Duyuru: Yokum
Son zamanlarda zaten pek yazamıyordum tuhaf bir moda girmekten, ha bire bir planlar yapıyor, yapmadan bitiriyordum falan. Şimdi ise mecburi olarak bir süre yazamayacağım. Devamını oku »
Son zamanlarda zaten pek yazamıyordum tuhaf bir moda girmekten, ha bire bir planlar yapıyor, yapmadan bitiriyordum falan. Şimdi ise mecburi olarak bir süre yazamayacağım. Devamını oku »
Ne zamandır bu film hakkında yazmak istiyordum, kısmet şimdiyeymiş. Filmimiz; İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek (Crossing the Bridge: The Sound of Istanbul). Bir belgesel film olan filmin yönetmenliğini Fatih Akın, anlatımını Einstürzende Neubauten’ın bas gitaristi Alexander Hacke yapmıştır. Sadece Türkçe başlıktan ne olduğu anlaşılmayabilir diye İngilizce’sini de yazdım yanına. Buradaki sound kelimesinden müzik ve sesle ilgili bir şey olduğu anlaşılabilir. Devamını oku »
Bir kez başlığa bakın şimdi, hani bu yazının başlığına. Orada ilk kısımda Türkçe bir şey yazıyor, devamında da İngilizce bir şey. İkisinin aynı anlama gelmediğini İngilizcesi az çok olan biri bilir. Tamam Türkçe başlığımız da güzel, kopyalamak olarak kullanmak da istememişler ki taklit etmek diye çevirseler bana göre daha çok otururdu. Beethoven’ı Anlamak ile filmde olan biten bana tuhaf geldi. Hani böyle çok çok şey anlatmış gibime gelmedi. Tabi film kötü falan demiyorum. Biliyorum ilk cümlemde olumsuz başladım ama bu sadece filmere tuhaf isimler vererek hayal kırıklığı yaratanlara eleştirimdir… Devamını oku »
Ne zamandır düşündüğüm bir şey vardı, kitap yazmak.
Kahkaha ifadesi koydum ama ciddiyim yani, ciddi ciddi düşündüm. Benden kitap yazarı olur mu peki? Olmaz herhalde, yazarsam göreceğiz aslında. Ya da yazarsam olur demek ki de diyebiliriz.
Devamını oku »
Pazartesi günü saat 19.00 gibi Recep Tayyip Erdoğan’dan şikayetçi olan ve eleştiren Twitter kullanıcıları #notayyip etiketini (hashtag) Twitter trendi olarak ilk sırada görmek için bir hareket başlattık. Bu yazıyı da ilk hareket ile Salı günkü ikincisi arasında yazmıştım, ikincisi amaca ulaşırsa yayınlamayacaktım, ama işte bu yazı burada. Devamını oku »
İlk bilgisayarımı 2004 yılında lise birde almıştım ve cep telefonumu da lise iki başlangıcında almıştım. Aldığım cep telefonu Siemens C(ommodore) 65 idi. Commodore diyorum, çünkü telefon özelliklerinden çok uygulama ve oyun yükleyerek kullanıyordum cihazı. Devamında yıl 2007 oldu ve bir iPhone rüzgarı esmeye başladı. Sonra insanlar uygulama yüklenebilen telefonlarla tanıştıklarını söylemeye başladılar.
Aslında bu zaten Symbian, Windows Mobile vs. birçok işletim sistemine sahip cihazda uzun yıllardır yapılan bir şeydi. Hatta onları geçtim benim kullandığım Siemens C(ommodore) 65 bile Java uygulamaları çalıştırıyordu. Tabi bu biraz Apple’ın başarılı reklam kampanyası idi. Devamını oku »
Şimdi, şemdii, ehem ehem, ehim, ühüm, öksürüğümüzü de yaptık, hazırız. Şimdi bugün tarih dersinde tarih hocamız ilginç bir şey anlattı da bir karalayayım dedim. Google’a sordum, ben bilmiyorum dedi, tamam dedim, ben bir yazayım yine de. Devamını oku »
EQ testleri IQ testlerine benzer bir isme sahip olsa da zeka yerine duygusal zeka, farklı durumlara duygusal tepkilerimiz vs. farklı şeyleri ölçmeleriyle biraz farklıdır. Böyle bir test de buldum işte Ağ’da. Çözeyim dedim, sonuca göre ben insan bile değilim.
Devamını oku »
Cep bilgisayarı ve akıllı telefon dünyasını takip eden ve bunlardan birini kullanan çoğu kişi ilk 1 GHz hızdaki ARM tabanlı SoC mobil işlemcinin Qualcomm Snapdragon olduğunu bilir! Aslında sadece bildiğini sanır.
Çünkü ilk 1 GHz ARM tabanlı SoC işlemci Intel/Marvell PXA320′dir.
Devamını oku »
Nükleer santral isteyip istemediğime hala emin değilim. Tabii ki zararlı bir şey ama yararı da olmasa kullanılmazdı değil mi? Devamını oku »