Etiketli yazılar: Kıssadan Hisse

Herkes bakamaz öyle abi

Kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç tel saç görmüş.
” Hım,…… demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım. ”
Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş.
Ertesi gün kalkmış, aynaya bakmış, kafasında iki tel saç kalmış.
” Hım. ” demiş, ” bugün saçımı ikiye ayıracağım.”
Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş.
Bir ertesi gün yine kalkmış, aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.
” Tamam, tamam. “ demiş. “ artık bugün atkuyruğu yaparım.”
Öyle de yapmış ve çok çok güzel bir gün geçirmiş.
Daha bir ertesi gün aynaya baktığında, kafasında bir tek tel bile kalmamış.
” Wow! ” diye bağırmış. ” Bugün saç derdim yok. ”
Bakış açısı her şeydir. Gerektiğinden kibar ol. Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten.

: Basit yaşa: Cömertçe sev, yürekten düşün sevdiklerini.
Devamını oku »

Herkes elinden geleni yapar

Oldukça serin bir sonbahar günü, bir çiftçi, tarlasında yerde sırtüstü yatmakta olan bir serçe görmüş. Tarlasını sürmeyi bırakmış, eğilip tüylü, narin yaratığa bakmış ve sormuş: Devamını oku »

Bu sırrın gizli tutulamayacağı kaçınılmaz bir gerçektir

Eğer bir insanın diğerlerinden daha iyi satılık mısırı, odunu, tahtası veya domuzları varsa ya da herkesten daha iyi sandalyeler, bıçaklar, eritme kapları veya kilise orgları yapıyorsa, ormanların derinliklerinde dahi yaşıyor olsa tüm zor yollar aşılıp ona ulaşılır. Ve kişi yasayı biliyorsa, ıssız bir kulübede de yaşıyor olsa insanlar onu bulur çıkarırlar. İnsan bir enstrüman çalarak ya da şarkı söyleyerek, cennete hapsolmuş ruhları sarabiliyorsa; veya peyzajlar yapıp ilkbaharın ve sonbaharın tüm cazibesini yağlıboyalarıyla ifade edebiliyorsa ya da şarkıları veya mısralarıyla insanları rahatlatıp sarhoş edebiliyorsa, bu sırrın gizli tutulamayacağı kaçınılmaz bir gerçektir. İlk tanık ikinciye söyler ve insanlar beşer, onar, ellişer kapısına dayanırlar.

Ralph Waldo Emerson’ın günlükleri – Boston, 1909

İnsan saklanamaz

İnsan saklanamaz. Dağlarda dolaşan bir seyyar satıcı olabilir, ama dünya onu bir finans kralı yapmak için bulur çıkarır. Dünya kendisinden tüm bir kıtanın demiryollarını işletmesini talep ettiğinde Long Island’dan lahana nakli yapıyor olabilir. Hak ettiği kariyer kendisine verildiğinde bakkallık yapıyor olabilir. Ve sonunda ülkedeki tüm yeşil petrol varillerinin iki ismi ve büyük bir şirketi bildirdiği gün gelir. Dr. John Paxton

Yarışma

Orta çağda yaşamış olan zengin bir kral büyük bir yarışma düzenlemeye karar verir. Bütün halka haber verilir. Yarışma sonucunda birinciye ödül verilecektir. Kazanan, üç ödül arasından seçebilecektir. Halk ödülleri duyar; ‘beş çuval altın, krallığın yarısı ya da kralın dillere destan güzelliğe sahip olan kızı!’ Devamını oku »

Sevgili mazeretlerimiz

Sevgili mazeretlerimiz, sizle sadece kendimizi kandırıyoruz. Hepsi de bir eğer ifadesinin arkasına çok yakışıyor.
Devamını oku »

Suçlamak

Yıllarca çalışmanın iki büklüm ettiği bir ihtiyar adam, ormanda çalı çırpı topluyordu. Topladıklarını bir araya getirdi, bağladı, zor zahmet sırtlanarak kulübesine doğru yola çıktı. Yolda uzun yıllar boyunca ne kadar çok çalıştığını düşündü ve kendi kendisine acımaya başladı. Birdenbire, artık bu yüke daha fazla dayanamayacağını gösteren bir tavırla sırtındaki çalı çırpı yükünü yere fırlattı ve kendi kendine söylendi:
Eğer hayat bu ise,artık tahammülüm kalmadı. Ölüm meleği bir an önce gelsin ve benim canımı alsın daha iyi…
Ölmenin yaşamaktan daha iyi olduğunu söyleyen ihtiyar adam daha sözlerini tamamlamamıştı ki, ölüm meleği karşısına çıktı ve ona:
“Beni çağırdığınızı duydum. Bir isteğiniz mi var?” dedi
İhtiyar adam hemen kendini toparlayarak cevap verdi:
Lütfen efendim, şu çalı çırpı demetini sırtıma yüklemede yardım eder misiniz?

; suçlamak problemi kalıcı hale getirmenin mükemmel bir yoludur, Hiç değilse başkalarından değil kendinizden başlayın buna…

Yenmiş çikolata

Cem ile Ayşen, bir arkadaş toplantısında tanıştılar. Cem 30 yaşında özel sektörde profesyonel olarak çalışan bir gençti. Ayşen ise 28 yaşında yine profesyonel olarak çalışan bir genç hanımdı. Bu yaşlarda insan “Terminatör” gibi oluyor. 1980lerin en ünlü filmlerinden biri, James Cameron’un yönettiği, Arnold Schwarzeneger’in oynadığı “Terminatör” filmidir. Filmde gelecekten gelen bir robot olan “Terminatör”, Sarah O’Connor’ı yok etmek ister. Ekranda sık sık bu robotun kafasının içinden dış dünya görünür. Terminatör, çevresindeki herkesi teker teker kontrol eder ve bu benim hedefim olabilir mi, diye değerlendirir. 30′lu yaşlarında evlenmeyi düşünen insanların durumu da böyledir. Her gördüğüne “Bu benim hedefim olabilir mi?” diye bakar, “Olabilir” diye karar verdiğine doğru gider ve hedefe kilitlenir.

Cem ile Ayşen de Terminatör modunda dolaşırken birbirlerine baktılar ve hedefe karşılıklı olarak kilitlendiler.

İlk hamleyi Cem yaptı. Cem, Ayşen’i iş yerinden arayarak kahve içmeye davet etti. Ayşen de teklifi kabul etti. İkisi de güzelce hazırlandılar ve bir kafetaryada kahve içip sohbet ettiler.

Yeni tanışan çiftler, ilk buluşma keyifli geçerse yeniden buluşmak isterler.

Cem izleyen haftalarda “daha fazlasını iste” ilkesiyle hareket etmeye devam etti. Böylece kahve içmeyi, sinema, tiyatro, dışarıda yemek, piknik ve evde yemek takip etti.

Bu şekilde bir altı ay geçti. Ancak sonunda Cem açısından beklenmedik bir olay oldu. Ayşen, Cem’e ayrılmak istediğini, birlikte bir gelecek göremediğini söyledi ve ayrıldılar.

Cem, Ayşen’i unutamadı. Onu tekrar tekrar aradı. Ayşen telefonları açmadı. Cem kısa mesajlar, e-postalar, gönderdi. Ayşen bunlara da cevap vermedi. Cem araya aracılar soktu. Ayşen aracılarından, ortak arkadaşlarından da etkilenmedi. Cem Ayşen’e çiçekler gönderdi. Hiçbir olumlu geribildirim gelmiyordu. Cem ümitsizliğe düştü. Tam bu sırada, bir arkadaşının ona söylediği bir söz aklına geldi:

“Sıradan yollarla ulaşamadığımız sonuçlar için sıra dışı çözümler gereklidir.”

Cem Ayşen’i yeniden kazanmak için yaptıklarının çok sıradan olduğunu düşündü. Şehrin en ünlü çikolatacasına gitti; en kalitelisinden bir kutu çikolata aldı. Paketlemeden önce, bir masaya arkası dönük şekilde oturdu ve çikolatalarla bir şeyler yaptı. Daha sonra çikolatalar paketlendi ve Ayşen’e gönderildi.

Ayşen, işyerinde paketi aldı; üstünde Cem’in kartı vardı. Ayşen kutuyu açtı, ancak kutunun içiçndeki manzara şaşırtıcıydı. Tüm çikolatalar ısırılmıştı. Ayşen şaşkınlıkla ısırılmış çikolatalara bakarken kutunun sağ alt köşesinde küçük bir not gördü. Şöyle yazmaktaydı:

“Hepsini denedim, senin kadar tatlısını bulamadım.”

Ayşen bu hediyeden çok etkilendi. Sonunda yeniden bir araya gelerek nişanlandılar.

Melih Arat – Sıradışı Yaşam Becerileri

Şimdi abicim, bu olaya romantik diyen kız da vardır, hayvani diyen kız da. Gerçi, adamın salyaları çikolatanın temas eden parçalarını kaplamış oradaki bakteri mikrop vs. şeyleri eritmiş olabilir diye sağlıklı olabilir ama, adamın hastalık taşıma ihtimali de var değilmi… Neyse… Yine de bence yapılmayacak, biraz hayvani bir şey. :)

Ya pekişirse? :)

Cinali, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşla sordu:
-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa? Devamını oku »

Genç Çift

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına “Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.” demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş. Devamını oku »