Elizabeth: Altın Çağ, Vahşi Amerika, Kız Kaçıran (beyaaa….)

____________________________________________________________________

Elizabeth: Altın Çağ

Elizabeth: Altın Çağ

Elizabeth: Altın Çağ(Elizabeth: The Golden Age): Kraliçe 1. Elizabeth bakire bir kraliçedir ve evlenmesi beklenmektedir. Evlenmezse tahtın devamı için bir prens doğuramayacağından bir şekilde tahttan indirilmesi gerekecektir. 1. Elizabeth ise sıradan erkekleri beğenmemekte özel birşeyler beklemekte kısaca bakire ömeye doğru gitmektedir (Bayılırım böyle bakire geberen kadınlara. 🙂 ). Elizabeth’in kuzeni İskoçya Kraliçesi Mary Stuart, İngiliz tahtını ele geçirmek için İspanya Kralı Philip ile işbirliği yapmaktadır, sarayda casusları falan vardır, onlara bilgi sızdırmaktadır. 1. Elizabeth’in danışmanı Sir Francis Walsingham, kraliçeyi komplolardan, tuzaklardan, suikastlerden ve tahttan düşürülmekten koruyabilmek için uğraşmaktadır. İmparatorluğunu korumak için savaşa hazırlanan 1. Elizabeth Amerika’dan gelen bir denizci olan Raleigh’e aşıktır, tabi korkunç bir savaş da onları beklemektedir. Nitekim orduları düşman ordularının yanında çok zayıftır. Bu şekilde bir ortam vardır filmde, izlenilmesi tavsiye bir filmdir, ancak başka alternatifleriniz varsa öncelik verebilirsiniz. 🙂 Yalnız tarihsel olarak da tuhaflıklar var, mesela İspanya o tarihte en güçlü devlet denmiş, ama gerçekte nasıl? 😀

Vahşi Amerika (Wild America): Bu da geçen gün TV 8’de yakaladığım bir film, yakaladım çünkü en başlarını kaçırdım. 🙂 Filmde üç kardeş bir belgesel çekip zengin olmak için yola çıkıyorlar. Hiç kimsenin daha önce girmeyi başaramadığı bir mağaraya gidip kış uykusunda olan ayıları falan çekecekler. Doğal ortamda geçen film eğlenceli birşey. Bir de filmde hayallerini gerçekleştirememiş biraz asabi yedek parçacı bir baba var. Çocuklarının da kendi gibi olmasını istiyor ve birşeyi başaramayacaklarını düşünüyor. Araları pek iyi değil yani, bu baba sayesinde de duygusal olaylar gelişiyor filmde. Kısaca 1997 yapımı izlenesi bir film.

Kız Kaçıran: Kız Kaçıran, tarih itibarıyla dün ve bugün izleme fırsatı bulduğum ATV’de yayınlanan bir dizi. Papatyam dizisi yüzünden tamamını izleyemedim. Dizi Şarköy’de çekiliyormuş ve 13 bölümmüş sanırım, yani bir yaz dizisi, olcak bitçek. 🙂 Dizide iki fakir kardeş zengin bir kıza ve kızın hizmetçisine aşık oluyor. İki tarafında ailesi birbirini tanıyor ama babalar zamanında üç kişi ortak piyango bileti almış ve piyango çıkınca ortaklık bozulmuş, bileti alan kişi sahiplenmiş bileti ve paraları tek başına götürüp zengin olmuş, bir fabrikaya ortak olmuş vs. kendini kurtarmış. Diğerlerine ise hala ortak piyango biletleri alıp piyango çıkmasını beklemek kalmış, akıllanmamışlar yani. 🙂 Olay aşık gençler arasında geçecek ve ilginç bir diziye benziyor. Yalnız dizide rahatsız olduğum birşey de aşırı abartılı Trakyalı lehçesi. Yahu adamların bir beya deyişi var bir beya saniyelerce sürüyor, sünüp gidiyor. Bu kadar da abartılı konuşmaz ki her Trakyalı bunu. Belki eskilerde böyle imiş ama şimdi hele gençler arasında hiç de bu kadar abartılı bir uzatma yok, kısacık bizimki. 🙂 Hatta üniversitede arkadaşlar beyaaa… vs. ilgili birşeyler deyince ne olduğunu anlamıyordum bile, çünkü ben kullanmam ve çevremde de yoktur pek kullanan. Kullananlar da o kadar uzatarak kullanmaz.