Evdeyim

____________________________________________________________________

Hafta sonunu İOLP’nin ilk sınavları olması nedeniyle Edirne’de geçirmiştim. En yakın sınav merkezi oradaydı. Sınavlarım bitti ve memlekete geri döndüm.

İlk sınavım Cumartesi sabahı saat dokuzda idi. Ben Cuma günü sabah 7:30 otobüsüne binip Edirne’ye gittim, 9:30 gibi oradaydım. Orada kuzenin evinde kaldım.

Cumartesi de Pazar günü de olan sınavlarım saat dokuzda benim için erken sayılabilecek bir vakitte idi. Bu sebeple erken yatmaya çalıştım ama ne yaptımsa da saat 2:45’i görmeden uyuyamadım. Aslında yatağa yattım ama bu bir marifet değil, uyumak bambaşka bir mesele. Bende böyle bir problem vardır, her zaman yattığım gibi uyuyamam. Zaten bu sebeple geceleri geç yatarım, nasılsa erken yatsamda uyuyana kadar bir süre yatakta dönecek, düşünecek, taşınacak, kararlar verecek ve vakti gelip uyuduğumda bunların hepsini unutacağım. 😀 Bir de saat 2:45’te komşu dairelerdekiler şarkı söylüyordu, bir Allah diye bağırmaları vardı aferim çekecektim ama muhtemelen de yanlarında bira vs. türü meşrubat da vardı.

Sınavlara girdim ve çıktım, boş şık bırakmadım 😀 ama ne yaptım sonuç ne olacak bilmiyorum. Düzenli ve yeterli çalışmamamdan dolayı referans problemlerim vardır. Örneğin bir konunun içeriğini bilirim ama o konunun adını bilmem, pek yakın olmayan çoğu akrabamın ismini pek hatırlamam. Böyle olunca soruda acaba hangisiydi diye takılırım, bu tür şeylerden nefret ederim. Bir de bir taneyi yaptıktan sonra acaba öteki değilmiydi der, tekrar düşünür taşınır, düzeltir ve o soruya verdiğim doğru cevabı silip yanlış şıkkı işaretlerim. 🙂

Bu tür ufak problemler dışında genelde sınav iyiydi, yani sınavda her zamanki gibi rahattım, endişe, telaş hiçbirşeyim yoktu. Yine de her iki günde de sınavın sonuna kadar oturup, yanlışlarımı düzeltme gerekçesi ile doğrularımı yanlış yapmaya ısrar ettim (İnşallah böyle olmamıştır). 😀 Ayrıca sınavda en önde oturmak da bir dert, acaba sınav görevlisi kağıdımda yanlış soruyu işaretlediğimi görünce kahkaha ile gülmeye başlamazmı gibi tuhaf ve saçma bir merak ve endişe kaplıyor içimi. Tabi içgüdüsel olarak işaretlenen şıkkı silgi ile saklama vs. saçma teknikler giriyor devreye, yanımdaki iki silgi de bşa değil yani.

Sınavlardan başka biraz Edirne’de de dolaştım. Akşam üzeri AKP’ye karşı ufak bir eylem vardı, problemsiz olaysız birşeydi. Tam ben aşağıdaki fotoğrafı çektim eylem bitti. O kadar oknuyla ilgiliydim yani, yanından geçtim gittim dönüşte fotoğrafı çektim, zaten düzgün olmadı bir tane daha çekecektim ama etraf dağıldı.

Eylem

Eylem

Dönüşü tren ile yapmayı düşünüyordum ama Pehlivanköy ve Edirne arasındaki hatta bakım olduğu için 16:00 treni iptalmiş, o sebeple yine otobüse mecbur kaldım. Ayrıca geçen yılki sınıf arkadaşlarımdan ikisini gördüm, ona da sevindirik oldum, iyi geldi.

Pazar günü de 1:40 otobüsüne binip memlekete doğru yola koyuldum. Edirne’de hava soğuk vs. diyordum memlekete gelince buranın daha da soğuk olduğunu fark ettim.

Üstelik bir de odamda soba olmadığı için ayrı bir dert. Bilgisayarı oturma odasına alsam iklim olarak iyi olacak ama bana ait bir alan olmadığından rahat edemeyeceğim. Böyle de parmaklarımda hafif bir yanma hissi oluyor, tabi pckopatlık işte bırakamıyorum. Bir de ADSL kotamın dolmasına 1.5 GB var ve önümde yeni yıla birkaç gün var. Bu kotayı TTnet’e hediye etmeyi düşünmüyorum, bu sebeple de müzik vs. indirmelerine giriştim. Elektronik, Acid Jazz, Techno vs. albümler arıyorum, tabi ücretsiz olması da gerekli.

Şimdilik bir süreliğine sınav derdi başımdan kalktığı için rahatım, hatta kendimi kitap okuyabilir gibi bile hissediyorum. Telefona attığım bazı e-kitaplar, bilgisayar, programlama dersleri vs. vardı, önce onları bir halledeyim, sonra da kâğıt kitaplara geçiş yaparım. Tabi sözlük projem de devam ediyor, yayınlama isteğinin gelmesini bekliyorum. Şimdilik benden bu kadar…