Marketlerde yiyecek israfı #BAD11

____________________________________________________________________

Blog Action Day 2100 #BAD11 çerçevesinde Food yani besin temalı bir yazı girmemiz gerekiyordu da, aceleye gelecek biraz, vakit sorunum var. Diyeceğim de kısa, deyip gideceğim, ayıp olmasın.

Şimdi Dünya’da besin ile ilgili olan temel problem kaynakların az olması değil, olan kaynakların bazılarına az bazılarına da çok paylaştırılmış olması. Peki bundan çokça pay alanlar bunun hepsini tüketiyor mu? Hayır, nerede çokluk orada bokluk. İsraf ediyor.

Çinli’ler pirinç yediklerinde tabaklarında bir tane bile pirinç artığı bırakmıyormuş diyorlar. Sebebi ise her Çinli bir pirinç tanesi bıraksa, o pirinçler toplandığında kim kaç kişinin doyurulabileceği gerçeği. Kişisel olarak tabağın yeterince tüketilmeden bulaşığa atılması taraftarı değilim, işte de iş arkadaşlarıma yemeyecekleri kadar yemek aldıkları için kızıyorum, çeşit çeşit yemek alıp azar azar yiyor sonra gerisini de çöpe atıyorlar. Buradan ötesi yemek şirketinin onları kime vererek değerlendireceğine kalmış.

Ha bir de işin kişisel ötesi israf olayı var. Meyve sebzeyi ucuza satan marketler bol miktarda ürün alıp depolarında biriktirir ve belli vakitlerde ya da günlerde bunu mağazalarına dağıtırlar. Tabi bu dağıtım sipariş üzerine ya da önceki dönemlerin satış ortalamasına göredir. Yani geçen hafta Cuma günü 10 kasa domates satılmış ise bir sonraki hafta da 10 kasa domates siparişi verilir Cuma günü için. Ya da mağazada ürün kalmamıştır, sonraki günün sevkiyatı ile ürün istenir vs. Depoda beklemiş olan ürünler mağazaya gelir, orada da satılana kadar beklerler. Tabi bu bekleyiş, karpuzu büyüten cinsten bir bekleyiş değil. Ürünlerin zarar görmesi ile sonuçlanıyor. Ürünler çürüyor, sinekleniyor, mikroplanıyor vs. Tabi bu ürünler çürük şekilde satılamayacağından kârlılıkları azalıyor. Satılamayacak ve kötü hisler uyandıran ürünlerin tezgâhtan da uzaklaştırılması gerekiyor ki müşteriler sağlam ürünleri satın alabilsin. Burada da genellikle bozulan ürünler çöpe atılarak bertaraf ediliyor. Bu da pek çok market, bakkal, manav vs. firmanın olduğu günümüzde çok miktarda atık yiyecek demek.

Mesela ilk iş günümde meyve sebze içindeki bozukları ayıklamam söylenmişti. İçinde çok miktarda olmasına rağmen çöpe atmamak için ayıklayamıyordum tam olarak. Sonra müdürüm atılan yani fire verilen miktarı da kaydetmem gerektiğini söyledi. Örnek de verdi; mesela 18 KG domates attın çöpe, bunu kaydedeceksin. 18 KG domatesi çöpe atabileceğimi öğrendim orada. Sonra başladım tüm bozuk, çürük ürünleri atmaya. Toplamda 20 – 30 – 50 – 50 KG… Sağlıksız sipariş ile de birleşince uzun süre günlük olarak bir 50 KG manav ürünü firesi vermişizdir.

Tabi tek manav değil, ilgisiz kasap ve şarküteri çalışanları ve eksik denetim sonucu 50 KG etin de çöpe atıldığı olabiliyor. E köfte yapsan bir gün sonra yemyeşil oluyor, ne yapacaksın o eti? Ne kadar pahalı olursa olsun fire vermek zorundasın…

Bazı marketler fireler konusunda daha iyi politikalara sahip olsalar da, çoğu yerdeki durum böyle. Tüm Dünya’yı düşündüğümüzde daha satılmadan çöpe giden ürün miktarı kim ne kadardır bilinmez. Ama bunun müthiş bir israf olduğu ortadadır.

Bunu önlemek için ne yapmalı? Biz genelde son vakitlerini yaşayan ürünleri müşteriye yarı fiyatına vermeye çalışırız. Yani madem çöpe gidecek, hiç değilse biraz bir şey kazandırsın ki boş boş atmış olmayalım. Mesela, müşteri 3 KG muz alıyor. Muzun kilosu 3,79 TL. 11,37 TL yapar toplamda. Ama ben bunun yerine teraziye bir 1.5 LT gazoz şişesi koyarım, yarı ağırlığını tartarım. Böylece müşteri 3 KG muz için 5 TL para öder, kendi de yaptığı alışverişten memnundur, ben de ürünleri çöpe gitmekten kurtardığıma… Gerçi ekonomik ürün fiyatları da tanımlanmıştır bozular ürünler için. Ama her markette bunlar takip edilmediğinden bazen gerçek ürün fiyatından bile pahalı oldukları olabiliyor. Bu durumda en iyisi, ya ürünü daha düşük fiyatlı bir ürün olarak tartmak, ya da ürünü daha hafif tartmak.

Siz de alışveriş yaparken dökme üzüm vs. alarak israfı önlemeye yardımcı olabilirsiniz. Mesela lokanta, restorant gibi yerler de geçmeye başlamış domates vs. ürünleri ucuzdan alırlar. Bazen tanınan fakir kişilere de verilebilir ümitsiz ürünler ama, bunun o kişileri daha fazla buna alıştırabilmesi olasılığı da olduğundan her zaman tercih etmeyiz.