim tuvalet baÅŸka çünkü. BeklediÄŸim gibi kapalı idi tuvalet. Beni gören baÅŸkaları da söylendi duruma. Dedim yukarıda caminin tuvaleti var. O da kapalı dediler, güvendiÄŸim daÄŸlara kar yaÄŸdı! Bir eyvah çektim kendimce. 21 kilometre diÅŸ sıkarak koÅŸulmazdı. Hani su içeceksin bir ÅŸeyler yiyeceksin vs. tanklar zaten dolu ise sıkıntı. Yolda gelirken de 600 mililitre su içmiÅŸim, bilsem onu da içmezdim. 🙂 Hemen gittim caminin tuvaletine bakmaya. Gerçekten tadilat var diye kapalıymış. Hemen baÅŸka camilere bakayım dedim. Ne de olsa eski Osmanlı baÅŸkenti, camiden geçilmiyor. Bir koÅŸu birkaç camiye baktım ama abdesthane vardır tuvalet yoktur tabelalarından sonra vazgeçtim. Camideki bekçinin önerisiyle Köfteci Osman adlı restorana gittim. İzin istedim, tabii ki dediler ve tuvaletlerini kullandım. Sabahın 6 buçuÄŸunda eriÅŸilebilir belki de tek tuvalet olması bir komedi idi. Yanlarda baÅŸka dükkanlar vardı, onların da belki tuvaletleri vardır ve kullanıma izin veriyorlardır, bilmiyorum. Denemeyi düşünüyordum yoksa. 😀 Hani bu tuvalet mevzuu çözülmeliydi peÅŸin peÅŸin. O yer altı tuvaleti açılamıyorsa seyyar konabilirdi falan. Hani herkes otelinden çıkıp gelmiyor. Gelse bile boÅŸaltım sisteminin ne zaman boÅŸaltıma karar vereceÄŸini her zaman ayarlayamıyoruz. Bu mevzunun daha fazla üstünde durulmalı.
Tuvalet mevzu çözülünce sıra koÅŸu mevzuna geldi. Normalde 7’de baÅŸlayacak olan koÅŸu bir 3 – 4 dakika gecikme ile baÅŸladı. Kondisyon çok iyi olmadığı için çıkışta vs. gaza gelip kendimi zorlayacak kadar basmadım. Daha sakin bir çıkış yaptım. KaraaÄŸaç’a kadar biraz meÄŸilli iniyoruz zaten. Asfalt yollardan, taÅŸ yollardan, kaldırımlardan koÅŸa koÅŸa gittim. KaraaÄŸaç’ı çıkarken de 21K’nın birincileri karşıdan geliyordu. Yani aramda yaklaşık 4 KM vardı sanırım. Gerçi 1. kim ona bakmadım da, o zamana kadarki birinci diyeyim.
KaraaÄŸaç’ı çıkınca güneÅŸte kaldık, güneÅŸ biraz ısıtmaya ve etkilemeye baÅŸladı. SıcaÄŸa pek dayanamıyorum ben. Tempoyu biraz düşürerek Pazarkule sınır kapısından geçip Yunan sınırına kadar gidip döndüm. KaraaÄŸaç ile gümrük arasında duble bir asfalt yol var. Kaymak gibi bir yol ama güneÅŸe karşı koÅŸmak biraz tat kaçırmıyor deÄŸil. Tempoyu biraz daha düşürerek KaraaÄŸaç’a ulaÅŸtım, tren istasyonu alanından geçtim, köprülerden geçtim derken tempo daha da düştü. Sıcak baya etkiliyordu artık. Bir de dönüşte baÅŸta indiÄŸimiz bayırı da çıktığımızdan onun da yarattığı ek yük ve ısı oluyor vücutta.
Bayırı çıkıp son bayırı da çıkıp yaklaşık 5.48 gibi bir tempo ile bitirdim yarışı. Eskiden daha iyi koşmuştum bu güzergâhı ama antrenman da şimdiye göre çok iyiydi. Hani eski ben yeni beni yenmiş oldu. Yeni ben de eski bene yenilmiş.

Yarıştan sonra da biraz alandaki etkinlikleri, gösterileri vs. izledim. Sandviç, meyve, hardal, kahve, Red Bull vs. ikramların tadını kontrol ettim. Sonra Erasta’da bir ÅŸeyler içip bir kahve içtim ve yola çıktım. Bu sefer baÅŸka köylerde geze geze, biraz da tarla yollarında kıvrana kıvrana döndüm…
