Fransa’nın saçma Ermeni soykırımı oyunu üzerine şimdi de Fransız mallarını boykot edin diyorlar. Edelim de, bugüne kadar hangi boykotu başardık da bunu yapacağız.
Ha bir de Fransız mallarını boykot etsek direkt olarak Fransızlara zarar vereceğiz diye bir şey yok ki. Fransız sermayesi, Türkiye’de üretim ve satış yapan dolayısıyla Türkiye’de işgücüne katılım sağlayan pek çok firma var. Hadi diyelim, süper boykot yaptık, hiç Fransız malı(!) satın almadık. Olan önce bu firmalarda çalışırken işsiz kalacak vatandaşımıza olur. zaten başbakanın açıkladığı yaptırım maddelerinde de Fransa’nın mallarını almayın boykot edin demiyor direkt. Yoksa, biz boykot bitene kadar Patricia Kaas dinlemeyiz, internetten bedava MP3′ünü indirmeyiz olur biter. (!)
Devamını oku »
Diktatör diye geçen Kaddafi’nin ülkesinden bazı özellikler var sıradaki linkte. Halkı diktatör zulmüne baş kaldırmış idi falan. Maddelere biraz bakınız, halkın aklının hangi beyin lobu ile derdi olduğuna karar veriniz. Sonra karşılarındaki emperyalist zulme ne diyeceklerini düşünün falan… Boşverin gitsin. Devamını oku »
Geç bir kutlama oldu ama… Muhtemelen tarihteki en fazla kullanılan işletim sistemi Windows XP’dir. On yıl önce doğmuş, daha ölmemiş meret. Microsoft’un öldürmek için tüm çabalarına rağmen, hala sapasağlam ayaktadır bence. Var olmuş, en stabil Windows sürümüdür. Microstuupid’in şaşılası şaheserlerindendir.
17. yy. Osmanlı’da duraklama dönemi notları.
Devamını oku »
Bu sınav macerası bana ait değildir, bir abime aittir. Kendisi yıllar önce Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) içinde iki yıllık bir bölüm okumuş. İşletme ya da muhasebe gibi bir bölümdü, tam hatırlamıyorum. Ne yazık ki kendisi bölümü bitirmeden bırakmış. Devamını oku »
Tags: Anadolu Üniversitesi, Eskişehir, İngilizce Öğretmenliği, İÖLP, Sınavlarım, Toplumsal Mesaj, Türkiye
Bilim ve Teknoloji, Eğitim, İlginç, İngilizce, Kişisel, Tarih, Yaşam | FeRHaD, 21 Şub 11 |
Yorum yok
Eğer bir insanın diğerlerinden daha iyi satılık mısırı, odunu, tahtası veya domuzları varsa ya da herkesten daha iyi sandalyeler, bıçaklar, eritme kapları veya kilise orgları yapıyorsa, ormanların derinliklerinde dahi yaşıyor olsa tüm zor yollar aşılıp ona ulaşılır. Ve kişi yasayı biliyorsa, ıssız bir kulübede de yaşıyor olsa insanlar onu bulur çıkarırlar. İnsan bir enstrüman çalarak ya da şarkı söyleyerek, cennete hapsolmuş ruhları sarabiliyorsa; veya peyzajlar yapıp ilkbaharın ve sonbaharın tüm cazibesini yağlıboyalarıyla ifade edebiliyorsa ya da şarkıları veya mısralarıyla insanları rahatlatıp sarhoş edebiliyorsa, bu sırrın gizli tutulamayacağı kaçınılmaz bir gerçektir. İlk tanık ikinciye söyler ve insanlar beşer, onar, ellişer kapısına dayanırlar.
Ralph Waldo Emerson’ın günlükleri – Boston, 1909
İnsan saklanamaz. Dağlarda dolaşan bir seyyar satıcı olabilir, ama dünya onu bir finans kralı yapmak için bulur çıkarır. Dünya kendisinden tüm bir kıtanın demiryollarını işletmesini talep ettiğinde Long Island’dan lahana nakli yapıyor olabilir. Hak ettiği kariyer kendisine verildiğinde bakkallık yapıyor olabilir. Ve sonunda ülkedeki tüm yeşil petrol varillerinin iki ismi ve büyük bir şirketi bildirdiği gün gelir. Dr. John Paxton
Babil’in Asma Bahçeleri Dünya’nın Yedi Harikası’ndan sayılır. Yalnız an itibarıyla bu bahçeleri görmek mümkün değil. Hepsi yer altında kalmış ve ancak 20, yüzyılda keşfedilebilmişler. Babil’in Asma Bahçeleri Irak’ta Hilla (Al Hillal) kentinin yakınında bulunur. Bu bahçelere Semiramis’in Bahçeleri dendiğini de duyabilirsinz. Devamını oku »
Bir kez başlığa bakın şimdi, hani bu yazının başlığına. Orada ilk kısımda Türkçe bir şey yazıyor, devamında da İngilizce bir şey. İkisinin aynı anlama gelmediğini İngilizcesi az çok olan biri bilir. Tamam Türkçe başlığımız da güzel, kopyalamak olarak kullanmak da istememişler ki taklit etmek diye çevirseler bana göre daha çok otururdu. Beethoven’ı Anlamak ile filmde olan biten bana tuhaf geldi. Hani böyle çok çok şey anlatmış gibime gelmedi. Tabi film kötü falan demiyorum. Biliyorum ilk cümlemde olumsuz başladım ama bu sadece filmere tuhaf isimler vererek hayal kırıklığı yaratanlara eleştirimdir… Devamını oku »
Şimdi, şemdii, ehem ehem, ehim, ühüm, öksürüğümüzü de yaptık, hazırız. Şimdi bugün tarih dersinde tarih hocamız ilginç bir şey anlattı da bir karalayayım dedim. Google’a sordum, ben bilmiyorum dedi, tamam dedim, ben bir yazayım yine de. Devamını oku »