NükTe – Nükleer Teknoloji Bilgi Platformu

____________________________________________________________________

Bugün Saraydaki Mücevher dizimin bitişinden sonra zap yaparken ne zamandı bilmiyorum ama ilginç bir TV programı ile karşılaştım. Program TRT kanallarından birinde idi ama hangisi olduğunu da hatırlamıyorum, dikkat etmedim hiç. Neyse programda nükleer enerji ile ilgili önemli bir konuk vardı ve ilginç şeyler anlatıp, Nük(leer)Te(knoloji).Org‘dan bahsetti.

Normalde nükleer enerji taraftarı değilimdir. Farklı alternarif ve daha temiz kaynaklar varken kullanılmasına pek taraftar değilim. Tabi nükleer denince akla sadece enerji gelmiyor, enerji dışında da kullanım alanları var ki bunların tümünü nükleer teknoloji deyimi içine alıyor. Programda da işte bu konuda önemli şeyler konuşuldu.

Türkiye’nin nükleer teknoloji hususunda geri kalması hususunda dış devletlerin istekliliğinden bahsedildi. Yani dış devletler her alanda olduğu gibi nükleer teknolojide de ilerlememizi istemiyorlar (doğal olarak). Mesela yıllar önce Türkiye’de nükleer yakıt üretilip santrallerde kullanılabilecek çubuklar haline getirilmiş. Ancak bu çubuklar denenememiş, yani başarılı mı başarısız mı bilmiyoruz. Çünkü elimizde bunu deneyecek nükleer santral yok, çünkü bu denemeyi yapmak isteyen yabancı ülke yok. Yani yalnızız bu konuda

Bir de santrallerin güvenliği ile ilgili de daha önce dikkatimi pek çekmemiş önemli birşey farkettim. Reaktörün etrafına 1.5 metre kalınlığında beton bir kaplama yapılırsa herhangi bir problemde sızıntı veya patlama olsa bile, bu beton engelin içinde kalacak ve dışına sızmayacak. Böylece de sadece beton kaplamanın içindeki alanda çalışanlar zarar görecek. Dünya’daki santrallerin %90 civarı çoğunluğunda bu beton çeper varmış ve az sayıda santralde yokmuş. Bir de bilin bakalım hangilerinde yokmuş? Mesela Çernobil‘de. Yani Çernobil kazasının bu kadar etkili olmasındaki sebep patlamadan çok santrali yapan/yaptıran zihniyetin 300 milyon $ gibi bir masraftan kaçıp beton çeperi inşa ettirmemesi. Tabi patlamadan sonra bir çeper tekrar inşa edildi ama iş işten geçince.

Beton çepere sahip santrallerde ise kazalar olsa bile sadece beton çeperin içini etkileyip zararlı maddeler atmosfere karışamadığından ciddi bir etkilerinin olması ihtimali düşük. Mesela New York’ta şehre yakın bir yerde bulunan bir nükleer santralde 1979 yılında yaşanan bir olaydan bahsedildi. Reaktörün bazı kısımlarında erimeler falan olmuş. Tabi beton çeper içinde olduğundan etrafında onca kalabalık bir nüfusun yaşadığı bir şehir olsa da bir zararı olmamış. Yani bu beton çeper önemli bir mesele, beton kaplama varsa santralin oldukça güvenli olduğundan bahsedildi. Rusya, Ermenistan, Bulgaristan, Ukrayna gibi ülkelerdeki santrallerde ise yokmuş bu beton kaplama muhabbeti. O sebeple Greenpeace ile ilgili gidin Ermenistan sınırında eylem yapın diyordu konuk uzman.

Tabi tek problemin bu beton kaplama ile çözülmeyeceği de gerçek, nükleer yakıtın hammaddesinin çıkarılması, üretilmesi, taşınması ve atılması konusu da önemli bir konu ki, beton kaplama olayı tamam olsa da bu konularda Türkiye’de bir aksaklıklar olacağına nedense bir inancım var. 🙂

Bir de şu CERN muhabbeti gibi bir proton hızlandırıcının Türkiye’de yapılacağından bahsedildi. Tabi bunun için de daha önceden bir ihale olmuş, şimdi tekrar olacakmıymış neymiş. Yani bu güne kadar bu iş de bir şekilde baltalanmış. Halbuki Japonya’da bu tür hızlandırıcılardan binden fazla varmış, tabi diğer gelişmiş ülkelerde de. Bu tür hızlandırıcıların CERN dışında da kullanımları varmış çünkü.

Neyse, tüm bu konular ile ilgili detaylı bilgiyi NukTe.org‘da bulabilirsiniz. NükTe nükleer teknolojiyi tanıtma amaçlı detaylı bilgiler içeren harika bir çevrimiçi kaynak. Nükleer teknolojinin ne olduğu ve neden o konuda gelişemediğimiz ile ilgili herşeyi bulabilirsiniz orada.