Emek ister

____________________________________________________________________

Bugün bir süre önce hazırladığım bir projenin değiştirilerek benzer ama bölgesel olarak farklı bir amaçla kullanım için hazırlanmış bir sürümü önüme geldi. Üstelik proje de kapalı kaynak birşey. Yani kodlarını kullanıma açmadım. Böyle olunca da onu kullanmak bir suç teşkil ediyor, çünkü sonuçta bu bir hırsızlık. Tabi çalınmış ama çalan kişi projeyi kullanamamış. 🙂

Kullanamamış çünkü konu ile ilgili yeterli bilgisi yok, çok basit bir sebep aslında. Bana aynı veya benzer bir konudan birçok e-posta, istek ve soru geldi. Hiçbirini yanıtlamadan bırakmadım, her soruya cevap verdim, her isteği bir düşündüm ve gereği neyse yerine de getirdim, olmayanı da neden olmadığını anlattım. Bu projeyi kendi niyeti için kullanmaya kalkan da benimkine bir benzerini yaptığını ama çalışmadığını söyledi. Ben de gönder bir göreyim dedim. O da bugün durumu izah etti, benim projemi kullanarak farklı birşey yaptığını itiraf etti, yani herşey benim o sadece tercümesi yapılacak bazı kısımları çevirmiş ve birkaçyüz dosyayı değiştirmiş. Dedim eyvallah. Sonra onun hazırladığı sürümü yine onun kullandığı teknik ile inceledim. Gerçekten de benim projemin üstüne oturmuştu. Daha önce böylesini görmemiştim, parça şeklinde yardım isteyenler olmuştu ama bütün isteyen daha olmamıştı.

Hazırladığı şeyi biraz inceledim. Zaten o şekilde onu kullanabilseydi başka problemler çıkaracakmış. Üstelik bilmediği şey de çok basit birşeymiş. O kadar basit birşey ki koskoca bir bütünü izinsiz almış, değiştirmiş, kullanmaya kalkmış ama yeterince emek harcamadığının bir başka kanıtı olan bu çok ufak şey bu bütünün çalışmasını imkansız hale getirmiş.

Bunun üzerine de ben de kendimce bir çıkarım yaptım. Bir yazılımı çalıştıran yazıldığı kodlar değil, yazılırken harcanan emek, yorulan gözler, aşınan klavye ve fare ve de harcanan zamandır.

Şu an o arkadaşın yaptığı şey elimde, biraz düzeltip bazı yerleri değiştireceğim ve yayınlayacağım. Bir şekilde de anlaşacağız kendisiyle. Bunu kendi yapıp bana söylememiş olsaydı zaten bunu ya sadece kendisi ve çevresindeki birkaç kişi kullanacaktı ya da çok az yayılacak olsun benim de elime geçecekti. Aslında böyle olsaydı, yani yazılımı çalıştırsaydı, benden izinsiz yayınlasaydı vs. de fena olmazdı. Malum bütün dünyada kriz var, yurt dışından olduğunu düşünürsek tazminatı dolar veya Euro ile yapacağından iyi bir mahkemeye verip dava açmam durumunda gayet iyi bir kazanç sağlayabilirdim.

Ne de olsa ne kadar değiştirse de değiştireceği sadece projedeki yazılar. Bunun dışındaki kısımda ciddi bir değişiklik yapmadığı sürece kendi projemi tanımamam imkansız. Hatta projede öyle yerler var ki, onları daha farklı yapabilecekken bilerek öyle yapmıştım. Tüm onlardan projenin bana ait olduğunu anlayabilirim.

Şimdilik bu kişiyi davaya verme hakkımı saklı tutuyorum. 🙂 Zaten kendi ihtiyacı için yaptığını söylüyor. Gerekli veriyi bana gönderseydi zaten bunu ona ücretsiz yapacaktım. Şimdi ücret talep etme gibi doğal bir hakkım da (şantaj 🙂 ) doğmuş oldu. Neyse kötü niyetli birşey yapmaya niyetli değilim şimdilik. Ancak izin vermediğim halde kullanılmaya ısrar edilirse, tutmayın beni, ilk kez AB vatandaşı olmam işime bile yarayabilir. 🙂

Neyse konuyu biraz değiştireyim de (burası aslında ayrı bir başlık altında yaynlanmalı), kendi emeğimin bu şekilde bir başkasınca sömürülmesini görmek bana biraz tuhaf geldi. Hani beklemediğim birşeydi. İnsana bir sürelik pişmanlık, üzüntü, hayal kırıklığı yaşatıyor ve aklına canice şeyler getiriyor neyse. 🙂 Bununla diğer program geliştiricilerin durumlarını daha iyi anlıyorum. Yüzlerce kişi uğraşıp didinip ortaya bir ürün çıkarsın, bunu o ürünü hiç kullanmayacağı halde sanat olarak yapan bir korsan bu ürünün geliştiricisinden izinsiz ve emeğine saygısız çalışmasını sağlayacak bir çözüm bulsun. Şimdi durumu daha iyi anlıyorum. Olay sadece para değil, orada kırılan bir yazılım değil bir hayal bir beklenti, emek ve umut vs. vs. vs. saymakla bitmez. Bu sebeple de diyorum ki artık korsan yazılım vs. kullanmak yok. Şu an bilgisayara baktım iki tane kaçak diyebileceğim yazılım var. Bunlar da veri kurtarma yazılımları. Yakın bir zamanda nikahıma geçirmeyi düşünüyorum bunları. Gerçi o fiyata Linux kurabileceğim bir sabit disk alsam bu programlardan birine ihtiyaç kalmayacak, çünkü bir daha sabit diski biçimlendirmek zorunda kalmayacağım. Diğerinin de ücretsiz muadilleri var ama yeterince iyi değil, neyse bunları veya bunlardan birine nikahıma geçirmeyi düşünüyorum.

Bu projemin piyasada birçok alternatifi var. Hatta artık telefonum Windows Mobile platformunda olduğu için desteği tümden bırakabilirim. Bunu ilk geliştirmeye başladığımdaki amaç ücretsiz olarak kullanabileceğim benim işime yarayacak bir şey olmasıydı, yani kimseyle paylaşmayabilirdim. Bunun veri tabanını hazırlarken daha iyisini buldum ama yine kendi işime devam ettim. Hatta okul iyice yaklaşınca ve zorunlu olarak bir kez Polonya’ya kadar gidip yirmi günümü harcamam gerekince, veri tabanının bir kısmını daha iyi olduğunu söylediğim çalışmadan çalmıştım. O zamanlar İnternet bağlantım yoktu evde, bu sebeple neredeyse diğer herşeyini kendim yapmıştım. Sonra okullar başlayınca İnternet’te işime yarayacak iyi bir kaynak buldum ve bununla veri tabanımı değiştirdim. Bu kaynak da nereden geldiği belli olmayan birşey, belki o da biryerlerden çalıntı ama işe yarıyor ve bu zamana kadar hiç şikayet gelmedi. Daha sonra da projemi istediğim şekilde ve gelen yorumlarca geliştirdim vs. Şu an bazı konularda ücretli alternatiflerinden bile daha iyi olduğunu söyleyebilirim. İlk başladığımda ücretsizler çok kötü durumdaydı ve ücretliler de çok farklı değildi. Ben de ücretsiz olduğu halde daha iyisinin olabileceğini kanıtlamak ve bu şekilde de kullanılmasını sağlamak istemiştim. Yani ben kazanmayayım ama düşmanlarım da kazanmasın misali. Zaten bu tür programlar da bu arkadaşın yaptığı şeye kurban gidip ücretsizmiş gibi kullanılıyor. Ben ise bunu da düşünerek zaten ücretsiz yapmıştım bunu. kimse kırıp günaha girmek zorunda kalmasın demiştim. Bu arkadaş ise bunu bile kendi çalıp bir kısmını değiştirip kendi emeğiymiş gibi gösterecekti. Halbuki onun çalışmam üstünde yaptıklarının benzerini yapmam bir dakikamı bile almaz (eklediği farklı birşey vardı, ondan bahsetmiyorum o umrumda değil).

Bir de düşünüyorum, bu arkadaş bu projeyi böyle yayınlasaydı ona teşekkür edenlerin teşekkürlerini nasıl kabul edecekti. Eminim çok zevkli gelecekti. Sanırım sevaplar ona günah gibi girecekti 🙂

Buraya kadar yazdıklarımdan o hırsızlık işini yapan kişiyi suçladığımı mı sandınız? Yoo, hırsızlık yapan herkesi suçluyorum. Kendimi de tabii ki. O İnternet’ten indirdiğin film varya, onun kaç kişi tarafından hazırlandığını biliyor musun sen? Onların hepsinin beddualarını nasıl kaldırabileceksin? O indirdiğin kaçak müzikler, o sanatçıların hepsinin sana küfür ettiğini düşünsene, hepsinin sesi seni sağır etmez mi? Satın aldığın korsan kitaplar, o yapıldıkları ağaçlar sana ürettikleri oksijeni haram etmez mi? O oynadığın oyunlar, hani her biri el emeği göz nuru sanat eserleri, kaça çektirmiştin onları DVD’ciye, 5 ytl mi? O oyunların her bir bitinin sana cehennemde bir ateş kıvılcımı olarak döndüğünü düşünsene. Bu kadar günahın varken birazdan yatsı namazını da kılacak mısın? Sonra tövbe tövbe deyip kaçak porno film indirmeye devam etmezsin umarım. Ya da o bilmem kim sanatçının çıkardığı son albümün çalıntı şarkılarını dinlemeye, şu aktörün oynadığı bilmem ne filmini izlemeye. Eğer böyle düşünüyorsan o kıldığın namazlar, tuttuğun oruçlar seni kurtarmaz söyleyeyim. Çünkü tek bir kişinin değil ki binlerce kişinin emeğini çalmışsın, en az o kadar fazla rekat namaz kılman, o kadar fazla ay namaz kılman gerek belki. Yoksa gideceğin yer benimle aynı yer, CEHENNEM.

Bu zamandan sonra ücretsiz müzik olayının yapıldığı yerlere dalacağım, buradaki en kalite eserleri bulup onları dinleyeceğim, diğer ATB vs. kopamadıklarımı da bir liste yapacağım ve sonra bunları mutlaka satın alacağım. Şimdi almaya kalksam ailem bunlara harcayacak para vermez. İleride param olursa bunları mutlaka alacağım, çünkü hakkı gerçekten iyi verilmiş parçalar. Bir kısmının da miadı doldu zaten, onları artık dinlemeye para istemiyorlar. 🙂 Ücretsiz dinleyebiliyorsunuz.

(Yazıyı telefonda kısa birşey olarak yazmaya başlamıştım, kısa birşey yazıp gönderecektim kim sorarsa. Amacım sırf o baştaki kalın harflerle yazdığım cümleyi vurgulamaktı. Sonra bilgisayara geçince devam ettim ve bin yüz kelimeyi aşmış birşey olmuş yazdıklarım. Amacımdan da şaşmaya başlamış ama olsun içimi iyi döktüm. İçerik sıkıntısı çeken blogcular bu parantez içindeki kısım dışında bu yazıyı da çalabilirler, bu yazıya izin veriyorum. Link vermek bu yazı için şart değil ama günahlarını azaltmak amacıyla verebilirsin, zararı yok. 🙂 Bunu çaldığınız için hiç bir beddua okumayacağım, niye çaldın demeyeceğim, sadece “Yuh be, bunu bile mi” deyip güleceğim. Önceden çaldıklarınızı buna tutacağım. 🙂 )