Ben küçükken – köprücüğümü kırdıydım :)

____________________________________________________________________

Ufakken sol köprücük kemiğimi kırmıştım.

Beş yaşındaydım, Sofya’da, sıradan bir gün. Kreşteyim, ders de ingilizce dersi. Elimizde flaş kartlar var oyun oynayarak meyve isimlerini falan öğreniyoruz. Oyun tam nasıl birşeydi hatırlamıyorum ama öğretmenden bir kart alır biraz sonra da öğretmen kartta yazan şeyi söyleyince mi idi ne kartı geri götürüyorduk. Elimde de çok iyi hatırlıyorum, cherry yazan bir kart vardı, üzerinde de bir kiraz resmi. Elimdeki kartı da öğretmene götürürken çekirge yürüyüşü diye bir dandik yürüyüşle götürüyorum. Bu yürüyüşte yere sırtüstü yatıp ayak ve ellerinin üzerine kalkıp öyle yürüyorsun. 🙂

Çekirge yürüyüşü ile öğretmene doğru yaklaşıyorum, tabi etraf da kalabalık. Herkes kartını falan götürüyor, geri dönüyor. Tam ilerlerken önümdeki üç kişi sırt üstü düştü üzerime. Tabi birden sol kolumda garip ağrılar acılar başladı. 🙂

Öğretmenim vs. başımıza toplandılar tabi. Benim sol kolum aşağı çöktü, ve de kaldıramıyordum kolumu. Öğretmenim kreşin doktorunu çağırdı. Doktor geldi ama bende de korku varya, kadının tüm ısrarlarına karşı muayene olmayı kabul etmedim. Lavaboda falan elimi yıkarken sağ elimle sol elimi kaldırıp o şekilde tutmaya çalışıp yıkıyordum elimi. 🙂 Öğlen olunca da yataklarımıza yatardık, tabi ben de yattım ama o acıya rağmen yine o kolumun üzerine falan yattım, öğretmenlerim tabi yine başımda, çek böyle bir öğle uykusu bakalım.

O şekilde akşama kadar dayandım. Saat 17 gibi annem geldi ve öğretmenim olanı söyleyince ben böyle şeyi pek sevmem başladım ağlamaya, bayılmışım da galiba ama onu hatırlamıyorum, sanırım annemin aklında öyle kalmış.

Sonra eve gittik oradan da babamın iş yerine oradan da bir hastaneye. Hastane biraz uzakça idi, o sayede otobüsle giderken Sofya’nın daha önce görmediğim yerlerini görmüştüm. Hastaneye varınca oradan da farklı bir hastaneye mi gitmiştik hatırlamıyorum tam onu.

Röntgen çekilecektim ama ilk girdiğim odadaki makine arızalanmıştı. Oradamıydı bilmiyorum ama bana sanırım ona daha erken haber vermediğimiz içinmiydi başka birşey içinmiydi bana söylenen annemi hemşire bir güzel azarlamıştı. 🙂

İkinci odada çekildim röntgeni, annemi burada da azarlamış olabilir kadın. 🙂 Sonuçta köprücük kemiğim iki parçaya ayrılmıştı. Orada kolumu sardılar falan, iyice sıktılar. Alçıya falan almamışlardı.

Ondan sonra iki günde bir hastaneye kontrole gitmem gerekiyordu ama birkaç seferden sonra bıraktım onu. 🙂 Yemekleri artık sadece sağ elimle yiyordum. 🙂 Vallahi sol kolu fazla kullanmıyormuşuz gibi geliyor ama biz ekmek tüketen bir toplumuz ki sol kolun onu bile tutup ağıza götürmesi bir faydadır. 🙂 Bir de bir öğretmenimiz eve ziyarete gelmiş ve de renkli renkli ispirtolu kalemlerden getirmişti ( En az on yıl tuttum o kalemleri. 🙂 ). Kreşe falan gitmedim bir süre, ne iyi idi, sabahın köründe kalkıp annemin kolunda gitmiyordum artık kreşe. 🙂

Bir ara köyde iken kolumu yanlışlıkla oynatmış, sırf onun için 300 KM gidip Sofya’ya hastaneye gitmiştik.

15 gün ya da bir ay falan geçtikten sonra sargıyı çıkardılar. Doktorlar da kolumun güçlenmesi için parmaklarımı yürüterek düz bir yüzeyde yukarı aşağı kolumu oynatmamı söylediler. Ben de buzdolabının başında bütün gün onu yaptım, yukarı aşağı elimi yürüttüm. Tabi hala sol kolum o dönemdeki hareketsizlik nedeniyle zayıftır. Bir de sol kolumu fazla zorlamamı yoksa yine kırılabileceğini, bu durumda hiç birleşmeyebileceğini söylemişlerdi. Tabi o zamandan sonra başka kırık olmadı bir yerimde. 🙂

Not: Bu olay sebebiyle İngilizce derslerinden nefret etmişimdir ama yine gidip İngilizce Öğretmenliği bölümüne gelmişimdir. 😀