Hepimiz eşitlik için, ama ben biraz daha eşitim için… #BAD2014 #Inequality #Oct16

____________________________________________________________________

Eşitlik, kavram olarak bahsedilirken herkese çok mantıklı gelen ama uygulamaya geçtiğinde kimse tarafından yeterince uygulanamayan bir kavram. Kavramdan öte de geçemiyor zaten. Nedense herkesin ihtiyacı olduğu anda akle geliyor eşitlik…

İnsan olarak diğer bütün insanlar ile benzer bir şekilde hayata başlarız. Eşitlik gibi bazı haklarımız da bu andan itibaren bize sunulur. Ancak eşitliğin bozulduğu dönem de yine bu dönemdir. Çünkü toplumdaki her aile farklı özelliklere sahiptir. Bazısı daha varlıklıdır, bazısı fakir. Bazısı çocuğunu özgür yetiştirir, bazısı asker yetiştirir gibi katı yetiştirir. Büyüdükçe de farkları görür, hayatı anlamaya başlarız. Sonra eğitim sistemimiz bize eşit haklara sahip olduğumuzu anlatmaya başlar, eşitlik kavramını öğreniriz. Meğerse Dünya’daki tüm insanlar diğer bireylerin yaptıklarını yapma, onların sahip olduklarını sahip olma hakkına sahipmişler. Bir müddet bu böyle gider, eşit biri olarak yaşarız. Tabi yaşadıkça hayat bize eşitlik karşıtı her şeyi göstermeye başlar. Sınıfta tembellik edip ödev yapma zahmetinde bile bulunmayan bir öğrenci, dışarıda koşar oynarken biz ödev yapmaktayızdır. Başka bir öğrenci ise okul yetmez gibi dersaneye bile gitmektedir, onunla da eşit değilizdir. Okursun büyürsün, iş sahibi olursun. Yıllarca üniversite okuyup saç beyazlatmışsındır, elin tembeli ise asgari ücret maaşı ile sen mezun olduğunda evlenmiş ve çocuk sahibidir. Akıl sır erdiremezsin. Çalıştığın iş yerinin patronu senin aldığın eğitimin çeyreğinin çeyreğini bile almamıştır, ama geçmişten gelen maddi miras onu senden biraz daha eşit kılmıştır. Bir iş başvurusunda senden biraz daha güzel biri yüzünden işi kaçırmış da olabilirsin. Özetle eşitlik kavramının ne kadar zıttı bir ortamda yaşadığımızı bize gösterecek pek çok örnek sayabiliriz…

Eşit olmak ne kadar bazı kanunlarla bize sunulsa da varlığın doğasında eşit olmamak var. Aynı meyveden aldığınız iki çekirdekten bile aynı ağaçlar çıkmıyor, birinin boyu daha uzun, diğerinin meyvesi daha bol olabiliyor. İnsanların renkleri bile farklı, nasıl eşit olsunlar ki. Bırakın cinsiyetleri bile aynı değil, ne eşitliği… 🙂 Kanunen ne kadar eşit olsak da aslında işi belirleyen doğal eşitsizlikler. Afrika’daki aç bir insan ile Amerika’daki karnı ömründe acıkmamış biri arasındaki eşitsizliğin nedeni kanunlar değil. Ya da Gazze’de ölen insanlarla hayatında savaş görmemişler arasındaki eşitsizliğin nedeni.

Hepimiz eşitiz yeğen...

Hepimiz eşitiz yeğen…

Tam olarak biz kendimiz eşitliği bozuyoruz. Çünkü doğamızda eşit olmak değil üstün olmak var. Üstün olmak bize eşit olmaktan daha fazla haklar sağlıyor. Bu durumda herkes kendi hakları için uğraşıyor. Zaten Dünya’daki tüm kötülükler bu güç çatışmasından dolayı değil mi? Elimizdeki gücü kullanarak diğerlerinden daha güçlü olduğumuzu ispatlamak için uğraşıyoruz. Aslında bu güce varlığımızı, ailemizi, vatanımızı koruyabilmemiz için ihtiyacımız var. Çünkü eşit olmayan bir ortamda eşit olmaya çalışmak ezilmekle sonuçlanır. Eşit değil üstün olmak o zaman çözüm. Yaşam koşullarımız, eğitim ortamımız dahi bizi rekabetçiliğe sürüklüyor, bizi bir üstünlük yarışına sokuyor. Eşitliğe gelince, işimize geldiği zaman eşit olmamız oldukça önemli. Kimse hakkımızı yememeli, eşit haklarımızı sonuna kadar kullanmalıyız. Üstünlüğe giden yolda eşit olmak, bazılarımızın diğerlerinden daha eşit olduğu gerçeği altı üstü.

Bu eşitsizlik daha mı iyi, daha mı kötü eşitlik ortamını da görmeden bilemeyiz. Mantıken eşit olmak bize daha fazla mutluluk verir. Sonuçta herkeste ne varsa bizde de o olacak, aynı olanaklar, aynı haklar… Kıskanacağımız, diğerinin elinden almak isteyeceğimiz bir şey olmayacak. Savaş için var olan nedenlerin bile çoğu ortadan kalkacak. Ancak demek ki eşitsizlik daha iyi bir şey ki, Dünya’nın gidişi bu şekilde olmuş… Ya da eşitliği sadece kendimiz daha eşit olmak istediğimizde istediğimizden dolayı her şey…

 

 

 

Blog Action day 2014