SSD vs. SSHD

____________________________________________________________________

SSD’ler bir süredir ölü dirilten olarak bilinen yenilikçi depolama çözümleri. Aslında uzun zamandır hayatımızda olan hafıza kartı, parmak bellek gibi ürünlerin biraz daha gelişmişi diyelim. Bilgisayarda kullanılan önceki nesil ana kalıcı depolama çözümü mekanik disklerden oluşan sabit diskler idi. Bunlar mekanik yapıları nedeniyle performans olarak çok yüksek hızlara erişemiyordu. SAS vs. disklerle veri taşıma hızı bir nebze daha yükseltilmiş olsa da erişim süresi vs. konularda geriydiler. Çözüm olarak ise hiçbir mekanik parçası bulunmayan flaş bellek teknolojileri kullanılmaya başlandı. Sabit diskteki mekanik bir kafayı santimetrelerce hareket ettirmek gerekmiyor ve okuma yazma işleri çok daha hızlı yapılabiliyordu. Tabi bunlardaki sıkıntı da üretim teknolojilerinden ya da biraz da kapitalistlikten fiyatlarının pahalı olması. Boyutu arttıkça fiyatı da artıyor. Örneğin; 150TL fiyata 1TB kapasiteli bir sabit disk alınabilecekken SSD karşılığı ise yaklaşık 128GB kadar oluyor. Buna bir nebze çözüm olarak da mekanik sabit diskin yanına küçük bir flaş bellek çipi takıp bunu önbellek olarak kullanan hibrid disk çözümleri geliştirildi. Bunlara da kısaca SSHD deniyor.  Peki SSD ile aynı performansı verebiliyorlar mı?Cevap kullanım ihtiyaçlarına bağlı olmakla birlikte kısaca hayır. Ama kullanım ihtiyacı kısmı olayın boyutunu farklı yerlere taşıyor tabi. Yaygın kullanılan SSHD diskler 8 ya da 16GB SSD belleğe sahip. Bu bellek sabit diskte PC açılışında ve kullanım anında sık erişilen dosyaları inceleyen bir kontrolcü tarafından sık erişilen dosyaların kopyaları ile dolduruluyor. Bundan sonra da sabit diskten bu dosya istendiğinde eğer dosya varsa SSD belleğinden alınıp yüksek hızlı ve düşük bir gecikme ile gönderiliyor, yoksa da düşük hız ve uzun gecikme süresi ile gönderiliyor. Buradaki olay önbelleğin boyutunun ne kadar yeterli olduğu. XP kullandığımız devirlerde Windows klasörü bile bu 8GB alana rahatça sığar pek çok işimiz gayet hızlanırdı. Ancak günümüzde bu kadar hafif bir Windows sürümü yok. Linux sürümleri bir nebze kurtarıyor yine. Sık kullanılan dosyaların SSD bellekte bulunma ihtimali hissedilen performansı arttırıyor. Ancak hiç bulunmayan dosyalar için eski mekanik disk devrine dönmemiz gerekiyor.

Birkaç aylık SSHD deneyiminden söyleyebileceğim eğer bilgisayarınızı uzun süre açık tutup çok değişik veya karışık bir düzende programlar kullanmıyorsanız genel olarak 8GB bir SSHD bir miktar yeterli oluyor. Öncelikle PC açılışı hızlı oluyor. Kubuntu açılışı şu anki SSD belleğimle aynı hızda olabiliyor mesela. Sık kullanılan birkaç program da hızlı açılıp çalışmaya devam ediyor. 16GB ve daha büyük önbellek kapasiteleri işi daha da güzelleştiriyor.

Ancak önbellek bir yere kadar fayda sağlıyor. Mesela kullandığınız birden fazla ve karmaşık ya da gelişmiş program varsa bunlar çalışma anında önbelleğin kendi dosyaları ile dolmasına sebep olabiliyor. Bu durumda PC açılışı da yavaşlıyor, bu programların açılışı da olumsuz etkilenebiliyor. Bilgisayarınızı uzun süre kapatmadan kullanıyorsanız da yine önbellekteki açılışta yüklenen dosyalar yerini farklı dosyalara bıraktığından PC’nin açılışındaki faydası kayboluyor. Ayrıca çok sayıda dosya transferi vs. okuma yazma işlemi yapılıyorsa disk önbelleği bu dosyalarla da doldurup yine önbellekteki işe yarar dosyaların miktarını azaltıyor. Bu da açılışta yavaşlık, program yüklemelerinde yavaşlık olarak dönüyor bize.

Tam bir SSD performansı vermese de sabit disklerden genel olarak hızlı oluyorlar tabi. Sadece kullanım şekline göre SSD önbelleğinin yeterli olup olmaması önemli. Bilgisayarını çok değişik amaçlarla kullanmayan düzenli olarak açıp Facebook’una girip bir müziğini açıp işi bitince kapatan biri için yeterli bir performans sunabilir. Oyunlardaki bölüm yüklenmelerini de hızlandırıyor tabi. Sürekli aynı bölümde yanıp ya da tekrar oynayıp aynı bölüm yükleniyorsa birkaç sefer sonra disk kontrolcüsü sık yüklenen dosyaları SSD belleğe alıp yüklenme işlemini hızlandırmaya çalışıyor. Bu da tabi diğer önbellek dosyalarının silinip diğer programların veya açılışın yavaşlaması karşılığında.

Tabi ne kadar önbellek kapasitesi varsa o kadar daha iyi, o kadar daha fazla dosyayı önbelleklemek mümkün olabiliyor. Yani SSHD disklerin SSD kapasitesi ne kadar daha fazla ise o kadar daha iyi diyebiliriz. Benchmark vs. performans testlerinde limitli kapasitelerinden dolayı bir değişiklik yaratamıyorlar ayrıca, yani günlük kullnımda fark yaratıyorlar sadece.

Tabi SSD yeri tutmalarını beklemek yanlış ancak çok da fazla bir şey beklememek gerekli. Günlük ve sınırlı kullanımlar için iyi ancak uzun süreli kullanımlarımda diskte bir SSD önbellek olduğu gerçeği yalan gibi gelmeye başladı çoğu zaman.

SSHD’ler daha çok ürünlerine SSD koymak istemeyen bilgisayar üreticileri tarafından tercih ediliyor. Normal kullanıcılara önermiyorum. Masaüstü kullanıcıları 128GB bir SSD alıp sistemini buraya kurarak mutlu ve huzurlu yaşamına devam edebilir. Dizüstü kullanıcılar cihazlarında mSATA slotu varsa buraya mSATA destekli SSD’ler taktırabilir. Ya da optik sürücülerinin çıkarıp buraya HDD’lerini koyarak SSD keyfi yaşayabilirler. Ya da Western Digital’ın Black² Dual Drive gibi 128GB SSD ve 1TB mekanik disk birleşimi diskleri tercih edebilir. Bu modelde iki adet NAND yongası ile 128GB SSD sağlanmış ve 1TB kapasitede de mekanik disk var. İkisi ayrı birer sürücü olarak çalışarak hem SSD performansı almayı hem de geniş depolama alanına sahip olmayı sağlıyor.

WD Black² Dual Drive SSD ve HDD’yi tek diskte birleştirerek SSD performansı ve HDD depolama kapasitesi sunmaya çalışıyor.

Özetle SSHD çözümleri mekanik diskin hızını arttırarak SSD hissi vermeye çalışan, hafif kullanımlarda başarılı olsa da yoğun kullanımlarda yetersiz kalan SSD alternatifleri. Bunlar yerine sisteme ayrı bir SSD dahil etmek ya da WD Black² Dual Drive  gibi çözümleri denemek daha mantıklı.