Elektrikli araçlarda enerji ne kadar ucuz olabilir?..

____________________________________________________________________

Twitter iletilerimden toplama olduğundan biraz dağınık halde yazı.

Elektrikli araba almak da bir litre benzin fiyatına 100 KM gitme hayallerinden dolayı ilgimizi aşırı çekmeye başlıyor yavaş yavaş… Son gördüğüm fizik dersi lise birde gördüğüm ders ki, aradan sekiz yıl geçmiş, enerjinin korunduğu, eşit iş için eşit enerji gerektiği vs. Enerji ile ilgili bir kaç şey hatırlıyorum.
Şimdi LPG’li arabaların gaz fiyatı belli, o elektrikli aracın santralden alacağı elektrik için santralin yakacağı gaz belli… E o zaman araca birkaç litre gaz koyarak 100 KM gitmesini beklemek gerekmiyor mu? 😀

O parayı ödemiş oluyoruz sonuçta. 😀 Hemen akla taşıt sektöründe alınan binbir türlü vergi geliyor haklı olarak. Vergiyi bile çıkartsan arada ciddi bir fark var yine. 🙂 Şimdi, devletin benzin fiyatının %75’inden fazlasını vergi olarak alıyorken size elektriği ucuz kullandırtması! Mantıklı mı?
Bence değil. 😀 Şu da var, bu araçlar yaygınlaşmaya kalkarsa değil bu araçların kullandığı enerjinin pahalılaşması… Evlerde kullandığımız elektriğe bile daha bir sürü zamlar gelmesi gerek… Ha elektriği de gavurun doğalgazdan üretiyorduk, bahane ile ona da zam yaparlar. 😀 Eşit iş için eşit enerji durumu da ne oluyor bu arada? Eşit iş için eşit enerji farklı fiyat oluyor. 😀 LPG’li araç ile santralin tabii ki enerji dönüşüm oranları farklı, işin esprisi o da… Bir litre LPG ile gidilecek yol ve üretilecek enerji ile gidilecek yol ve ödenecek paralar farklı… Böyle değerli bir vergi kaynağını devlet kaybetmek istemeyecek.

Aynı zamanda bu kadar ucuz işe petrol şirketleri de sevinmeyecek. Doğal gaz şirketleri sevinebilir. 🙂 Ama elektrik şebekesi işletmecileri ise hiç ama hiç sevinmeyecek. Aynı şekilde elektrik santralleri de. Çünkü elektrikli araçların şarjları, yaygınlaştıkça elektrik şebekeleri için ciddi bir yük demek. Trafikteki araç sayısı, şarj esnasında çektikleri akım; ve bunu gece kullanımın az ucuz tarifede yaptığını düşünsek bile… Şebekeye yine ciddi bir yük bindirebilirler… Böyle bir şey olursa, şebekedeki yükün az olduğu gece tarifesinde şebekedeki yük artar.Bu bir kere yükün artması ile gece tarifesinin fiyatının artması demek olur. E fiyat artarsa arabamızı şarj ettiğimiz elektriğin fiyatı artar. E bu artarsa akümüz daha pahalıya dolmaya başlar. Ha, bu belli bölgelerde şebeke yenilenmesi gereklerini de çıkarabilir ortaya. Şebeke yöneticilerine yeni masraflar demek olur bu da. Yani bir miktar zam daha. 😀

Ha bir de şebeke işletmenin artan güçlüğü ve artan bedeline, bir de azalan akaryakıt vergi gelirleri eklenirse… Devletin buna karşı da bir dizi önlem alması gerekir. Ama nasıl önlemler alır? Bu tür elektrikli araçlardan daha fazla vergi mi alır? Tek seferlik yüksek verginin anlamı yok tabi. Bunlara aylık, yıllık vs. ekstra bir vergi mi çıkarır? Olabilir bence. Elektrikteki vergiyi arttırsa? Olabilir ama, araç dışı kullanımlar için elektriğin pahalılanması demek bu. Anlam kaybediyor. Araçları sadece şarj istasyonlarında şarj etme şartı kuralı getirilemez. Elektrik şarj cihazlarına ayrı bir sayaç takılabilir belki. Bu şekilde hem elektrik şirketi hem de devlet kullanıcıya ayrı bir ücretlendirme yapabilir. Yani hem elektrik şirketleri artan yakıt ve yatırım masraflarını karşılayabilir, hem devlet de istediği vergiyi kullanıcılardan alabilir…

E tabi, elektrikli araçların da biraz masraflanması, 100 KM’yi gidiş fiyatlarının artması demek bu. Ne kadar artacağı belli olmaz ama, şu anki benzin fiyatına yaklaşması kolay kolay olacak şey değil. Ama yine de bu araçlar ile yolculuğun pahalılaşacağı kesin… Bir tarafta artan elektrik tüketimini karşılamaya çalışan santrallerin yakıt ve bakım masrafları. Bu elektriği taşıyan ve dağıtan iletim ve dağıtım şirketlerinin üretim şirketlerine ve yatırımlarına olan masrafları. Benzin satışlarının azalmasını izleyen petrol şirketleri. (Tabi kısa vadede bu kadar bir artışın olacağını sanmam. Yani hızlı olmayacaktır.) Benzin ve dizelde azalan vergi gelirlerini yerine koymak isteyen devlet kasası… Kısa vadede iyi hoş ama, uzun vadede bu elektrikli araçların yoldaki masrafı da artacak kesinlikle. Arıza, yedek parça vs. masrafları nasıl olur bilmem. Aküleri mesela, zamanla zayıflayan akülerin değiştirilmesi vs. gerekli. Kiralık aküler de buna çözüm değil. Diğer parçaları da falan…

Neyse, uzatmayayım. Bu arabaları alıp gezip tozmanın tam vakti diyorum özetle. Ha bir süre beklemek de mantıklı, piyasaya daha ucuz araçların çıkması beklenebilir. Ama ucuzlama olursa, bahsettiğim durumlar da öne gelir. Ha şu da var, hükümetin enerji koridoru olma ve verdiği tonla santral lisansı elektriğin ucuzlamasını sağlayabilirse, durum süper de olabilir. Hani ucuz ucuza kullanabiliriz elektikli araçlarımızı, ya da insani bir fiyata. 🙂 O kadar santral de elektriğini satacak müşteri bulur. Hani, biraz zamanın göstereceği bir durum özetle…