Teröre Gerek Yok, Biz Kendimize Yeteriz

____________________________________________________________________

Türkiye uzun süre teröre verdiği şehitlere üzüldü, ağladı. Ancak bugünlerde üzüldüğü şey terör değil, kendi ihmalkarlığı nedeniyle İstanbul’da kaçak bir binadaki kaçak havai fişek imalathanesindeki bir patlamada kaybettiği 20 kadar vatandaşı. Geçen gün meydana gelen olayda yaklaşık yirmi vatandaşımızı kaybettik. Üstelik işçilerin çoğu da sigortasız çalışıyor. Hepsi birilerinin ihmalkarlığı yüzünden. Yok binanın ruhsatı yok, işyerinin izni yok, bilmem neyin nesi yok ama ortada suçlu da yok, herkes topu başka birinin üstüne atıyor. En sonunda da işyerini şikayet etmemesi nedeniyle suçlu halk oldu. Olan yine ekmek parasını kazanmaya ve ailesini geçindirmeye çalışan fakir halkımıza oldu. Bir süre önce meydana gelen tren kazalarında da ihmalkarlık başroldeydi.

İmkanları olsaydı orada çalışanlar da istemezmiydi sigortalı, güvenli bir işte çalışmak. Ama ne yazık ki sadece istemekle de olmuyor, çevrede uygun imkanlar olmayınca. Çevrelerindeki imkanları da kaçak yapılardaki kaçak işyerlerinde kaçak işçi olarak çalışmakmış. İşverenler de mübarek en ufak masraftan kaçınmak için ellerinden gelen herşeyi  yapıyorlar kaçakçılıkla ve işçilerin güvenliği vs. birçok şeyi ihmal ediyorlar. Kaçak binalar, işyerleri, işçiler vs. Devleti dolandırarak kazandıkları paraları helalden mi sayarak yiyorlar merak ediyorum. Tabi denetimleri yapmakla yükümlü kuruluşların da ihmalkarlıklarıyla görevlerini ne kadar yerine getirdikleri tartışılır. Hatta bir kişinin görevli geliyor, 100 YTL’sini alıp gidiyor, burada iş yeri yok diyor demesini de oldukça normal karşıladım, ne de olsa bu devlette işler yıllardır böyle yürüyor. Rüşvet vermeden kaçak bir iş yapmadan hiçbir şey yapılamayan ülkemizde böyle şeylere de şaşırmamak gerek.

Rüşvetle ilgili duyduğum birçok hikaye var. Örneğin; ehliyet almaya gittiğinizde makinenin bir yerine para sıkıştı deyip ehliyetinizi vermezlerse bilin ki sizden rüşvet istiyorlar. Kaçak konusunda da TEDAŞ’ın ne kadar yakındığınız bilirsiniz. Hatta geçenlerde kaçak elektrik kullanan üniversite öğrencileri ile ilgili bir duyuru bile vardı. Daha verilecek örnekler çok. Ne yazık ki rüşvet vermeden birşey yapanlar ile ilgili duyduğum pek haber yok. Yani millet olarak rüşvet vermeye ve kaçakçılığa alışmışız. Bu konuda toplum olarak bilinçli olup rüşvet vermemeyi ve kaçak iş yapmamayı da öğrenemezsek bu iş böyle sürüp gidecek. Yani bu rüşvet ve kaçak ile yapılan işler en sonunda böyle açığa çıkıyor. Rüşvet ile ilgili ilginç bir örnek te vereyim; Macaristan – Slovakya sınırında ülkeler AB üyesi olduğu için serbest geçiş hakkı sayesinde bir ülkeden diğerine geçiş pasaportlara bile bakılmadan yapılırken, bizim Türk tırları durduruluyor ve şoförlerden sigara vs. (artık ne varsa) isteniyor – rüşvet vermeye ne kadar gönüllü olduğumuzun kanıtıdır – veren de geçiyor, vermeyen de çünkü kimsenin rüşvet vermedi diye kimseyi engellemeye hakkı yok, ama bizimkiler vermese işte onlarda istemeyecekler.

Kısacası bu ülkede kaçak ve rüşvet ile işler bir şekilde yürüyor. Günün birinde de faturaları böyle pahalı çıkıyor ama işin sonu kimsenin umrunda değil. Herkes işini en kolay, en hızlı ve en ucuz yoldan yapmaya çalışıyor. Bunu yapabilmesinin tek yolu da birilerinden birşeyler çalmak, birilerine rüşvet vermek ve kaçak işler yapmak, tabi bunları yaparken de bazı konuları ihmal ediyor. Sonra da gündem aniden böyle birçok kişinin ölümüne yol açan kazalarla değişiyor. Sanırım ülke olarak kendi kendimize yettiğimiz tek konu, nüfus azaltılması; yani teröre hiç gerek olmadan kendi kendimize terörün verdiği zarardan daha fazlasını verebiliyoruz.