MiM: Kitap Yazmak İsteseydim Ne Üzerine Yazardım ?

____________________________________________________________________

Bu ilginç mimi bana Kardan Blog yollamış. Mimde yazacağım şey kitap yazmak isteseydim ne üzerine yazardım sorusunun cevabı olacak.

Bazen gerçekten de kitap yazmak istediğim oluyor aklıma olay, sahne vs. de geliyor ama daha hiç yazmaya başlamaya yemedi. Çünkü içimdeki ses asla bitiremeyeceğimi o kadar zamanım olmadığımı kendimi yaşamdan soyutlayacağımı, bitiremeyeceğim için de zaman kaybı olacağını söylüyor. Gerçekten de bir projeye vs. başladığımda o bitene kadar kendimi insan gibi görmüyorum, yatıyor kalkıyor tek onu düşünüyorum, arkadaşlarla buluşmalara önem vermiyor, ailemden bile uzaklaşıyorum, hani tam bir yabani asosyal bir tip oluyorum. Bir de bir yazı yazmaya başlayınca bile başı ile sonu arasında tutarsızlıklar oluyor ve tonla düzeltme yapıyorum, bu gibi sebeplerden kitap yazmaya başlayamadım bir türlü.

Genelde bilim kurgu kitaplar severim, dolayısıyla bu türü yazmak isterim. Mesela Kurt Vonnegut’un Cat’s Cradle (Kedi Beşiği) gibi birşey. Kitapta alışılmadık bir bilim kurgu olayı olmalı. Kitapta bu konu işlenirken, ufaklı tefekli farklı olaylar olmalı ve bu olaylarda da gerçek dünyadaki çeşitli konulara atıfta bulunulmalı, bazı görüşler, kavramlar, kişiler sessizce iğnelenmeli ve laf sokulmalı. Bir de kitapta kitabın sonuna kadar bir bilinmeyen gibi kalan bir konu veya bir kişi olmalı, hakkında düşünceler paylaşılmalı ve bu da çeşitli iğnemeler için kullanılmalı, Kedi Beşiği’ndeki Bokononism denen zararsız yalanlardan oluşan din gibi. Hareketin ve duygu düşünce yoğunluğunun az olduğu bazı noktalarda bu tür iğnemelerden başka küçük ipuçları da verilmeli. Mesela kahramanımız bir bilim adamının dünyayı kurtarabilecek önemde olan son sunumunun videosunun yüklenmiş olduğu Youtube sitesine girmek için en yakın İnternet evine gittiğinde bu sitenin engelli olduğunu görüp bilgisayarın ayarları ile bu engeli aşmalı ve basit bir anlatımla bu engeli nasıl aştığı anlatılmalı, bu esnada engellemenin yanlışlığı ile ilgili de sözler sarfetmeli. Kitap üçüncü bir kişi tarafından anlatılmalı ancak kahramanın tüm duygularından ve düşüncelerinden yeterince bahsedilmeli. Özel bir madde veya bir kişi tanıtılırken çok fazla miktarda detay verilerek okuyucunun zihninde bu karakterin yaratılması gerekli ve bu detaylarla kişinin kahramandan gördüğü tepki nasılsa okuyucunun da o tepkiyi göstermesi sağlanmalı. Mesela kahraman bir kıza aşık oluyorsa kızın dış görümüşünden bahsedilirken yüzünün sol tarafında gözünün altında burnunun hizzasındaki ben bile anlatılmalı. 🙂 Kitabın sonunda da mutlaka olmasından korkulan bir olay olmalı veya bir aşamaya kadar ilerlemiş olmalıdır. Mesela Kedi Beşiği’nde suya temasından korkulan Buz Dokuz (Ice Nine) adlı madde suyla temas etmiş ve korkulduğu şekilde tüm dünyadaki suları da kendine dönüştürmüştür. Ancak tamamıyla aptallık olmadan herşey birbirine bağlanmış ve bu suların buza dönüşümü insanlığı yok etmemiştir ve de hayat tekrar normalleşmeye başlamıştır.

Belki gotik türünde de yazmak isteyebilirdim. Bu türde yazınca da korkutucu birşey olurdu herhalde. Şatolar, havaların devamlı kapalı olduğu geniş ormanlar içindeki ıssız yollardan geçen insanlar vs.

Bu mimi birilerine paslama vakti geldi. Mimi Ali‘ye, Ahmet‘e, Başak ablama ve Oğulcan‘a paslıyorum. Mimimizde kitap yazmak isteseydiniz ne üzerine yazmak isterdiniz sorusunun cevabını arıyoruz. Benim kadar abartarak yazmanız gerekli değil, sadece türünü de yazsanız kabul ediyoruz. 🙂