Nükleer istiyor muyum?
Nükleer santral isteyip istemediğime hala emin değilim. Tabii ki zararlı bir şey ama yararı da olmasa kullanılmazdı değil mi? Devamını oku »
Nükleer santral isteyip istemediğime hala emin değilim. Tabii ki zararlı bir şey ama yararı da olmasa kullanılmazdı değil mi? Devamını oku »
Daha geçenlerde bir barajın kurulup doğa harikası bir yerin mahvedilmesine karşı bir karşı durmadan bahsetmiştim. Yine aynı mesele. Aslında daha önce yazacaktım ama zaman vs… Bu seferki konu Hasankeyf, üzerine koca bir baraj inşa edilerek yok olması sağlanmak istenen Hasankeyf. Halbuki şöyle bir şey de var, orası UNESCO Dünya Mirası kriterlerinden 10/9 karşılayan bir bölge! Devamını oku »
Genel olarak futbol maçlarına pek ilgili biri değilimdir. Hani küçükken de çok az oynardım, ve oynasam da küçük gruplar halinde arkadaşlarla oynardım. Çok da tutkunu olacak kadar sevmezdim. Hala da öyleyimdir ki neredeyse hiç maç falan izlemem. Hatta şöyle bir söz var:
Kızlar aşk için evlenir. Erkekler belli eğrisel özelliklere sahip nesnelere çekilmelerine sebep bir kronik gıcık sebebiyle evlenir. – Ashley Montagu
Bu eğrisel özellikler kadının kalça ve göğsü oluyor ki futbol topu da eğrisel özellikle olduğundan ilgi çekiyor sanırım. Hem basketbol falan da oldukça yaygın. Ama bakın Amerikan futboluna, kabak gibi bir top var çoğu yerde oynanmıyor değil, bilinmiyor bile. Devamını oku »
İnsanoğlu geçmişini geleceğini düşünmeden üremeye, tavşanlar gibi çoğalmaya devam ediyor. Tabi yeni gelenlere de insanca yaşam ortamı sağlama amacı gereği sürekli yatırım sürekli bir şeyler yapılması gerekiyor. Mesela günlük hayatımızda en çok kullandığımız enerji türü elektrik enerjisini üretmek için devamlı olarak yeni santraller kuruluyor nükleer enerji santralleri planlanıyor, tartışılıyor vs. Tabi bunlar da ne yazık ki istense de istenmese de doğaya zarar vermeden yapılmıyor. Böyle bir santrali bölgesinde istemeyen bir halk da Yuvarlakçay’ı korumak için uğraşıyor. Hatta sitelerinde şöyle bir şey de gördüm, çok iyi bir slogan; “Yuvarlakçay geçilemez.” Devamını oku »
Bunlar para sahibi olmanın dezavantajları falan değil, parayı hizmetlere ve ürünlere ulaşmak için bir takas yöntemi olarak kullanmanın dezavantajlarıdır. Devamını oku »
Venüs Projesi sürdürülebilirlik sayfası çevirisidir. Onaylanırsam orada da yer alacaktır.
Ben onaylanana kadar siteyi çeviririm ama…
Devamını oku »
Eskiden atari devrinde Mario falan oynardık hatırlarsanız. Greenpeace de Türkiye’de nükleer santral kurulmasını engellemek için düzenlediği kampanyasında nükleer enerjinin zararlarını ve tehlikesini tanıtmak amacıyla Mario türünde ama para toplayan bir kapitalist olmayan Kâmil ile Rüzgar Kâmil nükleere karşı oyununu yaptırmış. Devamını oku »
Geçen yıl bu günlerde greenpeace’in havalananından toprak alma kampanyasından bahsetmiştim. Olay hava alanı yapılacak arsaların sahip sayısını çok sayıda arttırarak havaalanı inşaatı için o bölgenin satın alınmasını ve kullanılmasını olabildikçe zorlaştırmaktı. Bu kampanyaya devam ediliyor. Devamını oku »
Bir süre önce TV’de bir ana haber bülteninde parasal ekonominin kötülüklerinden ve nasıl bir şekilde işlediğinden bahseden bir belgeselden bahsedilmişti. Tabi kısa bir tanıtım şeklinde idi bu. Geçen gün de bu film elime geçti, adı Zeitgeist: Addendum. Türkçe karşılığı da Zamanın Ruhu: Ek. Belgeselin daha önce ilk sürümü yayınlanmış, bu da ikincisi gibi bir şey. Gerçi izlemediğim için ilki hakkında bir yorum yapamam. Ancak ikincisi kesinlikle mükemmel bir belgesel. Devamını oku »
Yeşile yönelmek (İngilizce orijinali going green) artık insanlık tarihinin yaklaşan sonu nedeni ile moda olmaya başlayan bir terim ve yaklaşım. Kıçının sandığı kadar para etmediğini ve çok daha önemli şeyler olduğunu anlayan herkes yeşile yönelmeye başlayarak iş veya ev hayatında tasarrufa ve daha az harcamaya ve daha temiz harcamaya yöneliyor. Ofisler de bu yönelimin görüldüğü yerlerden biri, peki buralarda bunun için neler yapılabiliyor? Devamını oku »