“Çalışıyorum Ama Yapamıyorum.” ‘a Birkaç Püf Nokta

____________________________________________________________________

Uzun zamandır bloğa girmemiştim. Eski Bilim ve Teknik dergisi arşivimi incelerken “Çalışıyorum ama yapamıyorum.” cümlesi ile başlayan bir yazı gördüm ve bu yazıdan blogda biraz bahsedebilirim diye düşündüm. Öncelikle yazı Bilim ve Teknik dergisinin 2006 yılı Haziran ayı 463. sayısı 98. sayfa Bilgi ve Bellek başlıklı yazısıdır. Yazıda başlıktaki cümle ile ilgili birkaç püf nokta veriliyor. Bu püf noktalar şunlarmış:
1.) Özgül kodlama: Bilginin öğrenildiği ve geri çağrıldığı bağlamın aynı olması. Örneğin, açık havada, çimlerde çalışılan bir konu bu özgül kodlama nedeniyle sınıfta daha zor hatırlanabiliyormuş. Tabii bu bağlam tek mekan olarak değil bilginin diğer bilgilerle ilişkisi olarak da düşünülmeli. Yani hep aynı şekilde öğrenilmiş bir bilgi sınavda değişik bir yorumla sorulduğunda yanıt vermenin zorlaşması gibi. Buna çözüm olarak uzmanların önerileri; çalışırken notlarımızı sürekli tekrar düzenlemek, başlıkların birbirleriyle olan ilişkilerini incelemek ve yeni bağlantılar aramak. Bu arada ilk örneği düşünürsek sınavlarımıza sınava gireceğimiz yerde çalışmak bana ilginç bir fikir gibi geldi. Üniversitede hiç ders görmediğim bir anfiye ders çalışmak için gitmek biraz garip olur. Ancak ilköğretim ve liselerdeki öğrenciler için iyi olabilir. Zaten dersi derste dinleyerek bu çalışma yapılmış oluyor.
2.) Dizisel Konum: Araştırmlara göre, çalışmanın ortasında öğrenilen bilgiler unutulmaya en yatkın olanları. Buna karşı da okulda ders ortalarında öğrencilerin daha dikatli olmaları ve ders çalışırken konuları sürekli farklı sırayla okumları öneriliyor.
3.) Özümleyerek Tekrar Etme: Ders çalışırken kendimizi konuların arasında kaybolmuş bir halde bulduğumuzda görsel düzenlemeler yapmak ve şemalarla bilginin bütününü kavramanın bellek adına daha yararlı olacağı söyleniyor. Bunu tam anlayamadım fakat iyiki bu yıl çok ağır bir programımız olmadı. Muhtemelen ileriki yıllarda işime yarayacak bir yöntemdir.
4.) Üst Bellek (Metabellek): Bu konuda yapılan araştırmalara göre insanlar neyi bilip bilmediklerine dair güçlü iç görülere sahip oluyorlarmış. Bu iç görülerden sınavlarda hangi soruyu daha çabuk çözebileceğimiz, hangisine daha fazla zaman ayırmamız gerektiği gibi konularda yararlanabiliyoruz. Tabii burada soruyu çözemeyeceğimizi bilip üzerinde uğraşma gibi bir inatçı tavır da takınmamamız gerekiyor. Yoksa ÖSS’de Türkçe’den sonucu yanlış olacak bir soruyla uğraşıp vakit kaybederken Fen sorularından birçoğunu da vakit yetersizliği yüzünden kaybedebilirsiniz benden söylemesi.