Make ve Do Kullanımları

____________________________________________________________________

Bu da uzun zamandır veritabanımda duruyordu ama sıralamadaki bir karışıklış yüzünden yayınlamamıştım. Sunucuyu değiştirirken bunu da halledeyim dedim.
İngilizce’deki yaygın make ve do kullanımları. Buyrun sömürün;

MAKE
make a bargain:pazarlık etmek, indirim yapmak
make a bed:yatak yapmak(toplamak)
make a change:değiştirmek
make a choice:seçmek
make a claim:bir iddiada bulunmak
make a comment:yorum yapmak
make a complaint:şikayet etmek
make a confession:itiraf etmek
make a contribution:katkıda bulunmak
make a copy:kopyalamak
make a criticism:eleştiri yapmak
make a decision:karar vermek
make a declaration:demeç vermek
make a deduction:demeç vermek
make a demand:istekte bulunmak
make a description:tanımlamak
make a difference:farketmek, farklı olmak
make a discovery:keşif yapmak
make a disturbance:rahatsız etmek
make a fire:ateş yakmak
make a fortune:servet yapmak
make a fuss:telaşa kapılmak
make a guess:tahmin yapmak
make a habit of sth:alışkanlık haline getirmek
make a joke:şaka yapmak
make a journey:seyahat etmek
make a law:yasa yapmak
make a loss:zarar etmek
make a mess:karmakarışık etmek
make a mistake:yanlışlık yapmak
make a name:isim yapmak, tanınmak
make a noise:gürültü etmek
make a nuisance of oneself:birinin başını belaya sokmak
make a peace with:barışmak
make a phone call:telefon etmek
make a plan:plan yapmak
make a profit:kar etmek
make a progress:ilerlemek
make a promise:söz vermek
make a proposal:bir teklifte bulunmak
make a record:rekor kırmak
make a remark:bir noktayı belirtmek
make a room:yer açmak
make a score:sayı yapmak, gol atmak
make a sketch:ana hatlarıyla çizmek
make a speech:bir konuşma yapmak
make a suggestion:öneride bulunmak
make a will:ricada bulunmak
make a accusation:suçlamada bulunmak
make an agreement:anlaşma yapmak
make an apology:özür dilemek
make an application:başvuru yapmak
make an appointment:yer ve zaman kararlaştırmak
make an arrangement:düzenleme yapmak
make an attempt:teşebbüs etmek
make an effort:gayret etmek
make an excuse:mazeret bildirmek
make an impression:izlenim bırakmak
make an inquiry:soruşturma yapmak
make an objection:itiraz etmek
make an offer:bir teklifte bulunmak
make an outline:özetini çıkarmak
make angry:kızdırmak
make deaf:duymamak
make expensive:pahalandırmak
make fat:şişmanlatmak
make friends:dost olmak
make fun of sbd:biriyle eğlenmek, alay etmek
make haste:acele etmek
make hungry:acıktırmak
make impatient:sabırsızlaştırmak
make love:sevişmek
make married:evlendirmek
make money:para kazanmak
make music:müzik yapmak
make progress:ilerleme kaydetmek
make red:kızartmak
make sense of:anlamı olmak
make speed:sürat yapmak
make thin:zayıflatmak
make wet:ıslatmak
DO
do harm to:zarar vermek
do homework:ev ödevi yapmak
do housework:ev işi yapmak
do justice:hakkını vermek
do kindness:iyilik etmek, nezaket etmek
do one’s best:birinin elinden geleni yapması
do one’s duty:bir kimsenin görevini yapması
do one’s hair:birinin saçını yapmak
do one’s worst:birinin elinden gelen kötülüğü yapması
do repairs:onarmak
do research:araştırma yapmak
do right:doğru hareket etmek
do sbd a favour:bir lütufta bulunmak
do someone a good turn:birine şans vermek
do sth to sbd:bir kimseye bir şey yapmak
do the beds:yatakları yapmak
do the cooking:yemek pişirmek
do the dishes:bulaşıkları yıkamak
do the flowers:çiçeklere bakmak
do the gardening:bahçe düzenlemek
do the ironing:ütü yapmak
do the kitchen:mutfağı düzene sokmak
do the shopping:alışveriş yapmak
do the washing up:bulaşık yıkamak
do without sth:bir şeyin yokluğuna katlanmak
do wonders:harikalar yaratmak
do work:iş yapmak
do wrong:yanlış hareket etmek
do a deal:alışveriş yapmak, iş yapmak
da a favour:bir iyilik yapmak
do a good job:iyi bir iş yapmak
do a lesson:ders yapmak
do a service:hizmette bulunmak
do an examination:sınav yapmak
do an exercise:bir egzersiz yapmak
do an experiment:deney yapmak
do art:sanat işi yapmak
do business with sbd:bir kimseyle iş yapmak
do damage to:hasar vermek
do good to sbd:bir kimseye iyilik etmek