Mim, Bloga Karalamak Mı? Kağıda Karalamak Mı?

____________________________________________________________________

Bu da Mikro-PC tarafından başlatılan bir mim, beni de Türklerklanı mimlemiş. Gelelim şimdi konumuza, yalnız biraz sonra dersim var, yurda gidip hazırlanmalıyım o yüzden biraz kısa tutacağım bunu. Öncelikle kağıda karalamam, blog kesinlikle karalamak için çok iyi bir yerdir.

Efendim şimdi düşününüz, neredeyse çevre diye bir kavramın kalmadığı bu zamanda kağıda karalamak sadece kağıt israfıdır. Üstelik onca şey yazacaksınız ve hiçbiri de okunmayacak yani o da zaman kaybıdır. Kağıda karalamayı pek kendim de sevmem, yani karalamam. Ödevlerimden ve bloga hazırladığım bazı çeviriler dışında kağıda pek yazmam ben.

Bloglar ise tamamen metalden yapılmış ve en az bir beş – on yıl ömrü olan sabit diskler üzerinde sunucu tarlalarında çalışırlar. Elektrik kullanımı dışında doğaya bir zararı yoktur, tabi eğer yazdığınız, birinin işine yarayacak faydalı bir konu ise bunun zararından söz edilemez, kesinlikle yararlıdır. Ayrıca yazdığınızın okunmama derdi de yoktur, mutlaka bir dil bilgisi hatası yapmışsınızdır ve de Google bu hatanızdan dolayı sizi ödüllendirir ve sizinle benzer hataları yapan birkaç kişiyi mutlaka o yazınızdan dolayı size gönderir :). Sonuçta o yazınızın kaderi bir çöp kutusunda son bulmaz, çok büyük bir ağ ortamında büyük bir kitle tarafından okunur ve yorumlanır. Üstelik yorum sistemi işin farklı bir yönüdür. Yazar fikirlerinin diğer insanları nasıl etkilediğini ve onların neler düşündüğünü merak eder. Bloglarda ki yorum sistemi kesinlikle bu tür bir merak için ideal bir ilaçtır. Sonuçta hem yazınızı kaderi olan yok olmaya terketmiş olmazsınız, yazınız okunur hem de yazınıza dönüt alırsınız.

Sonuç, temel nedenim kağıda yazmayı vs. sevmememle birlikte kağıt israfını da düşündüğümdendir kağıda karalamamam. Bloglar zaten kişisel karalamalarınız için yapılmış yerlerdir ve karalamak, karaladığınızı düzeltmek (tekrar karalamak) çok kolaydır. Okuyucu bulmanızda çok kolaydır ve yazınızı boşa yazmamış olursunuz.  Okuyucularınızdan bir dönüt de aldınız mı işin tadı damağınızdan beyninize, oradan ayağınıza kadar her yerinizi kaplar zaten. Neyse derse geç kalmayayım. Ben de bu mim’i Mavi Gence gönderiyorum, bakalım o ne yazacak.