Yüzleri tanımak vs. okuyabilmek

____________________________________________________________________

İnsan yüzlerini tanımak, mesela bir kez gördüğünüz bir yüzü bir süre sonra tekrar gördüğünüzde kendisi ile fazla etkileşiminiz olmasa bile tanımak biraz görsel zekaya bağlı bir şey ama araştırmacılara göre bu beceri okuma bilelerde bilmeyenlere göre daha zayıf olabilir.

Stanislas Dehaene daha önceden önerdiği “nöronal geri dönüşüm” teorisinde yeni kabiliyetlerin var olan eski ama benzer fonksiyona sahip hücreler tarafından üstlenildiğini iddia ediyordu.

Hipotezi denemek için Deheane ve arkadaşları 10 okuyamayan, 22 okumayı yetişkinken öğrenen ve 31 de okumayı çocukken öğrenen kişiye metin ve resimler gösterilirken MRI beyin taraması yaptı.

Taramalar hangi beyin bölümlerinin okuma ile ilgili olduğunu gösterdi: ses ve yazılı sembolleri ilişkilendirmeyi sağlayan görsel kelime form bölgesi, okuma esnasında aktif oluyordu ki bu da önemli bir role sahip olduğunu gösteriyor. Daha iyi okuma yeteneklerine sahip olanlarda da doğal olarak bu bölgede daha fazla aktivite görülüyor idi. Katılımcılara konuşma cümleleri dinletildiğinde tümünün beyni görsel kelime form bölgesinden benzer dönütler aldı.

Fakat araştırmacılar katılımcılara yüz resimleri gösterdiğinde okuyabilen kişilerde görsel kelime form bölgesinin daha az aktif olduğu görülmüş! Bu sebeple araştırmacılar okuma yeteneğinin yüz tanıma yeteneğini olumsuz etkiliyor olabileceğinden şüpheleniyor. Böyle bir etkinin olup olmaması gelecek araştırmalardan sonra belli olacak.

Deheane daha öncesinde okuma yeteneğinin hayvanları görsel olarak takip etmeyi sağlayan bir sinir ağının işlevini engelleyebilmesi olasılığından bahsetmişti.

Geçen yıl gerçekleştirilen bazı araştırmalara göre de okumayı yetişkin iken öğrenenlerle okuma bilmeyenlerin beyinleri arasında yapısal farklılıklar var. Hipoteze göre de bu, ilgili beyin bölgesinin okuma için henüz evrimleşmediği fakat, halihazırda nesne işleme görevine sahip beyin ağlarının yeniden ayarlanmasıyla oluyor.

Kaynak.