Bürokrasi – Bureaucracy (bureaucrachy)

____________________________________________________________________

Bürokrasi bir toplumda tabandan yukarıya çıktıkça daralan bir yapı içinde örgütlenmiş olan, kişisel olmayan genel kurallar ve işleyiş ilkelerine göre çalışan sistem ve kurallar grubudur. Amacı resmi olarak idari işlevlerle olsa da uygulamada yorumlamalar nedeniyle bazen resmi olmayan etkilere açık olabilmektedir.

Olayın Vikipedi tanımı yukarıdaki şekildedir. Benim tanımım ise; devlet dairelerinde veya bu tür dairelerle iletişimi içeren çeşitli işlerde kağıt, zaman, elektrik, su, iş gücü, para, ayak ve sağlık israfıdır Sebebini biliyorsunuzdur: Bir devlet dairesine gider bir işinizi görmek için önce ne nasıl olucak diye danışırsınız. Şansınız varsa ikametgah kağıdı, sabıka kaydı ve altı adet fotoğraf istenmeyebilir. Size başlangıç işlemleri için birkaç şey söylenir, fazlası için görevlinin vakti yoktur.

Size verilen formu doldurarak işlemlere başlarsınız. Orada zaten arşivlerinde halihazırda kayırtlı olan isminizi, soy isminizi varsa kızlık soyadınızı, doğum tarihinizi yazarsınız. Halbuki bunların çoğuna T.C. Kimlik No’su ile ulaşabileceklerdir. Neyse formu doldurursunuz ve aldığınız yere vs. götürürsünüz. Orada bir damga vururlar, sizi karşı masadaki beyefendiye gönderirler. O da belgelerinizi zımbalar ve evrak kayıda gönderir.

Uzunca bir kuyruktan sonra sıra size gelir ve orada da birkaç dakika işlemlerinizin sürmesini bekler ve kayıt işlemi sonrası tekrar bir önceki yere dönersiniz. Beyefendi tekrar size ve elinizdeki belgelere bir göz atar ve bir kartona birşey yazarak arşive inmenizi ve oradan karton parçasında yazılı belgeleri almanızı söyler.

Karanlık merdivenlerden geçtikten sonra bir tarafta zızzzzzzz diye ses çıkaran ve ara sıra rölelerin açılıp kapanmasıyla çıkan tak tuk tık seslerinin kaynağı olan koskoca duvarı kaplayan elektrik panolarının yanından geçer ve arşive ulaşırsınız. Görevliye karton parçasını verirsiniz ve beş dakika sonra istenilen belgeler elinizdedir.

Tekrar geri dönersiniz ve görevli bey tekrar belgelere göz atmaya başlar. Bu sırada etrafınızı gözler, şirin yüzlü görevli hanımları gördüğünüzde bunların nasıl böyle şeytanca işlere alet olduğunu düşünmeye başlarsınız.

Belgeleri gözden geçiren görevli sizi önce üçüncü kattaki 17 sonra da alt kattaki 10 nolu odaya gönderir. Üçüncü kattaki 17 nolu oda bulunduğunuz devlet dairesinin il müdürlüğü yardımcısının odası çıkar. Diğer birimlerde harıl harıl çalışan klimaların yerine burada gördüğünüz vantilatör dikkatinizi çeker. Görevli bey kağıtları okumadan imzaları çakar, araya malını mülkünü size bıraktığını yazan bir belgeyi eklemeniz durumunda bunu farkedip farketmeyeceğini düşünürsünüz.

Alt kata 10 nolu odaya inersiniz. Burası da daha önceden geldiğiniz evrak kayıttır. Burada Gelen Evrak ve Giden Evrak olmak üzere iki pencere vardır. Daha önceden gitmiş olduğunuz ve uzun kuyruk Gelen Evrak penceresinin önünde olduğu için siz de o kuyruğa girersiniz. Uzun bir süre sonra kuyruk biter ve görevliyle göz göze gelirsiniz. Görevli de elinizdeki kağıtları görür ve “Diğer pencereye.” der. Bu bir şaşkınlık anıdır, zira o uzun kuyrukta onca zaman boşuna beklemişsinizdir, arkanızdan gelen vatandaş ta böyle şey olur mu ya on numara dedi geldik deseya hangi kısım olduğunu diye söylenir.

Kayıt işlemi sonrası tekrar ilk başladığınız yere dönersiniz. Belgelere bakılır göz atılır ve şuraya gidin denerek bilgisayar başındaki görevlinin yanına gönderilirsiniz. O da belgelere bakar ve birşeyler yazdırmaya başlayacaktır ki yazıcının kağıdı hangi türmüş vs. çevresindekilerle bir muhabbete girer. Karar verildikten sonra yazdırma işlemi başlar. Şansınız varsa ilk seferde bu basit adım tamamdır. Şansınız yoksa ise orada bir sürü çöp kağıt çıkmıştır, hele ki birkaç hatalı deneme daha yapıldı ise iş tamamdır, en sonunda elinizde işe yarar üç veya beş sayfa kağıt ve işe yaramayan parmak kalınlığında bir top kağıt bulursunuz. Ama en sonunda işleminiz bitmiştir. Bu işlem esnasında hiçbir şey anlamamışsınızdır, sadece yürümüş ve ayakta sıra bekleyerek bir saatinizi geçirmişsinizdir.

Bu işkence bu kadar kısa biterse şanslı gününüzdesiniz demektir, hemen gidip bir loto, toto veya milli piyango oynayın. Bunca işlem sonunda görürsünüz ki bu düzgün bile uygulanamayan düzen tamamıyla israftır. Kaybettiğiniz zamanı bırakın biraz yaşlı iseniz bulunduğunuz binanın yakınında bir hastane olmasını dileyebilirsiniz. Onca kuyrukta bekle onca kat in, çık.

Niye bu görevlileri uzun bir masa  boyunca dizmezler, vatandaş sıranın başından başlasın sonuna kadar yürüsün, işini bitirsin. 😀 Bu da tabi her farklı iş için ayrı bir grup kurmayı gerektirdiği için mantıksız bir yöntem olurdu ama işsizlik problemi kesinlikle çözülürdü. 😀

O devlet dairelerindeki kadro bilgi işlem teknolojileri kullanımı ile bir ölçüde azaltılabilir, böylece bu görevlerdekiler başka görevlere kaydırılabilirler. Vatandaş işleri daha kısa süreceği ve bütün binayı katkat dolaşması gerekmediği için daha az yorulur. Ayrıca klimaların yaktığı elektrik enerjisi de daha azalır.

Bu bürokrasi sistemi bu kadar kötü bir sistemdir ki bunun İngilizce karşılığı olan bureaucracy sözcüğünü bureaucrachy olarak kullanma eğilimi içindeyim (crash= düşmek, çarpmak vs. ). Her işiniz uzun sürer, yorulursunuz, israf olur israf edersiniz, sonuçta anlamadığınız bir sürü işlem sonrasıişiniz olmuştur ama üzerinizdeki şoku atlatana kadar sevinmek aklınıza gelmez.