Sözsüz müzik ve transçı gitarcı :)

____________________________________________________________________

Dinlenen sözsüz müzik eserleri farklı bir yere sahiptirler bende. Yani içinde söz olan şarkılar ayrı bir grup, olmayan eserler ise bambaşka bir gruptur. İkisi bir değildir, sözsüz olanı sevilendir.

Sözsüz müziği daha hoş bulduğumdan olsa gerek küçüklüğümden yabancı parçalara daha dinlemeye meyilliyimdir mesela. Muhtemelen müzik dinlerken sözler ile ilgilenen sanırım sol beyin idi fazla uğraşmak istemiyor ya da mantık hissi ağır basıp pek önemsemiyor. Bu yüzden pek duymak istemiyor. Bu yüzden de çevresel ve diğer seslerle ilgilenen diğer beyin lobuna bırakıyor işi. İkisinin arasında ya böyle bir anlaşma var, ya da bir anlaşamamazlık. E yabancı müziği de anlayamadığımdan, ya da kendini anlamak zorunda görmeyen beyin lobu işi diğer loba bırakmaya çalıştığından yabancı eserlere daha yatkınım. Yerli parçalardaki sözleri anladığından beyin pek uğraşmak istemiyor sanırım onlarla. 🙂

Sonra yerli müzik sevenler yabancılar için laf ederler, neden dinlemiyorum diye. Benim yerli hiçbir şarkı ile derdim yok ki; sadece onların sözlerini anlama ihtiyacım yok. 🙂

Tabi olay yabancılık değil de, genel olarak hoş melodiler ararım eserlerde. Bas, tiz, dıptıs dıptıs çok da aradığım şeyler değildir. Ama en basit bir flüt sesi bile melodilerinde hoş dalgalanmalar varsa dikkatimi çeker.

Aslında müzik gariptir, bazısı günahtır der; bazısı müzik olmasa Allah’ın varlığına inanmazdım ki der. Bazısı müziği, muzik olmadan sözleriyle dinler, bazısı sözünü bile istemez. Merak ettiğim beynin içinde bunu algılayan nasıl bir yapı var. Veya beğeni olayını nasıl, frekansları ne biçimde işleyerek veya hangi veya nasıl bir tabloyla karşılaştırarak yapıyor ve müziksel tercihleri doğuruyor.

Mesela sözsüz ve bol melodik trans eserleri, beynin sanki diğerlerinden daha farklı bir bölgesine hitap eder gibi. Şöyle diyeyim, amigdala ile dini inançları sağlayan bölgeleri birbirine sinirlerle bağlayan ve sonra o melodilere uygun elektrik akımı veren bir şey gibi. Hatta müziği ve dini inanç işlemlerini yapan beyin noktaları aynı, benzer ya da birbirine yakın gibi. Neyse, ortalığı bir gitarcı transçı dayıya bırakayım. 🙂