AÜ İngilizce Öğretmenliği Lisans Programı 1. Sınıf

____________________________________________________________________
AÜ Açıköğretim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Lisans Programı

AÜ Açıköğretim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Lisans Programı

’nin bölümünün nasıl bir şey olduğu ile ilgili bir yazı yazmıştım (Bkz. Anadolu Üniversitesi İÖLP programı genel bilgi), şimdi de biraz yaşamdan bahsedelim. Önce tabi birinci sınıftan bahsedeceğim. Birinci sınıf bölümün en kral yılıdır diyebilirim. 🙂

Evet, birinci sınıf bölümün en kral yılı. Gerçi ben şu an dördüncü sınıfta olarak yazıyorum ve benden sonra biraz değişiklikler oldu ama bu kuralın değiştiğini sanmıyorum. 🙂

Öncelikle bölümü kazandıktan sonra gerekli belgelerin gelmesini vs. beklersinizya, arkadaşlarınız okullarına yerleşip derse başladıklarında size ancak bu tür evrak yeni gelmektedir. Hatta bu sebeple bölümün Ağ sitesini de arada yoklamakta fayda var… Eylül ortalarında ilk belgeler gelir ve Ekim ayında belgelerde belirtilen işlemler yapılır vs. Bankacığınıza har(a)ç ödenir ve kayıt işlemleri vs. tamamlanır.

Haraç diyorum, çünkü ilk iki yıl gerçekten pahalı bir bölüm. Yıllık bir 1000 TL’yi sadece harç için gözden çıkarıyorsunuz.

Bölümün en rahat yanlarından biri diğer bölümler gibi yok ders seçme yok bilmem ne uğraşılmamasıdır. Sonraki senelerde de sadece harcınızı zamanında yatırıp daha sonra da bir AÖF bürosundan öğrenci kimliğinize bandrol yapıştırıldımı tamamdır.

Eğitim Kasım’ın ilk haftalarında başlar. Bu süreye kadar yüzyüze eğitim göreceğiniz yere gidip kalacak yer bulmanızda fayda var. Sonra yer bulamama ihtimaline karşı cemaat yurtları her yerde sizi beklemektedir. 🙂 Gerçi ben de acele edip yerimi Eylül’de ayarlamış, Ekim’i boşuna ödemiş, Kasım’da da kalmaya gittiğimde oranın bir cemaat yurdu olduğunu öğrenmiştim. 🙂 Halbuki hiç de öyle bir yere benzemiyordu kayıt esnasında. 🙂 Hatta bunların öyle akademik isimlere sahip yurtları var ki adeta eğitim ve bilim yuvası sanıyorsunuz. Bir gidiyorsunuz… 🙂 Neyse, yer probleminizi bir şekilde halletmeye çalışın. Yer olması durumunda devlet yurtları büyük avantajdır, çünkü barınma, ısınma ve beslenme ihtiyacınız gayet kolay karşılanabilir. Bu yurtlara önceden İnternet’ten başvuru vs. uzun bir süreçle girilebildiği gibi, eğer yurtta boş yer mevcut ise de orada kalma imkanınız var (Bkz. Başvurusuz Devlet Yurduna (KYK) Yerleşmek (İOLP Öğrencileri))Yabancı bir yere gidiyorsanız da kira vs. bir tercihten önce yurdu düşünmenizi tavsiye ederim, orada tanıştığınız arkadaşlarınızla isterseniz zaten eve çıkarsınız.

Eğitim hayatında bu yıl en kolay yılınızdır. Bunu kebap olarak özetleyebiliriz. İlk ders günü hani üniversite burası artık burada İngilizce zordur falan diyordum ama derse girince baktım gördüm lisedeki İngilizce’nin aynısı. 🙂

Bizi en çok zorlayan ders portfolyo hazırladığımız yazma dersi idi. Portfolyoda iki haftada bir idi sanırım ( 🙂 ) belirli bir konu ile ilgili belirli bir yazma becerisine yönelik bir paragraf yazılır ve bu paragraf sınıftan seçilen bir arkadaşınki ile değiş tokuş yapılırdı. Bundan sonra arkadaşımızın paragrafındakş hataları bulup düzeltme önerilerimizi yazar ve geri verirdik. Tabi bu arada bizim kağıdımız da incelenirdi. Daha sonra arkadaşımızın dönütüne göre paragrafı düzenler ve öğretmene verirdik. Bir de o bir sefer paragrafımızı inceler ve dönüt verirdi. Daha sonra da bu dönüte göre paragrafı elden geçirir ve düzgün bir şekilde yazıp portfolyo dosyamıza koyardık. Bunu da yıl sonu teslim eder ve bundan not alırdık. Not: iyi öğrenciler bu son düzeltilmiş paragrafları teslim gününün gecesinde ve hatta s.çtım mavisi eşliğinde yazan öğrencilerdir. 😀 Şimdi hatırladım da ilk portfolyo girdimi ne olacağını tam anlamadığımdan SEO ile ilgili dört paragraflık bir metin olarak yazmıştım. Sonradan çaktım davayı. 🙂 Bunun nedeni de tabi Aysel hocamdan kütüphaneye gidip gelmek için birkaç dakika izin isteyip vermemiş olması, sonra da beni derse almamış olması idi. 🙂 Lanet olsun okuma sevdası…

Sınav döneminde telaşa sebep olan bir diğer ders ise konuşma dersi idi. Bunda bize bir konu verilir ve bu konu hakkında birkaç dakika konuşmaya çalışırdık. Bundan sonra da partnerimizle bir konu seçip bu konu hakkında diyalog şeklinde bir sohbetimiz olurdu. Tabi konular genelde derslerde işlenmiş olduğundan öok kolay konular da çıkabiliyordu, tütsülerden bahsetmemizi gerektiren biraz tuhaf konular da. 🙂 Diyalogda da sevdiğimiz TV programı, ve evlenirken düğün yapmalı mı yapmamalı mı vs. konular vardı. Tabi erkek iseniz saçma gelen tarafı sizin seçmeniz bir zorunluluk gibiydi. 🙂

Yazma dersi dışında pek zorlanmamıştım ben. Zaten ilk sınavım sabah dokuzda idi. Ben çalışmaya ise aynı gün 01:00 gibi başlamıştım. Yurdun çalışma odalarından boş birinde o zaman popüler olan Pussycat Dolls’ün Don’t Cha şarkısının (Techno remix) sürümü eşliğinde kitapları karıştırmış, kelime dışında pek çalışılacak bir şey olmadığına karar kılıp 2.00 gibi yatmıştım. O sırada çalışma odasına giren bir arkadaş müzik güzelmiş falan deyip yat bakalım sen bu sene falan demişti, harbiden de yattıydım o sene… 🙂

İlk sınavlar da zaten iyi idi. Gramer 100 gelmişti, diğerleri de 80, 90, en kötü 70 idi.

Yazma dersi sınavı dışında sınavlarımız çoktan seçmeli idi, konuşma da dediğim gibi konuşurduk. 🙂 Sınavlar ÖSS sınavı gibi biraz uzun süren sınavlardı, bir sınavda üç – dört dersin sorularını çözerdik hani.

Bir de yazma dersi ile ilgili şöyle bir şey var. Yazmada size bir konu verilir ve bunun hakkında bir paragraf yazmanız beklenir. Bunu öğretmeninizin derste öğrettiği kurallara göre yazarsınız falan burası tamam ama konuyu ve ne yazmanızın istendiğini çok iyi anlamanız gereklidir. Yoksa ilgisiz bir şey hakkında yazar ve 05 alırsınız, benim gibi. 😀 Konumuzda sanırım o zamanlar moda olan evi bir haftalığına ele geçirip adam edip sahibine geri veren TV programlarından birinin sunucusu idik. Sanırım bizim yapacağımız tasarımı tarif edecektik ama ben tasarım için nasıl bir ev istediğimi yazmıştım. 🙂 Yalnız benimki de iyice uçuk idi çünkü sınıfın yarısı 05 almıştı ama benden başka sadece bir kişi benimle aynı şekilde konuyu ve isteneni anlayıp yazmıştı. 🙂 Neyse sonrakilerde 80 falan aldık düzelttik ve sorunsuz geçtik.

İngilizce dersler dışında birkaç da Türkçe ders vardı, bunlara da sınav önceki gün çalışmak yeterli idi. Bunlardan zaten Nisan başı olan sınavda ve bir de finalde sorumluyuz. Hatta ben finalde sadece ünite sonlarındaki birer ya da yarımşar sayfa özet kısımlarını okuyup sorularını çözerek geçmiştim.

Eğitim hayatı özetle böyle, hani ilk yıl kesinlikle dediğim gibi zor değil. Bunlardan başka da tabi kolay diye yatmaya bakmamanızı tavsiye ederim. Üniversite ortamında yapacak birçok etkinlik bulunur. Mutlaka bunlardan istifade etmeye çalışın.

Hatta kampüs ortamlarında öğrencilere çeşitli iş imkanı olay yemekhane vs. yerler de bulunur, bunları değerlendirin. Ya da kampüs dışında kafe vs. zararsız mekanlarda çalışabilirsiniz. Benim ilk başladığımda bunlardan neredeyse hiç haberim yoktu, dolayısıyla da yararlanamamıştım, ama sene sonu biraz koydu bu. Bebek işi kıyak dersler, onun dışında yat kalk… Bir çalışıp birkaç kuruş kendime hayrım olsaydı diyordum sene sonu. Daha sonra isteseniz de sıkı çalışma temposundan zor fırsat bulursunuz çalışmaya.

Bunlar dışında da bulunduğunuz yerin eğlence olanaklarından yararlanacaksınız bütçeniz çerçevesinde. Bunu herkes çok iyi yapabildiğinden bu kısım hakkında konuşmaya gerek yok diyorum. 😀

Neyse bu yazı 8 KB kadar olmuş. Ellerim de yanmaya başlamadan bırakayım bunu. Daha sonra aklıma bir şeyler geldikçe eklemeye devam edeceğim. 😀