Eskinin müzik setleri

____________________________________________________________________

Küçüklüğümden bir hafta sonu anımdan başlayayım. İlkokul yıllarım olması lazım, sanırım ilkokul dördüncü sınıfım.

Anneannem hafta sonu Çorlu’da akrabalara gidecekti bir ÅŸeye, düğün mevlit falan mı ne ziyaretiydi bilmiyorum. Biz de yol üstündeyiz. Bize geldi, dedi beni de götürsün, yanında arkadaÅŸ olayım. Cuma akÅŸamı ders bitmiÅŸ, eve varmışım, üstümde hafta sonuna girmiÅŸ olmanın heyecanı var. Çocukken heyecanlanırdık böyle basit ÅŸeylerde bile. Çorlu ve Çorlu yolu beÄŸendiÄŸim bir yerdi. DeÄŸiÅŸik fabrikalar görürdük. Büyük yer olunca Muratlı’da görmediÄŸimiz her ÅŸeyi görürdük. Bulgaristan ve baÅŸka yerlerle de daha baÄŸlantılıydı sonuçta. Kocaman bir su kulesi vardı, bayılırdım ona bakmaya. Kocaman elektrik kabloları altından geçerdik, hoÅŸuma giderdi. Ben dedim giderim. Bizimkiler de biraz düşündüler ettiler, tamam dediler.

Yürüdük gittik tren istasyonuna. Muratlı’dan Çorlu’ya tren yolculuÄŸu en sevdiÄŸim rotalardan biridir. Küçüklüğümün en heyecanlı anları çünkü. En çok sevdiÄŸim ÅŸeylerden belki biri olan trenle harika bir yolculuk fırsatıydı. Bazen ailem gece vardiyasından gelir, çamaşırlar elde yıkanır, bir koÅŸu trene yetiÅŸilirdi falan, ana ulaşım araçlarından biriydi Trakya’nın. Trende nerede yolculuk ettik hatırlamıyorum. Bayram seyran günlerinde iki vagonun arasındaki esneyen baÄŸlantı yerinde ayakta dururduk ama o gün bir kompartımanda gittik sanırım.

Çorlu’da trenden inince etrafta bir koku olurdu o zamanlar. Deri fabrikalarının kokusu! Åžimdi Deri OSB olan yer o zaman OSB deÄŸildi ama yine bir sürü deri fabrikası vardı. Hepsinin üst katında asılı derileri görürdük falan, doÄŸal olarak bu derilerin kokularını da duyardık yol boyunca. SaÄŸlık mahallesine doÄŸru kötü kokulu Çorlu deresi köprüsünden geçip yürüdük. Burası da sevdiÄŸim bir köprüydü. Etrafında deri fabrikalarının yuvarlak arıtma havuzları vardı. Bir sabah hatta, adamın biri dere kenarındaki duvarın üstünde oturmuÅŸ, elinde hortumla havuzdan dereye pis su püskürtüyordu falan. 🙂 Yarı karanlık kokulu yoldan yürüyüp akrabalara gittik.

Akrabaların evleri kendi yapmaları, birkaç kat bir ev. O zaman müteahhitlik falan yoktu pek, herkes asgari ücretle de çalışsa kendi arsasını alır kendi evini yaptırırdı. Akrabanın da çocuÄŸu var tabi, tam böyle delikanlılık çağında. Oturma odasında otururken sıkılmışsındır gel dedi, gittim yanına. BeÅŸ CD’li koca bir Sony müzik seti. CD’leri kendi çeviriyor falan, görüyordun sanırım içinde, tam hatırlamıyorum. Koca hoparlörler vardı. Böyle açık mavi miydi oynayan ışıklı ekranı falan vardı. CD de belki ilk gördüm o zamanlar. Windows 98 falan yeni çıkmıştı belki o sene. Abi deÄŸiÅŸtiriyor CD’leri, deÄŸiÅŸtiriyor ÅŸarkıları falan; sırayla dinliyoruz, beÄŸendinmi diyor. Bana gösterdi kullanımını. Ben kurcaladım falan, hatta o gece yatana kadar dinledik onunla falan. Yataklar açıldı, hâlâ çalıyordu o. Dr Alban’ın It’s my life falan vardı, ilk orada dinlenip bayılmıştım.

Gençteki cıncık CD’ler böyle, hepsi albüm etiketli falan. Daha çakmalarını yapmıyorlarmış herhalde o zaman. Üreticinin markası yazan hiçbir CD yoktu, hepsinin üstünde albüm kapağı vardı. Albümler de genelde radyoların falan hit mixleriydi.

Başka bir tane daha parça vardı, kadın bir şarkıcının söylediği bir pop şarkıydı ama isim olarak hiç aklımda değil. Ona da baya bayılmıştım ben ama genç pek sevmiyordu onu. Hafta sonunu geçirdik falan orada. Akşamları o hareketli çubukları ile o müzik setinin önünde müzik dinledik. Daha geç olduğunda film falan izledik. O müzik seti ve abi sayesinde güzel bir hafta sonu geçirdim hani. Dönüşte artık yola çıkıp trene yürüyeceğiz, ayrılacağımız zaman bile dur bir kere şunu dinleyeyim edeyim deyip o kadının şarkısını dinlemeye çalışıyordum. 😀

Oradan ayrıldık, kokulu yollardan geçip trene bindik ve akÅŸamın karanlığının içinde bir yolculukla Muratlı’ya, oradan da eve vardık. Babama anlattım müzik setini falan. Çok ilgilenmedi.

O hafta sonundan sonra hep bir müzik seti hevesim olmuştu küçükken ama hiç de düzgün bir aletimiz olmadı.

Bir kez gazeteden kupon toplayıp biz de bir müzik seti almıştık Sabah gazetesinden. Ufacık bir müzik seti gelmişti, şaşırmıştık. O dönemde benzer böyle bir anısı olanlar olabilir. 😀 Sanırım büyüğü için daha fazla kupon toplamak gerekiyormuş, hatırlamıyorum. Onu da akrabalara vermişti babam.

Sonra çok daha sonraki yıllarda bir arkadaşı bir müzik seti vermişti babama. Hoparlörleri yoktu ama plakçaları vardı. Bazı kısımları çalışıyordu, bazısı bozuktu. Bir süre kurcaladı babam onu, sonradan dağıtmıştı tabi.

Åžimdi de bazen aklıma geliyor eski müzik setleri. DeÄŸiÅŸik modellerin deÄŸiÅŸik spektrum analizörleri ya da iÅŸte ekolayzır ışıkları olurdu. Tek CD’li, üç CD’li, beÅŸ CD’li falan çeÅŸitli modeller vardı. Büyük siyah setler, daha orta boy gri setler falan.

Ortaokulda iken de Burcu diye bir arkadaÅŸ Yu Ma Tu bir teyp getirirdi okulun son haftasında. Sıralar üstüste sınıfın bir yerine dizilir, orta açılırdı. Disko oynanır, kızlar açar Mezdeke oynar falan. Beden öğretmenimiz vardı. Kim Kay – Lilali açılırdı, adam atlar yere baÅŸlardı ellerinin üstünde dönmeye falan. PiriymiÅŸ meÄŸer dans iÅŸlerinin.

Günümüze gelince artık öyle bir müzik seti merakı kalmadı. Herkes telefonundan dinliyor, radyoda duyunca dinliyor, televizyondan bilgisayardan dinliyor. Sokakta telefon hoparlörlerinden açıp dinlemek büyük zevk bazılarına. Müziğin sesi kalitesi önemli değil, dinlemek önemli. 🙂 Biraz da bireyselleşti müzik. Herkes her yerden kolayca erişince telefonundan kulaklığını takıp dinliyor kendi halinde. Hani eski müzik seti zevki eskilerde kaldı gibi daha çok. Daha çok odyofiller falan para veriyor bu zamanda müzik donanımına. O tarafta yüz binlerce liralık yatırım yapmak mümkün.

Ben de arada düşünüyorum. Diyorum Sahibinden’den eski bir müzik seti alıp tamir et, kullan mis gibi. Ancak artık CD ile kaset ile uÄŸraşılmaz. Müzik çevrimiçi akış servislerinde ya da kiÅŸisel depolamamızda dosyalarda. Tamam Hi Fi sistemlerinin aÄŸ katları da oluyor, İnternet’e baÄŸlanıp istediÄŸin müzik uygulamasından müziÄŸini çalıyor falan. Ancak o fiyat bantlarına çıkmak da kesinlikle ilgimi çekmiyor. Bir de artık oturduÄŸumuz apartmanlar tuÄŸla üstü alçı sıva olunca müzik setini ya da kuracağın Hi Fi sistemi çalıştırmak da mesele. Sesi az açsan bütün komÅŸular duyabiliyor ki, sıkıntı.

O yüzden artık ben de bilgisayar ya da telefondan dinliyorum müziÄŸi. Takıp kulaklığımı kimseyi rahatsız etmeden dinlemek yeterli geliyor. Bir müzik seti görünce İnternet’te hoÅŸuma gitmiyor deÄŸil ama dediÄŸim gibi onu açıp dinleyecek ortamım da yok, keyfim de artık.

Yorum yok

Henüz bir yorum yok.

Bu yazıdaki yorumlar için RSS beslemesi. Geri izleme URI

Yorum yaz