Neden rüya görürüz?

____________________________________________________________________

Bugüne kadar tonla araştırma yapılmış, tonla filozof konuşmuş ama tam olarak neden rüya gördüğümüzle ilgili kanıtlar bulunamamış. Allah bu yeteneği bize vermiş ama bir amacı olmasa tarih içinde kullanılmamaya başlar ve körelirdi herhalde. Rüya görmemizle ilgili kısaca birkaç teoriyi yazayım dedim, kısaca dedim uzayınca anlamsızlaşıyor veya birbirine giriyorlar. 🙂 Hatta gece gece ben bile karıştıracağım anlamsız şeyler yazacağım gibime geliyor, neyse. 🙂

Beyin kondisyonunu  sağlama: 1960’larda yapılan çalışmalarla bilim adamları beynin diğer devrelerin tersine REM devresinde daha aktif olduğunu keşfetti. Fred Snyder’a göre de rüyaların amacı beynin uyanıkken ki işlevlerini stimüle etmek, yani onu bir nevi formda tutmak. Uyku esnasında farklı bölgelerdeki sinirlerde farklı miktarda aktiviteler olur, bazı bölgeler pasifken diğerleri çok aktif olabilir. Ayrıca ısı düzenleme sistemi de REM uykusunda pasiftir. Buna göre de rüyalar bazı sinirleri tekrar devreye sokabilmek, belirli beyin bölümlerini dinlendirmek ve ısı düzenleme sistemini devreye sokmak için gereklidir. Tabi bu teori rüya içeriği ile pek ilgilenmiyor.

Dışa teyakkuz: Don Symons’a göre ise uyuyanlar dış tehlikelere maruzdurlar ve bunlara karşı tetikte olmak için etraflarını bilinçaltından özel duyularla gözlemlemeliler. Rüyalarda daha çok görsel ve hareket yeteneklerimiz aktiftir. Eğer koku alma gibi duyularımız da aktif olsa atalarımız uykusu esnasında dış dünyadan gelen tehditkar bir kokuyu algılayamayabilirdi.

Tehdit simülasyonu teorisi: Antti Revonsuo tarafından ilk ortaya atılan iddiaya göre ise geçmişteki atalarımız rüyalarında gerçek hayatlarında onları uyandırabilecek tehditlerle karşı karşıya kalarak egzersiz yapmış oluyorlardı. 🙂 Ben de birşey anlamadım. 🙂

Değerli işaret teorisi: Bazı davranışlar veya organlar dezavantajlı görünse bile aslında işe yarar olabilirler. Mesela bir ceylan leoparı gördüğünde hemen kaçmaya başlayabilir ancak bunun yerine kaçmadan yerinde sıçramayı ve bu şekilde leopara yakalasa bile elinden kolayca kurtulabilecek sağlıklı ve güçlü bir yapıda olduğu değerli işaretini gönderebilir. Rüyalar da bunlardan olabilir. REM devresinde insan göz kapaklarını oynatır. Veya daha olumsuz rüyalarımızda uyandığımızda utandıracak şeyler yapmış olmamızı sağlar. 🙂 Bunlarla birlikte REM devresinde kalabilirsek karşımızda bizi izleyenle iletişim kurduğumuz fikrini yaratabilirmiş.

Problem Çözücü olarak rüyalar: Deirdre Barrett’e göre rüyalar atalarımıza günlük yaşamlarında çözemedikleri sorunları için bir tür yaratıcı tuval oluşturuyordu. Buna Stanford Üniversitesi’nden William Dement araştırmasını örnek gösteriyor. Araştırmada bir grup öğrenciye uykudan önce bazı problemler veriliyor ve uykuda çözmeleri bekleniyor. Mesela bir tanesinde O, T, T, F, F harfleri veriliyor bunların sonsuz bir sıra oluşturduğu söylenip bunu belirleyen bir kural bulmaları isteniyor. Uykudaki bir öğrenci rüyasında kendisini bir resim galerisinde gördüğünü ve yürürken tabloları saydığını ancak altı ve yedinciye geldiğinde içindeki resimlerin çerçeveden düştüğünü görüyor ve bunda bir gizem olduğunu düşünüp bunun uykudan önce karşılaştığı problemin çözümü olabileceği aklına geliyor.

Tüm bu teoriler rüyaların evrimleri hakkında bir gerçek içeriyor olabilir ama hiçbiri tam olarak tekrar eden aynı rüyaların nedenini kanıtlamıyor. Araştırmalara göre bu tür rüyaların çoğunluğu kaçma ve kovalama rüyaları ki bunlar da tehdit simülasyonu teorisinden sayılıyor.

Ortalığı fazla karıştırmadım inşallah, gece gece yazı yazacağım diye inat edersem böyle olur işte.