Hırsız deyip geçmeyin

____________________________________________________________________

İnsanların binbir türlüsü vardır. Hırsızlar da bunlardan sadece biridir. Ancak onlardan sadece hırsız yani bir şeyi birinden/bir yerden vs. çalan olarak tanımamak gerekli. Ne de olsa onlar da insan. Her insan da bir cevher olduğuna göre onlarda da ilginç birşeyler var demekki. Benim yazacaklarım ufak üç hırsızlık olayı, tabi söylenti mi gerçek mi bilmiyorum. Zaten unutmamak adına yazıyorum, Karaklavye mahallesindeki bir olayı anlatmış oradan aklıma geldi bunları yazmak.

Olay 1: Olay ’da geçmiş! Bir kadın bir işi için İstanbul’a giderken evdeki altınlarını bileziklerini saklamak için en güvenli yer olarak buzdolabında bir tavuğun (et halinde canlı değil 🙂 ) içini görüyor. Altıncıklarını buraya saklıyor ve gidiyor.

Daha sonra eve gelen hırsız bütün evin altını üstüne getiriyor birşey bulamıyor. Artık açlığından mıdır buzdolabını açtı, yoksa oraya saklamış olabileceğinden mi şüphelendi bilinmez, hırsız buzdolabını açıp tavuğun içine saklanmış olan altınlara ulaşır. Tabi bunlara ulaşana kadar bütün aevin altını üstüne getirmiştir, tabi bu da yorucu bir iştir. Hırsız da bunun için kadına kızar ve birşey yapmaya karar verir. Eline bir sıvı yağ şişesi alır. Şişeyi açar ve içindeki yağı mutfağa güzelce bir saçar, mutfak dolapları, beyaz eşyalar vs. herşey yağ içindedir. Sonra da sen bana böyle yaparsan ben de böyle yaparım diyen bir not bırakır. Artık o kadın altınları hırsıza kendi eliyle vermeyi o mutfağı temizlemeye tercih edermiydi bilinmez. 🙂

Olay 2: Bu olay da Tekirdağ’da geçmiş! Hırsızlar bir apartmanda karşı karşıya ya da alt üst dairelerde kalan çiftleri artık nasılsa gece bir şekilde uyutur. Daha sonra da yanlış hatırlamıyorsam kadınları birbiriyle bir güzel değiştirir. Tabi o da yetmiyor, kadınları da erkekleri de bir güzel çırıl çıplak soyarlar. Unutmadan evden götüreceklerini de götürürler. 🙂

Sonra sabah ahali uyanır, erkekler bakar, yataklarında komşusunun karısı! Kadınlar da bakar komşu evdeler üstelik yataktaki erkek komşu da kendileri de çıplak. 🙂 Ne absürt bir durumdur, sabahın köründe komşunla birlikte üstelik çıplak. Bu hallerine mi şaşsınlar, hırsızlığa mı? Bir de kadınlarda ilk anda acaba eşim beni pazarladı mı korkusu da olur, o taraf zaten bambaşka bir dert.

Olay 3: Bu da Büyükkarıştıran’da olmuş! Saat 18:00 civarı karı koca markete gitmeye karar verir. Evden çıkarlar ve biraz giderler. Evden biraz uzaklaşınca kocanın aklına yanına para almadığı gelir. Bunun üzerine eve dönerler. Eve yaklaştıklarında oturma odasının ışığının yandığını fark ederler. Eve girerler ve ışığın yandığı oturma odasına girerler.

Oturma odasında koltukta oturan adam bu çifti görünce lafı koyar; “Abe orospu, kocan evdeydi de beni neden çağırdın!”. Neye uğradığını şaşıran karı koca birbirine girer, koca neden bunu yaptın, nasıl yaptın vs. kadın da yemin billahi seni aldatmadım, bu adamı tanımıyorum vs. tartışa dururlar. Bir süre sonra çift sakinleşir. Televizyonun ve koltukta oturan adamın yokluğunu fark ederler. Yani hırsız öyle kıskıvrak yakalandığında dahi hiç sorunsuz amacına ulaşmış, tamam belki hedefi daha büyüktü ama hiç değilse eli boş dönmemiş. 🙂

Bunlar duyduğum ama doğruluğundan emin olmadığım olaylar. Büyük ihtimalle doğrudur ama olmayabilir de. 🙂 Bunlara bakarak hırsızları sadece bir şey çalan insanlar olarak görmemek gerekli. Yaptıklarına baksanıza, hırsız falan ama onlar da bir sanatçı. Tamam o mallar gitmiş ama, gidiş yöntemleri  bir komedi filmi gibi.